Myanmar'da 2021 darbesiyle iktidara gelen askeri yönetimin lideri Orgeneral Min Aung Hlaing, bugün Tayland'ın başkenti Bangkok'a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret, cunta yönetiminin beş yıllık uluslararası izolasyonun ardından başlattığı diplomatik açılım çerçevesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Tayland Başbakanı Prayut Chan-o-cha ile görüşmesi beklenen Min Aung Hlaing'in, ikili ilişkilerin yanı sıra sınır güvenliği ve ekonomik iş birliği konularını ele alması öngörülüyor. Ziyaret, Myanmar'daki askeri yönetimin bölgesel meşruiyet arayışının bir parçası olarak görülürken, Tayland'ın bu ziyareti kabul etmesi ise ASEAN içindeki derin görüş ayrılıklarını yeniden gündeme getirdi.
Beş Yıllık İzolasyonun Ardından Gelen Açılım
Myanmar'da ordu, 1 Şubat 2021'de demokratik yollarla seçilmiş hükümeti devirerek yönetime el koydu. Darbenin hemen ardından uluslararası toplum, Myanmar'a yönelik sert yaptırımlar uygulamaya başladı ve cunta liderleri birçok ülkeye seyahat edemez hale geldi. Özellikle Batılı ülkeler, askeri yönetimin meşruiyetini tanımadıklarını açıkça ifade etti. Ancak son aylarda, özellikle Asya ülkeleriyle ilişkileri geliştirme çabaları dikkat çekiyor.
Min Aung Hlaing'in Bangkok ziyareti, bu açılımın en somut adımlarından biri. Tayland, Myanmar'ın komşusu olması nedeniyle cunta yönetimiyle ekonomik ve diplomatik bağlarını sürdüren nadir ülkelerden. Tayland hükümeti, Myanmar'da yaşanan insan hakları ihlallerine rağmen, sınır güvenliği, ticaret ve enerji iş birliği açısından askeri yönetimle diyalog kurmaya devam ediyor. Ziyaret sırasında iki ülke arasında sınır ötesi ticaretin artırılması ve ortak ekonomik projelerin hayata geçirilmesi konularında mutabakat zaptı imzalanması bekleniyor.
Cunta yönetimi, bu tür ziyaretleri kendi meşruiyetini güçlendirmek ve uluslararası toplumda kabul görmek için bir fırsat olarak kullanmayı amaçlıyor. Özellikle ASEAN ülkeleri arasında bölünmüşlük yaşanırken, bazı ülkeler Tayland gibi pragmatik yaklaşım sergilerken, Malezya ve Endonezya gibi ülkeler askeri yönetimi izole etme konusunda daha istekli. Bu durum, bölgesel örgütün Myanmar krizi karşısında ortak bir tutum geliştirememesine yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'daki askeri yönetimin diplomatik açılımı, sadece bölgesel değil aynı zamanda küresel güç dengeleri açısından da önem taşıyor. Çin ve Rusya, Myanmar'daki askeri yönetimi destekleyen en önemli ülkeler arasında. Bu iki ülke, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Myanmar'a yönelik yaptırım kararlarını defalarca veto etti. Ancak cunta yönetimi, Batı'nın izolasyonuna karşı daha geniş bir destek arayışında.
Tayland'ın bu ziyareti onaylaması, ASEAN'ın Myanmar konusundaki etkisizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. ASEAN, 2021'de Myanmar'da şiddetin sona erdirilmesi ve diyalog başlatılması için beş maddelik bir mutabakat kabul etmiş; ancak cunta yönetimi bu mutabakatın hiçbir maddesini uygulamadı. Tayland'ın bu ziyareti kabul etmesi, örgütün ortak tutumunun zayıflığını gösteriyor ve Myanmar'daki askeri yönetimi dolaylı olarak meşrulaştırıyor.
Ziyaretin bir diğer boyutu ise sınır güvenliği. Myanmar'da iç savaşın şiddetlenmesiyle birlikte Tayland sınırına düzensiz göç akınları yaşanıyor. Ayrıca, Myanmar'dan Tayland'a yasa dışı uyuşturucu sevkiyatı ve insan kaçakçılığı gibi sorunlar da iki ülke arasındaki iş birliğini zorunlu kılıyor. Tayland Başbakanı Prayut Chan-o-cha'nın, bu konularda Myanmar tarafından somut adımlar talep etmesi bekleniyor. Ancak, cunta yönetiminin içerideki muhalefeti bastırmak için şiddete başvurması, bu iş birliğinin sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getiriyor.
Bangkok'taki görüşmelerin ardından Min Aung Hlaing'in başka ülkeleri de ziyaret etmesi bekleniyor. Özellikle Çin ve Rusya'ya yönelik ziyaretler, askeri yönetimin uluslararası alanda yalnız olmadığını göstermek adına önem taşıyor. Ancak Batılı ülkelerin bu gelişmelere karşı tutumunun değişmesi beklenmiyor. ABD ve Avrupa Birliği, Myanmar'daki askeri yönetime yönelik yaptırımlarını sürdürürken, demokratik güçlere desteklerini de devam ettiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki askeri müdahaleyi başından itibaren kınamış ve demokratik yollarla seçilmiş hükümeti desteklemiştir. Bu çerçevede Türkiye, Askıya alınan demokratik yapıların yeniden tesis edilmesi için uluslararası toplumla birlikte hareket etmeyi sürdürmektedir. Min Aung Hlaing'in Bangkok'a yaptığı bu ziyaret, Myanmar'daki askeri yönetimin bölgesel meşruiyet arayışını göstermesi bakımından Türk dış politikasını yakından ilgilendirmektedir. Türkiye, ASEAN ülkeleriyle ilişkilerinde insan hakları ve demokrasi ilkelerini ön planda tutarak, Myanmar'da barışçıl bir çözümün sağlanmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, Myanmar'da yaşanan insani krizin derinleşmemesi için uluslararası topluma çağrı yapması beklenir.