Rusya, Batılı ülkelerin artan askeri harcamaları ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin önerdiği Golden Dome füze savunma sistemi karşısında yeni bir silahlanma yarışına sürüklenme tehlikesine işaret ederek uluslararası topluma uyarıda bulundu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, daha önce bu sistemi 'stratejik istikrar için tehdit' olarak nitelendirmişti. İki ülke, ABD'nin bu girişiminin küresel güç dengesini bozabileceği ve yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebileceği görüşünü dile getiriyor.
Golden Dome: Stratejik İstikrarı Tehdit Eden Adım
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından 2025 yılında kamuoyuna açıklanan Golden Dome projesi, İsrail'in Demir Kubbe sistemine benzer bir füze savunma kalkanı öngörüyor. Ancak proje, ölçek ve kapsam açısından çok daha iddialı. Amaç, ABD topraklarını kıtalararası balistik füzelerden, hipersonik silahlardan ve hatta nükleer saldırılardan koruyabilecek geniş bir kalkan oluşturmak. Pentagon yetkilileri, sistemin uzay tabanlı sensörler ve yok ediciler içerebileceğini, böylece tehditlerin atmosfere girmeden önce etkisiz hale getirilebileceğini belirtiyor. Ancak Rusya ve Çin, bu tür bir sistemin savunma amaçlı olduğu iddiasını kabul etmiyor. Bu ülkeler, Golden Dome'un kendilerinin nükleer caydırıcılık kapasitelerini doğrudan hedef aldığını ve böylece stratejik istikrarı bozduğunu savunuyor.
Putin ve Xi, Şubat 2025’te yaptıkları ortak açıklamada, ABD’nin bu girişiminin uluslararası silah kontrol anlaşmalarının ruhuna aykırı olduğunu ve küresel güvenlik mimarisine zarar vereceğini ifade etmişti. İki lider, mevcut Yeni START (Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması) gibi anlaşmaların sürdürülmesi çağrısında bulunurken, Golden Dome projesinin bu anlaşmaların geleceğini tehdit ettiğini vurguladı.
Küresel Güvenlik Mimarisinde Yeni Aşama
Rusya’nın bu uyarısı, yalnızca ABD ile bir gerilim meselesi değil, aynı zamanda küresel güvenlik mimarisinin geleceği açısından da kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, ABD’nin füze savunma sistemlerine yaptığı yatırımların, Rusya ve Çin’i kendi hipersonik silah programlarına ve füze kapasitelerini artırmaya ittiğini belirtiyor. Özellikle Rusya’nın Avangard gibi hipersonik araçları ve Çin’in DF-17 füzeleri, savunma sistemlerini aşmak için geliştirilmiş silahlar olarak öne çıkıyor. Bu da silahlanma yarışının yeni bir evreye girdiğini gösteriyor.
NATO ise Golden Dome projesini savunuyor ve bunun ittifakın savunma yeteneklerini güçlendireceğini savunuyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, yaptığı açıklamada, füze savunma sistemlerinin caydırıcılık açısından önemli olduğunu ve bu tür sistemlerin ittifakın güvenliğini artırdığını belirtti. Ancak Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, bu tür sistemlerin gerçekte saldırıya davetiye çıkardığını ve tırmanışı artırdığını ifade ederek NATO’nun bu tutumunu eleştirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından da yakından takip edilmesi gereken bir nitelik taşıyor. Türkiye, hem NATO’nun bir üyesi hem de Rusya ile iyi ilişkiler kuran bir ülke olarak bu gerilimde iki taraf arasında denge kurmaya çalışıyor. ABD’nin füze savunma sistemlerine yönelik yatırımları, NATO’nun doğu kanadındaki güvenlik mimarisini etkileyebilir ve Türkiye’nin savunma politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Öte yandan Türkiye’nin kendi füze savunma sistemleri konusundaki çabaları, özellikle S-400 gibi Rus sistemlerini satın alması, bu gerilimden doğrudan etkileniyor. Türkiye’nin bu kutuplaşmada dengeleyici bir rol oynaması, hem NATO içindeki konumunu hem de bölgesel güvenlik arayışlarını koruyabilmesi açısından kritik bir önem taşıyor. Ancak yeni bir silahlanma yarışı, Türkiye’nin de savunma harcamalarını artırmasını gerektirebilir ve ekonomisini ek bir yük altına sokabilir.