ABD'de geçici koruma statüsüne (TPS) sahip Myanmar vatandaşları, Yüksek Mahkeme'nin Haziran ayında verdiği bir kararın ardından sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Federal mahkemelerin, TPS tasarımlarına itiraz etme yetkisini sınırlayan karar, binlerce Myanmar vatandaşının ABD'deki statüsünü tartışmaya açtı. Karar, özellikle ülkelerindeki iç savaş ve insan hakları ihlallerinden kaçarak ABD'ye sığınan Myanmar vatandaşları için büyük bir belirsizlik yaratıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Myanmar'da 2021'de gerçekleşen askeri darbe, ülkede şiddetli bir iç savaşı tetiklemiş ve milyonlarca insanı yerinden etmişti. Bu durum, ABD yönetimini Myanmar vatandaşlarına TPS sağlamaya yöneltmişti. TPS, ülkesinde savaş, doğal afet veya olağanüstü durumlar nedeniyle güvenli koşullar oluşana kadar yabancı uyrukluların ABD'de kalmasına izin veren geçici bir statü. Ancak Yüksek Mahkeme'nin Haziran 2025'te verdiği karar, federal mahkemelerin TPS tasarımlarını inceleme yetkisini önemli ölçüde kısıtladı. Karar, Başkan'ın TPS konusundaki yetkisini genişletirken, göçmen hakları savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı.
Yüksek Mahkeme'nin kararı, TPS statüsünün iptal edilmesi durumunda mahkemelerin müdahale edemeyeceği anlamına geliyor. Bu, Myanmar vatandaşlarının statülerinin hükümet kararıyla sona erdirilmesi halinde yasal bir başvuru yolunun kapanması anlamına geliyor. Karar, özellikle Başkan Donald Trump yönetiminin göçmenlik politikalarıyla örtüşüyor. Trump yönetimi, TPS statüsünü daraltma ve sınır dışı etme politikalarını sıkılaştırma çabalarını sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki değişimlerin yanı sıra Myanmar'daki insani krize de ışık tutuyor. Myanmar'da askeri cunta ile direniş güçleri arasındaki çatışmalar, ülke içinde 3 milyondan fazla insanın yerinden edilmesine yol açtı. BM verilerine göre, Myanmar nüfusunun üçte biri insani yardıma muhtaç durumda. ABD'nin TPS kararı, bu insanların uluslararası koruma arayışlarını doğrudan etkiliyor.
Küresel ölçekte, ABD'nin TPS politikalarındaki bu daralma, diğer ülkeler için de bir emsal teşkil edebilir. Özellikle Batılı ülkelerin, savaş ve iklim değişikliği nedeniyle artan göç dalgaları karşısında koruma politikalarını gözden geçirdiği bir dönemde, ABD'nin bu adımı, uluslararası mülteci rejimini zayıflatabilir. İnsan hakları örgütleri, kararın, dünya genelinde artan yerinden edilme krizlerine karşı kolektif bir yanıt verilmesini engelleyeceğini belirtiyor.
Myanmar vatandaşları için ise bu karar, ABD'deki yaşamlarının ve geleceklerinin belirsizleşmesi anlamına geliyor. Birçoğu, ABD'de kurdukları düzenlerini terk etmek zorunda kalabilir veya sınır dışı edilme riskiyle yaşamak zorunda kalacak. Bu durum, hem ABD'deki Myanmar diasporası hem de uluslararası toplum için kaygı verici bir tablo ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç ve mülteci politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Suriyeli mültecilere yönelik geçici koruma rejimini uygularken, uluslararası hukuk ve insan hakları normlarına bağlılık konusunda benzer tartışmalarla karşı karşıya. ABD'nin TPS kararı, ülkelerin geçici koruma statülerini tek taraflı olarak sona erdirme yetkilerinin insani sonuçlarını gözler önüne seriyor. Türkiye'nin, mülteci koruması alanındaki uygulamalarında uluslararası standartlara uygunluğu ve sürdürülebilirliği açısından bu kararın izlenmesi önem taşıyor. Ayrıca, Myanmar krizine dikkat çeken bu karar, Türkiye'nin Asya'daki insani diplomasi çabalarına dolaylı bir etki yapabilir.