Myanmar'da askeri cunta yönetimi, 2011 yılında halk protestoları nedeniyle askıya alınan Monywa bakır-altın madenindeki dev baraj projesini yeniden canlandırmak için harekete geçti. Ancak bu kez projenin temel amacı enerji üretimi değil; Çin’in bölgedeki stratejik çıkarlarını karşılamak. Yerel kaynaklar, cuntanın Çin devletine ait Wanbao Madencilik şirketiyle yeni bir anlaşma imzalamaya hazırlandığını bildiriyor. Analistler, projenin yeniden başlamasının Myanmar'ın Çin'e bağımlılığını daha da artıracağı görüşünde.
Projenin geçmişi ve yeniden gündeme gelişi
Myanmar'ın kuzeyindeki Sagaing Bölgesi'nde yer alan Monywa bakır madeni, dünyanın en büyük bakır yataklarından birine sahip. 2010 yılında dönemin askeri cuntası ve Çin'in Wanbao şirketi arasında imzalanan anlaşmayla madenin genişletilmesi ve bir baraj inşa edilmesi planlanmıştı. Ancak proje, çevresel tahribat ve yerel halkın zorla yerinden edilmesi gibi nedenlerle büyük tepki çekmişti. 2011 yılında başlayan kitlesel protestolar, dönemin sivil hükümetinin projeyi askıya almasına yol açmıştı.
Şimdi ise, 2021 darbesiyle iktidarı ele geçiren askeri cunta, ülke içindeki meşruiyet krizini aşmak ve uluslararası yaptırımların etkisini hafifletmek için Çin'e yanaşıyor. Uzmanlar, cuntanın Çin'in desteğini alarak hem ekonomik darboğazdan kurtulmayı hem de diplomatik izolasyonu kırmayı hedeflediğini belirtiyor. Projenin yeniden başlaması için altyapı çalışmalarına çoktan başlandığı, Wanbao şirketinin bölgeye ekipman ve personel sevk ettiği bildiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Monywa barajının yeniden canlandırılması, yalnızca Myanmar-Çin ilişkileri açısından değil, aynı zamanda bölgesel güç dengeleri bakımından da kritik. Çin, uzun süredir Myanmar'ı Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında stratejik bir ortak olarak görüyor. Özellikle Bengal Körfezi'ne açılan hatlar, Çin'in Hint Okyanusu'ndaki enerji ve ticaret yolları için hayati önem taşıyor. Bu nedenle Beijing, cuntaya yönelik uluslararası baskılara rağmen ekonomik ve askeri desteğini sürdürüyor.
Öte yandan, projenin yeniden başlaması Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin de tepkisini çekiyor. 2011 protestolarında onlarca kişinin hayatını kaybettiği hatırlatılırken, cuntanın aynı hatayı tekrarlamaması gerektiği vurgulanıyor. Ancak batılı ülkelerin Myanmar'a uyguladığı yaptırımlar, cuntanın Çin'e daha da yakınlaşmasına neden oluyor. Enerji uzmanları, barajın tamamlanması halinde madenin işletilmesi için gerekli suyun sağlanacağını, bunun da bölgedeki su kaynakları üzerinde yeni sorunlar yaratabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki bu gelişme, Türkiye'nin Güneydoğu Asya'ya yönelik dış politikası açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Myanmar'daki askeri cuntayı tanımamakla birlikte, bölgede Çin'in artan nüfuzunu yakından izliyor. Çin'in Myanmar üzerinden Hint Okyanusu'na açılımı, Türkiye'nin Afrika ve Güney Asya'daki ticaret yollarına alternatif güzergahlar oluşturulması çabalarını etkileyebilir. Ayrıca, Myanmar'daki insan hakları ihlallerine karşı uluslararası toplumun tutumu, Türkiye'nin benzer konulardaki duruşuyla paralellik gösterebilir. Ankara, Birleşmiş Milletler nezdinde Myanmar halkının haklarını desteklerken, Çin'in bölgedeki yatırımlarının askeri cuntaları meşrulaştırmaması gerektiğini savunuyor.