Birleşmiş Milletler, Myanmar açıklarında haziran ayının son haftasından itibaren batan iki göçmen gemisinde 500'den fazla Rohingyalı mültecinin hayatını kaybettiğinden duyduğu endişeyi perşembe günü kamuoyuna duyurdu. BM Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ortak bir açıklamayla, Myanmar kıyılarında iki teknenin battığına dair raporlar karşısında alarma geçtiklerini belirtti. Açıklamada, bu gemilerde, Bangladeş'teki kamplardan ayrılarak Malezya ve Endonezya'ya ulaşmaya çalışan Rohingyalı mülteciler ile yasadışı yollarla Myanmar'a giren diğer göçmenlerin bulunduğu ifade edildi.
Göç Trajedisinin Perde Arkası
Raporlara göre, ilk tekne 23 Haziran'da, ikincisi ise 11 Temmuz'da battı. Her iki teknede de 5 binin üzerinde kişinin bulunduğu tahmin ediliyor. BM yetkilileri, bu iki felaketin ardından yalnızca 20 kadar kişinin kurtarılabildiğini, 500'den fazla kişinin ise kayıp olduğunu ve muhtemelen öldüklerini belirtti. Bu, bölgede son yıllarda yaşanan en büyük göçmen trajedilerinden biri olarak kayıtlara geçecek. Hayatta kalanların ifadelerine göre, gemiler aşırı kalabalıktı ve kötü hava koşullarında seyrediyordu. Myanmar'ın Rakhine eyaletinde 2017'de başlayan askeri baskılar sonucu yüz binlerce Rohingyalı, komşu Bangladeş'teki Cox's Bazar kamplarına sığınmıştı. Bu kamplardaki yaşam koşullarının zorluğu ve geleceğe dair umutsuzluk, birçok kişiyi tehlikeli deniz yolculuklarına yönlendiriyor.
BM raporları, 2023 yılının ilk altı ayında Andaman Denizi'ni geçmeye çalışan yaklaşık 2 bin 500 Rohingyalı'nın kaybolduğunu veya öldüğünü ortaya koyuyor. Bu sayı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 50'lik bir artışı temsil ediyor. Kaçakçılık şebekeleri, teknelerinde güvenlik önlemi almıyor ve aşırı yükleme yapıyor. Myanmar'ın askeri yönetimi, Rohingyalılar'ın durumuna kayıtsız kalırken, bölge ülkeleri de gelen göçmenleri geri çeviriyor veya kabul etmek istemiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu trajedi, Güneydoğu Asya'da göçmen krizinin ne denli derin olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Malezya ve Endonezya gibi ülkeler, düzensiz göçmenlere karşı sınırlarını sıkılaştırmış durumda. Özellikle Malezya, son yıllarda Rohingyalıların karaya çıkmasına izin vermiyor ve denizde savrulmalarına neden oluyor. Bu durum, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. BM, bölge ülkelerine çağrı yaparak, denizde yardım arayanların kurtarılması ve insani yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak, ekonomik zorluklar, salgın sonrası toparlanma ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle bölge ülkelerinin göçmen kabul etme isteği düşük seyrediyor.
Bu olay, aynı zamanda Myanmar'daki iç savaşın ve insan hakları ihlallerinin bir yansıması. Rohingyalılar, Myanmar hükümeti tarafından tanınmadıkları için vatansız durumdalar ve bu da onları her türlü kötü muameleye açık hale getiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Myanmar'da Rohingyalılara yönelik soykırım suçlamalarıyla ilgili soruşturma yürütüyor. Ancak, bugüne kadar somut bir adım atılmış değil. Bu durum, bölgede bir insanlık dramının sürmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rohingyalı mültecilere en fazla insani yardım sağlayan ülkelerin başında geliyor. 2017'den beri bölgeye gıda, sağlık ve barınma yardımı gönderen Türkiye, aynı zamanda Birleşmiş Milletler platformlarında Rohingyalıların haklarını savunuyor. Bu tür trajediler, Türkiye'nin insani diplomasiye verdiği önemi bir kez daha hatırlatıyor. Ankara, Güneydoğu Asya'da yaşanan bu krizin çözümüne katkıda bulunmak için bölge ülkeleriyle diyalog halinde. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası mülteci konferansları, küresel göç yönetiminde öncü rol oynuyor. Bu olay, Türk dış politikasının çoklu krizlere müdahale kapasitesini ve insani sorumluluk anlayışını göstermesi açısından önemli.