Kanada'nın Quebec eyaletinin en büyük kenti Montreal'de, belediye başkanı Valérie Plante, polis teşkilatına yönelik ırkçılık ve etnik profilleme soruşturması kapsamında rastgele yapılan polis kontrollerinin derhal durdurulması çağrısında bulundu. Plante, yaptığı açıklamada, 16 polis memurunun Siyah ve Arap kökenli vatandaşları orantısız şekilde hedef aldığı yönündeki iddiaların ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Bu çağrı, kentte uzun süredir devam eden polis şiddeti ve ayrımcılık tartışmalarının yeniden alevlenmesine yol açtı. Montreal Polis Teşkilatı (SPVM) içindeki soruşturma, özellikle genç Siyah erkeklerin ve Arap kökenli bireylerin sokaklarda durdurulma oranlarının beyaz vatandaşlara kıyasla çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Gelişmenin Arka Planı
Montreal'de polis kontrolleri uzun süredir tartışma konusuydu. 2020 yılında George Floyd'un öldürülmesinin ardından tüm dünyada yükselen Black Lives Matter hareketi, Kanada'da da polis ayrımcılığına karşı protestolara neden olmuştu. Quebec İnsan Hakları Komisyonu'nun daha önce yayımladığı raporlar, Siyah ve Arap kökenlilerin polis tarafından durdurulma olasılığının beyazlardan 4 ila 5 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. SPVM'de yürütülen iç soruşturmanın tetikleyicisi ise, 16 memurun 2018-2020 yılları arasında ırksal profilleme yaptığına dair ihbarlar oldu. Belediye Başkanı Plante, rastgele kontrollerin suçla mücadelede etkisiz olduğunu ve toplum güvenini zedelediğini savunarak, polisin veriye dayalı ve hedef odaklı çalışması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Montreal'deki bu gelişme, Kuzey Amerika'da polis ayrımcılığına karşı artan duyarlılığın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kanada'da son yıllarda polis reformu çağrıları güçlenirken, Toronto ve Vancouver gibi diğer büyük kentlerde de benzer ırksal profilleme tartışmaları yaşanıyor. ABD'deki 2020 protestolarının ardından bazı eyaletler polis kontrollerini sınırlandıran yasalar çıkarırken, Kanada'da federal hükümet polis bütçelerinin kesilmesi yönündeki taleplere henüz somut adımlarla yanıt vermedi. Montreal'deki soruşturmanın sonucunun, Kanada genelinde polis uygulamalarına ilişkin yeni düzenlemeleri tetikleyebileceği belirtiliyor. Ayrıca, bu durum Fransa ve Birleşik Krallık gibi benzer etnik profilleme sorunları yaşayan ülkelerdeki tartışmalara da örnek teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Montreal'deki bu gelişme, Türkiye'nin Kanada ile diplomatik ilişkileri açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel polis reformu ve insan hakları tartışmaları bağlamında önem taşıyor. Türkiye'de de polis kontrolleri ve güvenlik uygulamaları zaman zaman etnik ve dini ayrımcılık iddialarına konu olabiliyor. Bu tür uluslararası örnekler, Türk kamuoyunda polis-halk ilişkilerinin iyileştirilmesi ve şeffaflık taleplerini güçlendirebilir. Ayrıca, Kanada'nın çok kültürlü yapısına vurgu yapan bu tartışma, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde azınlık hakları ve ayrımcılıkla mücadele kriterlerine uyum çabalarına dolaylı katkı sağlayabilir.