Hindistan'ın finans başkenti Mumbai, Haziran 2025'te kaydedilen 12 yılın en düşük yağış miktarının ardından su dağıtımında yüzde 15 oranında kesinti kararı aldı. 12 milyondan fazla nüfusa sahip megakentte, yağış miktarının mevsim normallerinin yüzde 80 altında kalması, şehrin ana su kaynağı olan yedi barajda alarm seviyesinin aşılmasına neden oldu. Belediye yetkilileri, mevcut yağış seviyesinin devam etmesi halinde kesintilerin derinleşebileceği uyarısında bulundu.
12 yıllık dip yağış ve baraj krizi
Hindistan Meteoroloji Departmanı verilerine göre, Mumbai'de Haziran ayında toplam sadece 180 milimetre yağış ölçüldü. Bu rakam, şehrin aylık ortalama 800 milimetrelik yağışının oldukça altında kalarak son 12 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. En kritik dönem muson yağmurlarının normalde en yoğun olduğu Temmuz ve Ağustos aylarına denk geliyor; uzmanlar, yağış miktarının mayıs ayı ve haziran başında beklenenden az olması nedeniyle bu iki ayda da normalin altında yağış beklendiğini belirtiyor.
Şehrin su ihtiyacını karşılayan Tansa, Bhatsa, Vaitarna, Modak Sagar, Upper Vaitarna, Tulsi ve Powai barajlarının toplam doluluk oranı yüzde 45'in altına düştü. Brihanmumbai Municipal Corporation (BMC) yetkilileri, barajlardaki su seviyesinin kritik eşik olan yüzde 40'a yaklaştığı takdirde daha sert kısıtlamaların gündeme geleceğini açıkladı. BMC, su kesintisi kararının günlük 3.800 milyon litre olan su arzını yaklaşık 570 milyon litre azaltacağını hesaplıyor.
Küresel muson düzensizliği ve iklim değişikliği bağlantısı
Mumbai'deki su krizi, yalnızca yerel bir meteorolojik anormallik değil; iklim değişikliğinin Asya muson sistemi üzerindeki etkisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bilim insanları, küresel ısınma nedeniyle muson yağışlarının daha düzensiz hale geldiğini, bazı bölgelerde ani sel felaketlerine, bazı bölgelerde ise uzun süreli kuraklıklara yol açtığını vurguluyor. Hindistan'ın batı kıyısı, özellikle Mumbai'nin de içinde bulunduğu Maharashtra eyaleti, son yıllarda muson başlangıcında gecikme ve yağış miktarında dalgalanmalarla karşı karşıya. 2023 yılındaki şiddetli sellerin ardından bu yıl kurak bir başlangıç, şehir planlamacılarının su yönetimi stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor.
Uzmanlar, Mumbai'nin su altyapısının artan nüfus ve iklim değişikliği baskısı altında kırılgan olduğunu belirtiyor. Şehrin suyunun büyük kısmını barajlardan sağlaması ve alternatif kaynakların (örneğin yeraltı suları, atık su geri dönüşümü) sınırlı olması, krizi derinleştiriyor. Hindistan genelinde yaz musonu (Haziran-Eylül) ülkenin yıllık yağışının yüzde 80'ini oluşturuyor ve tarımdan kentsel su tedarikine kadar birçok sektörü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle, Haziran ayındaki düşük yağış, ülkenin buğday ve pirinç üretimi açısından da risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mumbai'de yaşanan su krizi, büyük şehirlerin iklim değişikliği karşısında kırılganlığını bir kez daha gösteriyor. Türkiye'de özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropoller de benzer su yönetimi sorunlarıyla karşı karşıya. Kuraklık dönemlerinde baraj doluluk oranlarının kritik seviyelere düştüğü Türkiye, Mumbai örneğinden su tasarrufu ve alternatif su kaynaklarına yatırımın önemi konusunda ders çıkarabilir. Ayrıca Hindistan ile tarım ve gıda ticaretindeki dolaylı etkiler (örneğin pirinç fiyatları) Türkiye'nin ithalat maliyetlerini etkileyebilir. Küresel çapta iklim kaynaklı su krizlerinin artması, Türkiye'nin su diplomasisi ve bölgesel iş birliği stratejilerini güçlendirmesini gerektiriyor.