Birleşik Krallık'ta DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) ve otizm değerlendirmeleri için iki yıla varan bekleme süreleri uygulayan West Yorkshire Entegre Sağlık Kurulu'na karşı ADHD UK adlı sivil toplum kuruluşu yasal işlem başlatma tehdidinde bulundu. Dernek, söz konusu politikanın "yasadışı" olduğunu öne sürerek yargı denetimi (judicial review) yoluna gitmeyi planlıyor. Bu gelişme, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi (NHS) bünyesindeki ruh sağlığı hizmetlerinde yaşanan erişim krizini bir kez daha gözler önüne serdi.
İki yıllık bekleme süresinin arka planı
ADHD UK'nin hedefindeki West Yorkshire Entegre Sağlık Kurulu, bölgede DEHB ve otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı için başvuran hastalara iki yıla kadar değişen bekleme süreleri dayatıyor. Kurul, kaynak yetersizliği ve artan talebi gerekçe göstererek, değerlendirme süreçlerini yeniden düzenlemiş ve belirli bir tarihten sonra başvuranlar için uzun bekleme listeleri oluşturmuş durumda. Ancak ADHD UK, bu uygulamanın NHS Anayasası'nda yer alan "tedavi için maksimum bekleme süresi" standartlarına aykırı olduğunu ve hastaların yasal haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Dernek, özellikle çocuklar ve gençler için erken tanının kritik önem taşıdığını, iki yıllık gecikmenin eğitim ve sosyal yaşamda telafisi zor hasarlara yol açtığını belirtiyor.
Konuyla ilgili açıklama yapan ADHD UK sözcüsü, "Bu politika, hastaların ihtiyaç duydukları anda hizmete erişimini engelliyor ve NHS'nin kendi yasal yükümlülüklerini ihlal ediyor. Yargı denetimi başvurumuz, bu haksız uygulamayı durdurmak ve daha adil bir sistem için zemin hazırlamak amacı taşıyor" dedi. NHS West Yorkshire yetkilileri ise artan başvuru sayısına dikkat çekerek, sınırlı kaynaklarla en iyi hizmeti sunmaya çalıştıklarını, ancak pandemi sonrası ruh sağlığı talebindeki patlamanın sistem üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı oluşturduğunu ifade ediyor.
Birleşik Krallık genelinde DEHB ve otizm değerlendirmeleri için ortalama bekleme süreleri son yıllarda hızla arttı. NHS England verilerine göre, bazı bölgelerde otizm değerlendirmesi için bekleyen hasta sayısı 100 bini aşmış durumda ve ortalama bekleme süresi iki yılı geçmiş bulunuyor. Uzmanlar, pandemi döneminde biriken vakalar, farkındalığın artması ve dijital platformlarda DEHB/otizm konusundaki içeriklerin yaygınlaşmasının talebi katladığını belirtiyor. Ancak hükümetin ruh sağlığı hizmetlerine ayırdığı bütçenin artan talebi karşılamadığı eleştirisi giderek güçleniyor.
Yasal sürecin anlamı ve olası sonuçları
ADHD UK'nin yargı denetimi başvurusu, İngiliz hukukunda idari kararların hukuka uygunluğunun denetlenmesini sağlayan bir mekanizma. Eğer mahkeme, West Yorkshire Entegre Sağlık Kurulu'nun politikasını yasadışı bulursa, kurulun uygulamayı derhal değiştirmesi ve bekleme sürelerini NHS standartlarına çekmesi gerekebilir. Bu tür davalar, genellikle kamu kurumlarının kaynak yetersizliğini gerekçe göstererek yasal yükümlülüklerinden kaçamayacağı yönünde emsal teşkil ediyor. Ancak hukukçular, mahkemelerin doğrudan kaynak tahsisi yapamayacağını, sadece kararın hukuka uygunluğunu denetleyebileceğini hatırlatıyor. Yine de böyle bir dava, hükümet üzerinde ruh sağlığı hizmetlerine daha fazla bütçe ayırma yönünde siyasi baskı oluşturabilir.
Öte yandan, benzer sorunlar Birleşik Krallık'ın diğer bölgelerinde de yaşanıyor. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'da da DEHB ve otizm değerlendirme süreçleri ciddi gecikmelerle karşı karşıya. Bu durum, Birleşik Krallık'ın genelinde ruh sağlığı altyapısının yetersizliğini ve sistematik bir reform ihtiyacını ortaya koyuyor. ADHD UK'nin hukuki girişimi, diğer sivil toplum kuruluşları ve hasta hakları savunucuları için de örnek oluşturabilir ve ülke çapında bir dizi yasal başvurunun kapısını aralayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'ta yaşanan bu gelişme, Türkiye'deki ruh sağlığı hizmetleri ve hasta hakları açısından da önemli dersler içeriyor. Türkiye'de DEHB ve otizm spektrum bozukluğu tanı süreçleri, özellikle çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında uzman eksikliği nedeniyle büyük şehirlerde bile aylarca sürebiliyor. Sağlık Bakanlığı'nın son yıllarda bu alanda attığı adımlara rağmen, erken tanı ve müdahale hizmetlerine erişimde bölgesel eşitsizlikler devam ediyor. İngiltere'deki yargı denetimi süreci, kamu sağlık hizmetlerinde kaynak yetersizliğinin bir mazeret olamayacağını, hastaların yasal haklarının mahkemeler yoluyla korunabileceğini gösteriyor. Türkiye'de de benzer hak arama mekanizmalarının güçlendirilmesi, ruh sağlığı alanındaki hizmet kalitesini ve erişilebilirliği artırabilir. Ayrıca, pandemi sonrası ruh sağlığı ihtiyaçlarındaki küresel artış, Türkiye'nin de bu alana daha fazla yatırım yapması gerektiğini ortaya koyuyor.