Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Gazze Şeridi'ne motor yağı ve yedek parça girişine getirilen kısıtlamaların enerji krizini daha da ağırlaştırdığını; bunun hastaneleri, ambulansları, su şebekelerini, insani yardım taşımacılığını ve gıda üretimini sekteye uğratma riski taşıdığını duyurdu. Salı günü yayımlanan yazılı açıklamada, yakıt sıkıntısının yanı sıra jeneratörlerin bakımı için gereken malzemelerin de bölgeye giremediği; bunun mevcut insani felaketi derinleştirdiği aktarıldı. Örgüt, Gazze'deki sağlık sisteminin çöküşün eşiğinde olduğunu ve acil müdahale kapasitesinin neredeyse tamamen yok olduğunu vurguladı.
Kısıtlı ambargonun bedeli: Enerji krizi derinleşiyor
Gazze'ye yönelik İsrail ablukası, 7 Ekim 2023'ten bu yana uygulanan tam kuşatmanın ardından giderek daha da vahim bir boyut aldı. Başta yakıt olmak üzere temel malların girişine izin verilse de, miktarlar bölgenin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak. Motor yağı ve yedek parçalar, jeneratörlerin ve ambulansların çalışabilmesi için kritik öneme sahip. Ancak İsrail'in ''çifte kullanım'' gerekçesiyle bu ürünlere uyguladığı kısıtlamalar, mevcut enerji krizini derinleştiriyor. MSF, elindeki jeneratörlerin yalnızca yüzde 20 kapasiteyle çalıştığını belirtiyor. Özellikle hastanelerdeki yoğun bakım üniteleri, ameliyathaneler ve laboratuvar ekipmanları, elektrik kesintilerinden doğrudan etkileniyor.
Söz konusu kısıtlama, yalnızca hastaneleri değil; su pompalama istasyonlarını, atık su arıtma tesislerini ve fırınları da vurmuş durumda. Gazze'deki su şebekesi, yakıt temin edilemediği takdirde çalışamaz durumda. Bu da temiz suya erişimin neredeyse imkânsız hale gelmesine yol açıyor. Öte yandan, gıda üretimi yapan tesislerin de jeneratörlere bağımlı olması, bölgede gıda krizinin derinleşmesine neden oluyor. BM verilerine göre Gazze nüfusunun tamamı (yaklaşık 2,2 milyon kişi) gıda güvensizliğiyle karşı karşıya ve bunların 1,1 milyonu felaket seviyesinde açlık çekiyor.
İnsani yardım taşımacılığı da felç oluyor
MSF açıklamasında, yedek parça kısıtlamasının yalnızca yerleşik altyapıyı değil, aynı zamanda yardım malzemelerinin dağıtımını da felç ettiğine dikkat çekildi. Sınır kapılarından geçen yardım tırları, sınırlı sayıdaki araç filosu ve yakıt sıkıntısı nedeniyle Nuseyrat ve Deyr el-Belah gibi bölgelere ulaşmakta güçlük çekiyor. BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri de, yardım konvoylarının ortalama 3-4 gün beklediğini ve bu süre zarfında yakıtlarının tükendiğini aktarıyor. Durum, uluslararası toplumun yardım çabalarını neredeyse işlevsiz hale getiriyor ve ek insani koridor açılması çağrılarına rağmen, kara yollarındaki kısıtlamalar sürüyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin 2728 sayılı kararına rağmen, İsrail yönetimi insani yardımın önündeki engelleri kaldırmaya yanaşmıyor. Aksine, ordu yetkilileri zaman zaman yardım malzemelerinin ''Hamas tarafından ele geçirilme riski'' olduğunu öne sürerek sevkiyatları durdurma kararları alıyor. Bu durum, Gazze'deki sivil halk üzerinde felaket sonuçlar doğurmaya devam ediyor. MSF'nin acil çağrısına rağmen, İsrail tarafından bu konuda henüz somut bir adım atılmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim'den bu yana Filistin davasına verdiği güçlü desteği sürdürüyor ve Gazze'ye insani yardım sevkiyatında aktif rol oynuyor. Ancak bu gelişme, uluslararası toplumun ve bölgesel aktörlerin baskı politikalarını gözden geçirmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, Mısır'la koordineli olarak yardım koridorlarının açık tutulması için diplomatik girişimlerini artırıyor. Ancak motor yağı ve yedek parça gibi teknik malzemelerin kısıtlanması, Türkiye'nin gönderdiği yardımların etkinliğini doğrudan etkiliyor. Bu durum, Ankara'nın ateşkes ve kesintisiz insani erişim çağrılarının önemini artırıyor. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde bu konuyu BM nezdinde daha güçlü şekilde gündeme getirmesi ve ticari kısıtlamaların kaldırılması için daha somut adımlar atması bekleniyor.