Mozambik'in kuzeyindeki Cabo Delgado eyaletinde İslamcı bir ayaklanma başlayalı neredeyse on yıl geçmesine rağmen, bu çatışmaya dair haberler bölgeden giderek daha az ulaşıyor. Gazeteciler, fiilen haber yapmalarını engelleyen bir korku ve baskı iklimiyle karşı karşıya. Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi kuruluşların raporlarına göre, bölgede en az bir düzine gazeteci tehdit edildi, bir kısmı kaçmak zorunda kaldı ve bazıları kayboldu.
Arka plan: On yıllık çatışma ve tırmanan şiddet
Cabo Delgado'da Ekim 2017'de başlayan ayaklanma, başlangıçta küçük bir grup militanın polis karakollarına saldırmasıyla patlak verdi. Ancak kısa sürede bölgeyi kontrol altına alan, uluslararası bağlantıları olduğu belirtilen gruplar ortaya çıktı. 2020 ve 2021 yıllarında şiddet olayları önemli ölçüde arttı; özellikle Palma kasabasına düzenlenen saldırı sonrasında 30'dan fazla kişi hayatını kaybetti ve on binlerce kişi yerinden edildi. Mozambik hükümeti, Ruanda birlikleri ve Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) tarafından desteklenen bir askeri müdahale başlattı. Askeri operasyonlar bazı alanlarda başarılı olmuş olsa da, çatışmalar devam ediyor ve 1 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda.
Bu on yıllık kriz sırasında gazetecilerin durumu kritik bir hal aldı. Yerel ve uluslararası medya kuruluşları, güvenlik endişeleri ve hükümet baskısı nedeniyle bölgeden haber yapmakta zorlanıyor. Forbidden Stories tarafından koordine edilen ve RFI'nin de katkıda bulunduğu 'Mozambik İfşa' adlı soruşturma projesinin üçüncü bölümü, gazetecilerin yaşadığı zorlukları belgeliyor. Birçok muhabir, isimlerinin açıklanmasını istemeden, tehditler ve gözdağı nedeniyle çalışmalarını durdurmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Doğal gaz rezervleri ve güç mücadelesi
Cabo Delgado'nun sadece 40 kilometre açığında keşfedilen devasa doğal gaz yatakları, bölgeyi jeopolitik açıdan kritik hale getiriyor. TotalEnergies gibi enerji devleri, 2021 yılında şiddet olayları nedeniyle gaz projelerini durdurmak zorunda kaldı. Bölgedeki istikrarsızlık, Mozambik'in ekonomik kalkınmasını ve küresel enerji piyasalarına entegrasyonunu doğrudan etkiliyor. Ayrıca, İslamcı militanların Doğu Afrika bölgesinde yayılma potansiyeli, Kenya, Tanzanya ve diğer komşu ülkeler için de güvenlik tehdidi oluşturuyor. Uluslararası toplum, çatışmanın insani boyutuna dikkat çekerken, haber akışının kesilmesi, bölgede yaşanan insan hakları ihlallerinin belgelenmesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mozambik'teki bu gelişmeler, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Güney Afrika'ya yönelik artan dış politika ilgisini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Mozambik'te askeri iş birliği anlaşmaları imzaladı ve insani yardım projeleri yürüttü. Cabo Delgado'daki doğal gaz rezervleri, Türkiye'nin enerji arz güvenliği stratejisi kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bölgedeki istikrarsızlık ve güvenlik riskleri, Türk yatırımlarını ve diplomatik varlığını tehdit edebilir. Ayrıca, gazetecilerin hedef alınması, Türkiye'nin uluslararası alanda ifade özgürlüğü konusundaki duruşunu da etkileyebilecek bir gelişme. Bölgedeki çatışma, doğrudan müdahale gerektirmese de, Türkiye'nin Afrika'daki politikaları üzerinde dolaylı etkiler yaratması muhtemeldir.