Hindistan'da son haftalarda ülkenin dört bir yanına yayılan gençlik protestoları, Başbakan Narendra Modi'nin ekonomi modeline yönelik derin bir hayal kırıklığını ortaya koyuyor. Ülkenin en büyük sorunu haline gelen genç işsizliği, hükümetin uyguladığı politikaların yanlışlığını gözler önüne sererken, uzmanlar mevcut büyüme modelinin istihdam yaratmada yetersiz kaldığını vurguluyor. Özellikle büyük şehirlerde iş bulma umuduyla kırsaldan göç eden milyonlarca genç, umduğunu bulamıyor ve sokaklarda haklı tepkilerini dile getiriyor.
Büyümenin Gölgesinde Kalan İstihdam Krizi
Hindistan ekonomisi son on yılda ortalama yüzde 6-7 büyüme kaydetmesine rağmen, bu büyüme maalesef beklenen istihdam artışını sağlayamadı. Dünya Bankası verilerine göre ülkede her ay iş gücüne katılan 1 milyon gençten yalnızca küçük bir kısmı düzenli bir iş bulabiliyor. Diğerleri ise kayıt dışı sektörde, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Hükümetin özellikle teknoloji ve hizmet sektörüne odaklanan politikaları, emek yoğun imalat sanayinin gelişmesini engelliyor. Bu durum, "Make in India" (Hindistan'da Üret) kampanyasının hedeflerine ulaşamadığını gösteriyor. Gençlerin eğitim aldıkları alanlarda iş bulamaması, üniversite mezunlarının işsizlik oranının yüzde 20'lere yaklaşmasına neden oluyor. Bu da toplumsal huzursuzluğu artırıyor ve hükümetin iş yaratma konusundaki vaatlerini sorgulanır hale getiriyor.
Protestoların Büyüyen Dalgası
Ülkenin birçok eyaletinde işsiz gençler, kamu kurumlarındaki istihdam ilanlarının yetersizliğini ve sınav sistemindeki adaletsizlikleri protesto ediyor. Özellikle Bihar, Uttar Pradeş ve Racastan gibi eyaletlerdeki gösteriler, zaman zaman şiddet olaylarına dönüşüyor. Geçtiğimiz hafta sonu başkent Yeni Delhi'de yapılan büyük mitingde, gençler hükümetten acil istihdam paketleri açıklamasını ve eğitim sisteminin iş dünyasının ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılmasını talep etti. Muhalefet partileri ise Modi hükümetini gençlerin geleceğini çalmakla suçluyor. Hindistan Ulusal Kongresi lideri Rahul Gandi, yaptığı açıklamada "Bu protestolar, hükümetin başarısızlığının bir itirafıdır. Gençlerimize umut vermek yerine onları hayal kırıklığına sürüklüyorlar" dedi. Uzmanlar, seçimlerin yaklaştığı bu dönemde işsizlik konusunun Modi için en büyük risk faktörü olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hindistan'daki bu durum, sadece ülke içinde değil, küresel ekonomide de önemli yansımalara yol açıyor. Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan'ın genç nüfusu, küresel iş gücü piyasası için büyük bir potansiyel oluşturuyor. Ancak mevcut tablo, bu potansiyelin değerlendirilemediğini gösteriyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve diğer kuruluşlar, Hindistan'ın büyüme hızının önümüzdeki yıllarda yavaşlayabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Hindistan'da yükselen milliyetçilik ve hükümetin korumacı ticaret politikaları, yabancı yatırımcıları tedirgin ediyor. Ülkedeki istikrarsızlık, Güney Asya bölgesindeki ekonomik dengeleri de etkiliyor. Çin ile yaşanan sınır anlaşmazlıkları ve bölgedeki jeopolitik gerilimler, Hindistan'ın ekonomik reformlara odaklanmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki genç işsizliği ve protestolar, Türkiye'nin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de genç işsizliği yüksek seyrederken, bu durumun toplumsal huzursuzluğa yol açabileceği görülüyor. Hindistan deneyimi, sadece büyüme odaklı ekonomik politikaların istihdam yaratmada yetersiz kalabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin kalkınma stratejileri belirlenirken bu derslerden faydalanması gerekiyor. Ayrıca, Hindistan'daki gelişmeler, küresel ekonomideki belirsizlikleri artırarak Türkiye'nin dış ticaret ve yatırım ilişkilerini de dolaylı olarak etkileyebilir. Türk iş dünyası, Hindistan pazarındaki fırsatları değerlendirirken bu riskleri göz önünde bulundurmalı ve iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini çeşitlendirmelidir.