Myanmar hükümeti, 11 yıl önce Rohingya azınlığının kimliğini sistematik olarak silme girişiminde bulundu. Bu politikalar, ülkenin kapsayıcı bir siyasi düzen tesis etme konusundaki daha geniş çaplı başarısızlığının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Rohingya kimliğinin bastırılması, Myanmar'ın demokratikleşme sürecindeki derin sorunları gözler önüne seriyor. ASEAN'ın bu duruma kayıtsız kalmaması ve bölgesel bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.
Rohingya Kimliğinin Silinmesinin Arka Planı
Myanmar'da Rohingya Müslümanları, uzun yıllardır devlet destekli ayrımcılık ve şiddete maruz kalıyor. 1982 Vatandaşlık Yasası ile Rohingyalar vatandaşlıktan çıkarıldı ve yabancı olarak sınıflandırıldı. 2012'de Rakhine eyaletinde patlak veren mezhepsel şiddet olayları, yüz binlerce Rohingya'nın yerinden edilmesine yol açtı. 2017'de Myanmar ordusunun Rohingya köylerine yönelik gerçekleştirdiği ve Birleşmiş Milletler tarafından soykırım olarak nitelendirilen operasyonlar sonucunda 700 binden fazla Rohingya Bangladeş'e kaçmak zorunda kaldı. Ancak Rohingya kimliğinin hedef alınması yeni bir olgu değil; 11 yıl önce de benzer politikalar uygulanmıştı.
Myanmar yönetimi, Rohingyaları "Bengalli" olarak tanımlayarak onların etnik kimliğini reddediyor ve ülkenin yerli halkı olmadıklarını iddia ediyor. Bu söylem, Rohingyaların sistematik olarak dışlanmasının ve haklarının ihlal edilmesinin meşrulaştırılmasında kullanılıyor. Eğitim, sağlık, istihdam gibi temel hizmetlere erişimleri engelleniyor; seyahat özgürlükleri kısıtlanıyor ve kamplarda yaşamaya zorlanıyorlar.
Rohingya kimliğinin bastırılması, Myanmar'ın etnik çeşitliliği yönetme konusundaki başarısızlığının bir göstergesi. Ülke, bağımsızlığından bu yana farklı etnik gruplar arasında eşitlik ve adalet sağlayacak kapsayıcı bir siyasi düzen kuramadı. Rohingya meselesi, bu yapısal sorunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ASEAN'ın Tutumu
ASEAN, Myanmar'daki Rohingya krizine müdahale etme konusunda isteksiz davrandı. Örgütün temel ilkeleri arasında yer alan iç işlerine karışmama politikası, üye ülkelerin insan hakları ihlallerine karşı ortak bir tavır almasını zorlaştırıyor. Ancak son yıllarda ASEAN içinde de eleştiriler artıyor. Endonezya ve Malezya gibi ülkeler, Rohingya mültecilere yönelik insani yardım çağrılarında bulundu ve Myanmar üzerindeki baskının artırılmasını talep etti.
Uluslararası toplum ise Myanmar'a yönelik yaptırımlar ve silah ambargoları ile baskı kurmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler, Rohingya'ya yönelik zulmü soykırım olarak tanımladı ve sorumluların yargılanması için çağrıda bulundu. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde süreç devam ediyor. Ancak Myanmar ordusunun yönetime el koyduğu 2021 darbesinden bu yana ülkede istikrar daha da bozuldu ve Rohingyaların durumu daha da kötüleşti.
Rohingya kimliğinin tanınması ve haklarının iadesi, Myanmar'da kalıcı barış ve istikrarın tesisi için kritik önem taşıyor. ASEAN'ın bu konuda daha aktif bir rol üstlenmesi, bölgesel insan hakları mimarisinin güçlendirilmesi açısından da elzem. Örgütün, Myanmar yönetimi üzerinde etkili bir baskı mekanizması geliştirmesi ve Rohingyaların vatandaşlık haklarının tanınması için somut adımlar atması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rohingya krizine karşı duyarlılığı ve insani yardımlarıyla öne çıkan ülkelerden biri. Krizin ilk günlerinden itibaren bölgeye yardım gönderen Türkiye, Bangladeş'teki kamplarda yaşam koşullarının iyileştirilmesi için projeler yürütüyor. Ancak meselenin siyasi çözümü konusunda Türkiye'nin etki alanı sınırlı. ASEAN ile diyalog halinde olan Türkiye, Myanmar üzerinde baskı kurulması için uluslararası platformlarda çağrılar yapıyor. Rohingya meselesi, Türkiye'nin insani diplomasi vizyonunun bir parçası olarak öne çıkıyor. Öte yandan, Myanmar'daki istikrarsızlık, bölgesel güvenlik ve göç hareketleri açısından Türkiye'yi de dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, ASEAN ile ilişkilerini geliştirirken Rohingya konusunu gündemde tutmaya devam edecek gibi görünüyor.