Myanmar'da şiddetli muson yağmurlarının yol açtığı sellerde en az 30 bin kişi etkilenirken, ülkenin batısındaki Lemyethna kasabası krizin merkezi durumunda. Ngawun Nehri'nin 30 Temmuz gecesi setini yararak köyleri ve tarım arazilerini su altında bırakması, bölgede zaten kırılgan olan durumu daha da kötüleştirdi. Yetkililer, binlerce kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını, altyapının ciddi hasar gördüğünü ve mahsullerin büyük bölümünün yok olduğunu bildirdi. Bu durum, ülkede süregelen silahlı çatışmalarla birleşince gıda güvenliği alarm veriyor.
Sellerin Arkasındaki Nedenler
Myanmar'da her yıl muson mevsiminde yaşanan seller, bu yıl beklenenden daha şiddetli ve yıkıcı oldu. Ngawun Nehri'nin taşması, bölgedeki altyapı yetersizliği ve iklim değişikliğine bağlı yağış rejimlerindeki değişikliklerle ilişkilendiriliyor. 30 Temmuz gecesi nehir setinin yarılmasıyla sular, çevredeki köyleri ve tarım arazilerini hızla kapladı. Lemyethna'da yaşayanlar, gece yarısı uyarılmadan suların yükseldiğini ve birçok kişinin eşyalarını bile alamadan kaçtığını anlattı. Yetkililer, tahliye merkezlerinde barınanların sayısının her geçen saat arttığını açıkladı. Bölgedeki nehir seviyesinin hâlâ tehlikeli seviyede olduğu, daha fazla taşkın riski bulunduğu belirtiliyor.
Seller, yalnızca evleri değil, aynı zamanda pirinç tarlalarını da vurdu. Myanmar'ın tarım ekonomisinin bel kemiği olan pirinç üretiminde büyük kayıplar yaşanması, hem bölgesel gıda arzını hem de geçim kaynaklarını tehdit ediyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), mahsul kayıplarının 2024 yılının sonuna kadar bölgedeki gıda fiyatlarını artırabileceği ve kıtlık riskini yükseltebileceği uyarısında bulundu. Yerel çiftçiler, tarlalarının tamamen su altında kaldığını ve bu sezon için hiçbir ürün alamayacaklarını ifade ediyor.
Çatışma ve İklim Değişikliği Gıda Güvenliğini İki Koldan Tehdit Ediyor
Myanmar, 2021'deki askeri darbeden bu yana iç çatışmalarla boğuşuyor. Ülkenin birçok bölgesinde ordu ile etnik silahlı gruplar arasındaki çatışmalar, insani yardım dağıtımını engelliyor ve yerinden edilme krizini derinleştiriyor. Sellerin vurduğu bölgelerde de çatışmalar yaşanıyor; bu durum, yardım kuruluşlarının bölgeye erişimini zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), çatışmalar nedeniyle şu ana kadar yalnızca sınırlı sayıda ekibin etkilenen bölgelere ulaşabildiğini açıkladı. Yardım çalışanları, su, gıda ve sağlık malzemelerinin acil ihtiyaç olduğunu ancak güvenlik endişeleri nedeniyle dağıtımın yavaş ilerlediğini belirtiyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle artan sel olaylarının, Myanmar'ın zaten kırılgan olan gıda sistemini daha da savunmasız hale getirdiğine dikkat çekiyor. Bölgedeki ekosistemlerin ve su kaynaklarının yönetimi, çatışmalar nedeniyle ihmal edilirken, iklim kaynaklı afetler daha yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Myanmar'ın güneyindeki Ayeyarwady Deltası, dünyanın en verimli pirinç üretim bölgelerinden biri olmasına rağmen, bu tür afetlere karşı en savunmasız alanlar arasında yer alıyor. Bölgede yaşayanların büyük bir kısmı geçimini tarımla sağlarken, seller bu geçim kaynaklarını hızla yok ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki sel felaketi, bölgesel istikrarı tehdit eden bir insani krize dönüşme riski taşıyor. Türkiye, gerek Birleşmiş Milletler çatısı altında gerekse insani yardım kuruluşları aracılığıyla afet bölgelerine yardım ulaştırma konusunda deneyimli bir ülke. Bu tür krizlerde Türkiye'nin aktif rol üstlenmesi, hem bölgesel etkisini artırabilir hem de insani diplomasi açısından önemli bir kazanım sağlayabilir. Ayrıca, iklim değişikliği kaynaklı afetlerin sıklığının artması, Türkiye'nin iklim politikalarında uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin bu tür krizlere hızlı müdahale kabiliyeti, uluslararası toplumdaki itibarını güçlendirirken, Myanmar'daki durumun yakından izlenmesi ve gerekli insani yardım çağrılarına destek verilmesi bekleniyor.