Hindistan, hava kuvvetlerini modernize etmek ve yerli olarak geliştirilen savaş uçaklarından oluşan bir filo kurmak gibi yüksek bir hedefe sahip. Ancak bu uçakların üretimi, motor tedarikindeki gecikmeler ve diğer darboğazlar nedeniyle aksıyor. Savunma analistleri, bu durumun Hindistan'ın gelecekteki hava savaşlarındaki kabiliyetini sınırlayabileceği uyarısında bulunuyor. 11 Ekim'de yaşanan gelişmeler, ülkenin bu alandaki zorluklarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Hindistan'ın Yerli Savaş Uçağı Programı ve Karşılaşılan Engeller
Hindistan Hava Kuvvetleri (IAF), uzun yıllardır filosunu genişletmek ve eskimiş uçaklarını değiştirmek için çaba harcıyor. Bu kapsamda, Hindustan Aeronautics Limited (HAL) tarafından geliştirilen Tejas hafif savaş uçağı (LCA) programı büyük önem taşıyor. Tejas, Hindistan'ın yerli savunma sanayii hamlesinin sembolü haline gelmiş durumda. Ancak program, başından beri çeşitli sorunlarla boğuşuyor.
En önemli sorun, uçakların motorları. Tejas'ın Kalp (Kaveri) motoru projesi arızalar ve performans yetersizlikleri nedeniyle rafa kaldırılmış, bunun yerine Amerikan General Electric (GE) F404 ve F414 motorları kullanılmıştı. Son dönemde GE'nin motor teslimatlarında yaşanan gecikmeler, üretim hattını doğrudan etkiliyor. Hindistan Savunma Bakanlığı, 2021 yılında 83 adet Tejas Mk1A uçağı için HAL ile yaklaşık 6,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzalamıştı. Ancak motor tedarikindeki aksamalar nedeniyle bu uçakların teslimat takvimi sarkıyor.
Bunun yanı sıra, yerli üretimde kullanılan kompozit malzemeler, aviyonik sistemler ve yazılım entegrasyonu gibi alanlarda da çeşitli darboğazlar yaşanıyor. HAL, üretim kapasitesini artırmak için yeni tesisler kurma ve tedarik zincirini güçlendirme çalışmaları yürütse de, istenen hıza ulaşılamıyor. Savunma analistleri, Hindistan'ın 42 filo hedefinin çok altında kaldığını, mevcut filo sayısının 30 civarında olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın savaş uçağı üretimindeki aksaklıklar, yalnızca askeri bir mesele değil; aynı zamanda bölgesel güç dengesini de yakından ilgilendiriyor. Çin ile yaşanan sınır anlaşmazlıkları ve Pakistan ile olan gerilim, Hindistan'ın hava gücünü sürekli hazır tutmasını gerektiriyor. Çin, son yıllarda kendi geliştirdiği J-20 hayalet avcı uçağı da dahil olmak üzere hava filosunu hızla modernize ediyor. Pakistan ise Çin ile ortak üretim yaptığı JF-17 savaş uçaklarıyla kabiliyetlerini artırıyor. Hindistan'ın bu yarışta geri kalması, Asya-Pasifik'teki askeri dengeyi etkileyebilir.
Ayrıca Hindistan, savunma sanayiinde kendi kendine yeterlilik hedefi doğrultusunda dışa bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Ancak motor gibi kritik bileşenlerde dışa bağımlılık devam ediyor. Bu durum, Hindistan'ın savunma ihracatçısı olma hedefini de sekteye uğratıyor. Ülke, Tejas uçaklarını dost ülkelere satmayı planlıyor ancak üretim sorunları bu planları da geciktiriyor. Öte yandan, Hindistan'ın savunma ithalatçısı olmaya devam etmesi, ABD, Fransa ve Rusya gibi tedarikçi ülkelerle ilişkilerini de şekillendiriyor.
Uzmanlar, Hindistan'ın yerli üretim kapasitesini artırmak için özel sektörü daha fazla devreye sokması ve Ar-Ge yatırımlarını hızlandırması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, Hint Hava Kuvvetleri'nin operasyonel hazırlığı olumsuz etkilenecek ve ülkenin bölgesel caydırıcılığı zayıflayacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın yerli savaş uçağı üretimindeki tıkanıklık, Türkiye'nin kendi savunma sanayii hamleleri açısından ders niteliğinde. Türkiye de benzer şekilde TF-X Milli Muharip Uçak (MMU) projesinde motor konusunda dışa bağımlılık sorunu yaşıyor ve yerli motor geliştirme çalışmalarını sürdürüyor. Hindistan örneği, kritik bileşenlerde dışa bağımlılığın ne kadar riskli olduğunu gösteriyor. Ayrıca Hindistan'ın yaşadığı gecikmeler, bölgesel bir aktör olarak Asya-Pasifik'teki güç dengesini etkileyerek küresel savunma pazarındaki rekabeti de şekillendirebilir. Türkiye, savunma ihracatında potansiyel bir rakip olarak Hindistan'ın bu zaaflarını değerlendirebilir.