Myanmar'da General Min Aung Hlaing liderliğindeki askeri cunta, Şubat 2021 darbesinin ardından oluşturduğu "sivil" hükümet yapısını sofistike bir propaganda ağıyla ayakta tutuyor. Ülkenin bağımsız medyası ise hem baskı hem de fon yetersizliği nedeniyle çöküşün eşiğinde. Bu durum, Myanmar'da demokratik geçiş maskesi altında süren askeri vesayetin en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
Min Aung Hlaing, 1 Şubat 2021'de seçilmiş hükümeti devirerek yönetime el koydu. Uluslararası toplumun tepkisine rağmen, cunta lideri 2023'te kendisini başbakan ilan etti ve sivil bir kabine atadı. Ancak bu sivil görünüm, gerçekte askeri rejimin kontrolünü gizlemek için kurgulanmış bir kukla sistemi. Cunta, sosyal medyada sahte hesaplar, devlet medyasında tekrarlanan propaganda ve muhalif sesleri susturmak için siber saldırılar kullanıyor.
Myanmar'da bağımsız haber kuruluşları, özellikle The Myanmar Now, Frontier Myanmar ve Democratic Voice of Burma gibi yayınlar, cuntanın hedefinde. Bu kuruluşlar, savaş suçları, ekonomik kötü yönetim ve insan hakları ihlallerini belgelemeye devam ediyor. Ancak uluslararası bağışçıların desteği azaldıkça, bu mecralar ya kapanma riskiyle karşı karşıya ya da operasyonlarını önemli ölçüde daraltmak zorunda kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Myanmar'daki bu propaganda savaşı, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel olarak da yankı buluyor. ASEAN ülkeleri, Myanmar krizine çözüm bulmakta başarısız olurken, Çin ve Rusya gibi güçler cuntaya diplomatik ve ekonomik destek sağlıyor. Öte yandan, Batılı ülkelerin yaptırımları ve yardım kesintileri, cuntanın dışlanmasına neden olsa da, krizin çözümüne katkıda bulunmuyor. Bağımsız medyanın fon sıkıntısı, Myanmar'daki direniş hareketinin uluslararası kamuoyunun dikkatinden kaçmasına yol açıyor.
Ülkede iç savaş hali sürüyor: Etnik silahlı gruplar ve sivil direniş güçleri, cuntaya karşı mücadele ediyor. Ancak cunta, hava saldırıları ve toplu infazlarla kontrolü sağlamaya çalışırken, propaganda aygıtı sayesinde kendi anlatısını meşrulaştırıyor. Bu durum, Myanmar'da gerçek bir demokratik dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki gelişmeler, Türkiye'nin ASEAN ülkeleriyle artan ticari ilişkileri bağlamında dolaylı bir öneme sahip. Türkiye, Rohingya Müslümanlarına yönelik yardımlarıyla bilinse de, askeri cunta ile resmi diplomatik temaslarını sınırlı tutuyor. Bağımsız medyanın zayıflaması, Myanmar'da insan hakları ihlallerinin görünürlüğünü azaltarak uluslararası kamuoyunun tepkisini hafifletiyor. Bu durum, Türkiye'nin insani yardım politikalarının etkinliğini sorgulatabilir. Ayrıca, Myanmar'da Çin etkisinin artması, bölgesel güç dengesinde Türkiye'nin çıkarlarına doğrudan yansımasa da, Hint-Pasifik stratejisi açısından izlenmesi gereken bir trend.