Moldova'nın ABD Büyükelçisi, geçtiğimiz günlerde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin uçağı Kişinev Havalimanı'ndan ayrılmaya hazırlanırken Rus yapımı bir insansız hava aracının (İHA) Moldova topraklarından geçmesinin 'bir kaza olmadığını' söyledi. Bu açıklama, Rusya'nın komşu ülkeler üzerindeki baskısını ve 'arada kalan' devletlerin karşı karşıya olduğu güvenlik risklerini bir kez daha gözler önüne serdi. Ermenistan ise Azerbaycan ile ilişkilerinde kırılgan bir ateşkesi sürdürmeye çalışırken, Rusya'nın geleneksel müttefiki olarak Moskova'nın Ukrayna'daki savaşa odaklanmasının yarattığı güç boşluğuyla baş etmeye çalışıyor. Peki, bu 'arada kalan' devletlerde yeni bir felaket savaşı nasıl önlenebilir?
Gelişmenin Arka Planı: Moldova ve Ermenistan'ın Kırılgan Konumu
Moldova, Ukrayna ile Romanya arasında sıkışmış, ekonomik olarak kırılgan ve toprak bütünlüğü sorunları yaşayan bir ülke. Transdinyester bölgesi, 1990'lardan bu yana Rusya'nın desteklediği ayrılıkçı bir yönetim tarafından kontrol ediliyor ve burada yaklaşık 1.500 Rus askeri konuşlu. Moldova hükümeti, Avrupa Birliği (AB) üyeliği hedefi doğrultusunda reformlar yaparken, Rusya'nın enerji ve siyasi baskılarıyla da mücadele ediyor. Geçtiğimiz yıl Rus İHA'larının Moldova hava sahasını ihlal etmesi ve ülke topraklarına düşen füze parçaları, Kişinev'in endişelerini artırdı. Büyükelçinin son açıklaması, bu tür olayların kasıtlı olduğunu ve Rusya'nın Moldova'yı istikrarsızlaştırmayı hedeflediğini gösteriyor.
Ermenistan ise 2020'deki Dağlık Karabağ savaşında Azerbaycan'a karşı ağır bir yenilgi aldı ve 2023'te Azerbaycan, Karabağ'daki Ermeni yönetimine son verdi. Ermenistan, Rusya'nın öncülük ettiği Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'nden (KGAÖ) beklediği desteği göremeyince hayal kırıklığına uğradı ve Batı ile ilişkilerini geliştirmeye başladı. Ancak Rusya, Ermenistan'da askeri üsler bulunduruyor ve ülkenin enerji sektöründe büyük pay sahibi. Moskova, Paşinyan hükümetini Ukrayna savaşı sırasında yeterince destek vermemekle suçluyor. Ermenistan, bir yandan Azerbaycan ile sınır müzakerelerini sürdürürken, diğer yandan Rusya'nın olası bir müdahalesinden çekiniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Batı'nın İkilemi ve Rusya'nın Stratejisi
Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Moskova'nın 'yakın çevre' olarak gördüğü bölgelerdeki etkisini koruma çabasını yoğunlaştırdı. Moldova ve Ermenistan, Rusya'nın bu stratejisinin merkezinde yer alıyor. Rusya, Moldova'yı AB ve NATO'dan uzak tutmak için ekonomik baskı, enerji kesintileri ve dezenformasyon kampanyaları yürütüyor. Ermenistan'da ise askeri varlığını ve ekonomik bağımlılığı kullanarak Batı'ya yönelmesini engellemeye çalışıyor. Batı ise bu ülkelere destek verirken, doğrudan askeri bir angajmandan kaçınıyor; zira NATO'nun genişlemesi Moskova tarafından kırmızı çizgi olarak görülüyor. ABD ve AB, Moldova'ya mali yardım, reform desteği ve Rusya'ya karşı yaptırımlar konusunda yardımcı oluyor. Ermenistan'a ise Batı, diplomatik destek ve sınırlı güvenlik işbirliği sunuyor, ancak Azerbaycan ile bir savaş durumunda doğrudan müdahale taahhüdü vermiyor.
Bu 'arada kalan' devletlerde yeni bir savaşı önlemenin yolları arasında, diplomatik çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi, uluslararası gözlemci misyonlarının artırılması ve ekonomik dayanıklılığın desteklenmesi bulunuyor. Moldova için AGİT'in Dinyester Nehri üzerindeki misyonu ve AB'nin sınır yönetimi desteği kritik. Ermenistan için ise AGİT Minsk Grubu'nun yeniden canlandırılması ve Azerbaycan ile doğrudan müzakerelerin teşvik edilmesi önemli. Ayrıca, Rusya'nın bu ülkelerdeki askeri varlığının azaltılması ve enerji bağımlılığının çeşitlendirilmesi, uzun vadeli istikrar için şart. Ancak bu süreçte Batı'nın Rusya'yı tahrik etmeden dengeli bir politika izlemesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Moldova ve Ermenistan'daki gelişmeleri yakından izliyor. Moldova, Türkiye'nin Karadeniz'deki stratejik ortaklarından biri ve Türk yatırımları için önemli bir pazar. Ermenistan ile ise normalleşme süreci devam ediyor; ancak Azerbaycan ile ilişkiler ve Karabağ meselesi Türkiye'nin tutumunu belirliyor. Rusya'nın bu ülkelerde istikrarsızlık yaratması, Karadeniz'de güvenlik risklerini artırabilir ve Türkiye'nin enerji koridorları ile ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Ermenistan'da Batı yanlısı bir yönelim, Güney Kafkasya'da dengeleri değiştirebilir. Türkiye, bölgesel istikrar için Azerbaycan-Ermenistan müzakerelerini desteklerken, Moldova'nın toprak bütünlüğünü de savunuyor. Bu nedenle, Türk dış politikası için 'arada kalan' devletlerde savaşın önlenmesi, doğrudan ulusal güvenlik ve ekonomik çıkarlarla bağlantılı.