Myanmar yönetimindeki askeri cuntanın lideri Min Aung Hlaing’in Hindistan’a yaptığı resmi ziyaret, Yeni Delhi’nin yıllardır uyguladığı “Sorunlu Komşuluk Politikası”nı yeniden gündeme taşıdı. Bir yandan askeri rejimle ekonomik ve güvenlik işbirliğini derinleştirmek isteyen Hindistan, öte yandan Myanmar’daki demokrasi yanlısı güçlerin tepkisini çekiyor. Ziyaret, Hindistan’ın kuzeydoğusundaki sınır güvenliği ve enerji projeleri açısından kritik anlaşmaların zeminini hazırlarken, bölgesel dengeleri de etkileyebilir.
Ziyaretin Arka Planı ve Hindistan’ın Çıkmazı
Min Aung Hlaing’in 2025 yılının başlarında gerçekleştirdiği bu ziyaret, 2021 darbesinden bu yana Hindistan’a yaptığı ilk resmi ziyaret olma özelliğini taşıyor. Hindistan hükümeti, ziyareti “kalkınma ortaklığını güçlendirme” çerçevesinde sunsa da, Myanmar’da sivillere yönelik şiddet ve insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası toplumdan gelen eleştirilere maruz kalıyor. Delhi’nin öncelikli hedefleri arasında, sınır ötesi isyancı grupların faaliyetlerini engellemek, iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmak ve özellikle Myanmar’daki doğalgaz yataklarına erişimi güvence altına almak yer alıyor. Ancak bu pragmatik yaklaşım, Hindistan’ın demokrasi ve insan hakları söylemiyle çelişiyor.
Ziyaret kapsamında, Hindistan’ın kuzeydoğu eyaletlerine enerji tedariki için Myanmar üzerinden geçen doğalgaz boru hattı projesinin yeniden canlandırılması ve sınır bölgelerinde ortak altyapı yatırımları ele alındı. Ayrıca, Hindistan’ın Myanmar’daki kalkınma projelerine (örneğin, Sittwe limanı ve Kaladan Çoklu Taşımacılık Projesi) askeri yönetimin desteğini sürdürmesi bekleniyor. Bu projeler, Hindistan’ın Bangladeş ve Myanmar üzerinden kuzeydoğu bölgelerine bağlantı sağlama stratejisi açısından hayati önem taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan’ın Myanmar politikası, sadece ikili ilişkilerle sınırlı değil; aynı zamanda Çin’in artan etkisi, ASEAN’ın tutumu ve ABD’nin yaptırımları gibi faktörlerle şekilleniyor. Çin, Myanmar’da askeri yönetime verdiği destekle Hint-Pasifik bölgesinde stratejik avantaj elde etmiş durumda. Hindistan, Çin’in Myanmar’daki nüfuzunu dengelemek için askeri cuntayla angaje olmak zorunda kalıyor. Öte yandan, ABD ve Avrupa Birliği’nin yaptırımları, Hindistan’ı Myanmar’la ticaret ve yatırım konusunda dikkatli olmaya itiyor. Ziyaret, Hindistan’ın “çok yönlü diplomasi” anlayışıyla, Çin’e karşı bir alternatif sunma çabası olarak da okunabilir.
Ancak bu politikaların bir bedeli var: Myanmar’daki demokrasi yanlısı Ulusal Birlik Hükümeti (NUG) ve sivil toplum örgütleri, Hindistan’ın tutumunu sert şekilde eleştiriyor. NUG, Hindistan’ın askeri yönetime meşruiyet kazandırdığını ve insan hakları ihlallerine ortak olduğunu savunuyor. Bu durum, Hindistan’ın bölgedeki yumuşak gücünü zayıflatırken, iç siyasette de tepki çekiyor. Özellikle Batılı ülkelerle ilişkilerini dengelemeye çalışan Hindistan, Myanmar krizinde taraf olarak görülmekten kaçınmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar’daki askeri yönetimle Hindistan arasındaki yakınlaşma, Türkiye’nin Güneydoğu Asya’daki dengeleri açısından dolaylı önem taşıyor. Türkiye, Myanmar konusunda genel olarak ASEAN ve BM çerçevesinde insan hakları vurgusu yapan bir tutum benimserken, Hindistan’ın bu angajmanı, bölgedeki güç mücadelesinde yeni bir parametre oluşturuyor. Türkiye’nin Bangladeş ve Pakistan gibi ülkelerle olan ilişkileri, Myanmar’daki gelişmelerin etkileyebileceği Güney Asya ticaret yollarını da gündeme getiriyor. Ayrıca, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatı hedeflediği ülkeler arasında Hindistan’ın da bulunması, Myanmar faktörünün ikili ilişkilere yansıma potansiyelini artırıyor. Bu nedenle, Hindistan’ın Myanmar politikası, Ankara’nın bölgesel stratejileri bağlamında izlenmesi gereken bir gelişme olarak değerlendirilebilir.