İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı yerleşimlerinde yaşayan yerleşimciler, kavurucu yaz sıcaklarında Filistinli çiftçilerin tarım arazilerini sulayan suyu yönlendirerek oluşturdukları havuza girip serinliyor. Fasayil bölgesindeki bu olay, işgal altındaki topraklarda su kaynaklarının gasp edildiği sayısız örnekten sadece biri.
Su Gaspı ve Filistin Tarımına Etkisi
Ağustos ayının ortasında, Ürdün Vadisi'ndeki Fasayil köyünde yaşanan bu durum, İsrail yerleşimcileri ile Filistinli çiftçiler arasındaki su anlaşmazlığının en somut örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti. Görgü tanıkları, yerleşimcilerin bölgedeki bir kaynaktan çıkan suyu borularla havuzlarına aktardıklarını, bu nedenle aşağıdaki Filistinli çiftçilerin arazilerine ulaşan suyun kesildiğini belirtiyor. Filistinliler, uzun süredir devam eden bu uygulamanın, tarım arazilerinin kurumasına ve binlerce ailenin geçim kaynağının yok olmasına yol açtığını vurguluyor.
Filistin Su Otoritesi yetkililerine göre, Batı Şeria'da kişi başına düşen su miktarı, İsrail'in yerleşimci nüfusu için sağlanan suyun çok altında. Uluslararası hukuka göre işgalci güç, işgal altındaki bölgenin doğal kaynaklarını korumakla yükümlü olmasına rağmen, İsrail'in yerleşimci yerleşimleri için su sondaj kuyuları açtığı ve mevcut kaynakları Filistinliler aleyhine yönlendirdiği belirtiliyor. Bu durum, Oslo Anlaşması'nda öngörülen ortak su komitelerinin işleyişindeki eşitsizlik nedeniyle de devam ediyor; Filistin tarafı yeni kuyu açma veya altyapı projeleri konusunda onay alamazken, yerleşim yerleri su kaynaklarını rahatça genişletebiliyor.
İsrail ordu sözcüsü konu hakkında yorum yapmazken, yerleşim konseyleri su kullanımının yasal olduğunu iddia ediyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu tür eylemlerin Filistinlilerin temel su hakkını ihlal ettiğini ve savaş suçu niteliği taşıyabileceğini savunuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Batı Şeria'daki Filistinlilerin yaklaşık dörtte biri, günde ortalama 50 litre suyla yaşamak zorunda kalırken, yerleşimciler için bu rakam ortalama 280 litre. Bu eşitsizlik, bölgedeki gerginliği artıran en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Bağlam
Bu olay, yalnızca yerel bir su anlaşmazlığı değil, aynı zamanda İsrail-Filistin çatışmasının derinleşen bir boyutu. Su kaynakları üzerindeki kontrol, 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan bu yana işgalin en kritik unsurlarından biri haline geldi. Batı Şeria'daki akiferler ve Ürdün Vadisi'ndeki su kaynakları, hem Filistin ekonomisi hem de İsrail'in su güvenliği için hayati önem taşıyor. İsrail, bu kaynakların büyük bir kısmını kendi vatandaşlarına ve yerleşimcilere tahsis ederken, Filistinliler su kıtlığıyla mücadele ediyor.
Uluslararası toplum, İsrail'in yerleşim politikalarını defalarca kınadı ve bu yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Ancak, ABD dahil bazı ülkelerin İsrail'e verdiği destek nedeniyle bu kınamalar somut yaptırımlara dönüşmüyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) raporlarına göre, sadece bu yıl Batı Şeria'da su altyapısına yönelik onlarca saldırı gerçekleşti. Bu saldırılar su borularının tahrip edilmesi, su tankerlerinin engellenmesi ve tarım arazilerinin su kaynaklarından yoksun bırakılması şeklinde kendini gösteriyor. İklim değişikliğinin etkisiyle bölgede su kıtlığının daha da artacağı öngörülürken, su kaynaklarının adil paylaşımı gelecekteki barış müzakerelerinin de kilit konularından biri olmaya devam edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin halkının haklarını uluslararası platformlarda savunan ülkeler arasında yer alıyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin İsrail'in su politikalarına yönelik eleştirilerini güçlendirebilir ve Ankara'nın Filistin yönetimiyle iş birliğini artırma gerekçelerini oluşturur. Ayrıca Türkiye, bölgedeki su kaynaklarının paylaşımı konusunda hassas bir konuma sahip; sınır aşan sular konusundaki deneyimi, Filistinli yetkililere teknik destek sağlamasını kolaylaştırabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi platformlarda Filistin davasına verdiği desteği yeniden vurgulamasına ve bölgesel liderlik iddiasını pekiştirmesine zemin hazırlayabilir.