Hindistan, aylarca süren sessiz bekleyişin ardından ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle olan farklılıklarını açıkça dile getirmeye başladı. Yeni Delhi, terörizmle mücadele ve ticaret tarifeleri gibi kritik başlıklarda Washington'a karşı daha net bir tavır sergiliyor. Bu değişim, Başbakan Narendra Modi hükümeti üzerindeki iç baskıların artmasıyla aynı döneme denk geliyor. Hindistan, uzun süredir Trump'ın korumacı politikaları ve diplomatik hamlelerini temkinli bir şekilde izliyordu; ancak son haftalarda üst düzey yetkililer, ABD'nin çelik ve alüminyum tarifeleri ile terörle mücadelede Pakistan'a verdiği desteği açıkça eleştirmeye başladı.
Arka Planda Neler Var?
Hindistan ile ABD arasındaki ilişkiler, Trump'ın 2017'de göreve gelmesinden bu yana dalgalı bir seyir izliyor. Başlangıçta iki lider arasında sıcak bir yakınlık olsa da, ticaret savaşları ve Afganistan'daki farklı öncelikler gerilimi artırdı. 2018'de ABD, Hindistan'a yönelik çelik ve alüminyum tarifelerini yürürlüğe koydu; Hindistan da buna misilleme olarak Amerikan ürünlerine ek vergiler getirdi. Haziran 2019'da Hindistan, ABD'nin genelleştirilmiş tercihler sistemi (GSP) kapsamındaki ticari ayrıcalıkları kaldırmasına yanıt olarak 28 Amerikan ürününe ek gümrük vergisi uyguladı. Ticaret müzakereleri ise sonuçsuz kaldı. Terörle mücadele konusunda ise Hindistan, Pakistan'ın terör örgütlerine verdiği desteği sürekli gündeme getirirken, Trump yönetiminin Pakistan ile ilişkileri yeniden canlandırma çabaları Yeni Delhi'de rahatsızlık yarattı. Özellikle ABD'nin Taliban ile doğrudan görüşmeleri ve Pakistan Başbakanı Imran Khan'ı ağırlaması, Hindistan'ın hassasiyetlerini göz ardı ettiği yönünde yorumlandı.
İç politikada ise Modi hükümeti ekonomik yavaşlama, işsizlik ve tartışmalı vatandaşlık yasası gibi konularda muhalefetin ve kamuoyunun baskısı altında. 2019'da yeniden seçilen Modi, ekonomik reformları hayata geçirmekte zorlanıyor. Bu ortamda dış politikada güçlü bir duruş sergilemek, hükümetin içerideki eleştirileri dengelemesi için bir araç haline geldi. Hindistan Dışişleri Bakanı S. Jaishankar, son açıklamalarında "ABD ile ilişkilerimizde karşılıklı saygı ve egemenlik esastır" diyerek Washington'a mesaj gönderdi. Ayrıca Hindistan, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alımını sürdürerek ABD'nin yaptırım tehditlerine rağmen bağımsız hareket edeceğini gösterdi. Bu adımlar, Hindistan'ın çok kutuplu bir dünyada stratejik özerkliğini koruma arzusunun bir yansıması.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın Trump'a karşı daha açık bir tavır alması, Asya-Pasifik'teki güç dengeleri açısından önemli. Çin ile yaşanan sınır gerilimi ve bölgesel rekabet, Hindistan'ı ABD ile ittifak arayışına iterken, Trump'ın öngörülemez politikaları Yeni Delhi'yi alternatif arayışlara yönlendiriyor. Hindistan, aynı zamanda Rusya ile geleneksel bağlarını koruyor ve BRICS gibi platformlarda aktif. Bu durum, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisini zayıflatabilir. Ticaret savaşları ise küresel ekonomiyi olumsuz etkiliyor; Hindistan gibi yükselen ekonomiler için belirsizlik artıyor. Hindistan'ın tavrı, diğer ülkelere de örnek teşkil edebilir; zira birçok ülke Trump'ın tek taraflı politikalarından şikayetçi. Analistler, Hindistan'ın açık eleştirilerinin ABD-Çin rekabetinde yeni bir denge arayışı olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın ABD'ye karşı daha bağımsız bir çizgi izlemesi, Türkiye'nin dış politikası açısından da emsal teşkil ediyor. Türkiye, son yıllarda ABD ile S-400 alımı, Suriye ve Doğu Akdeniz gibi konularda benzer gerilimler yaşıyor. Hindistan'ın tutumu, çok kutuplu dünyada orta ölçekli güçlerin stratejik özerklik arayışını gösteriyor. Türkiye için bu gelişme, ABD ile ilişkilerde denge politikası izlemenin mümkün olduğunu ve alternatif ortaklıkların (Rusya, Çin) önemini vurguluyor. Ayrıca ticaret savaşları, Türkiye'nin ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bölgesel güvenlik açısından ise Hindistan-Pakistan gerilimi, Türkiye'nin Pakistan ile yakın ilişkileri nedeniyle dikkatle izlenmeli.