Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Avustralya'ya yaptığı resmi ziyaret kapsamında başkent Canberra ve Sidney'de adeta bir rock yıldızı gibi karşılanırken, insan hakları örgütleri ziyareti protesto etmeye hazırlanıyor. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile ikili ilişkileri güçlendirmeyi hedefleyen Modi, Sydney'deki büyük bir stadyumda binlerce Hint diasporası üyesine hitap edecek. Ancak Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Albanese'nin bu ziyareti hukukun üstünlüğüne ortak bağlılığı yeniden teyit etmek için bir fırsat olarak kullanması gerektiğini belirterek, Hindistan'da artan insan hakları ihlallerine dikkat çekiyor.
Ziyaretin arka planı ve diplomatik boyutu
Modi'nin Avustralya ziyareti, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinleştirilmesi açısından kritik bir döneme denk geliyor. Hindistan ve Avustralya, Quad (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu) çerçevesinde Japonya ve ABD ile birlikte Hint-Pasifik bölgesinde Çin'in artan etkisine karşı işbirliğini güçlendiriyor. Ziyaret sırasında ticaret, yatırım, savunma ve teknoloji alanlarında yeni anlaşmalar imzalanması bekleniyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 40 milyar doları aşarken, özellikle kritik mineraller ve yeşil enerji işbirliği ön plana çıkıyor.
Ancak Modi'nin Hindistan'da muhalefeti susturduğu, azınlıklara yönelik ayrımcılığı artırdığı ve basın özgürlüğünü kısıtladığı yönündeki eleştiriler, ziyaretin gölgesinde kalmıyor. Avustralya'da yaşayan 700 bin kişilik Hint diasporasının büyük çoğunluğu Modi'yi desteklese de, insan hakları savunucuları Albanese hükümetine Modi'ye insan hakları konusunda net mesajlar vermesi çağrısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Quad ve Çin faktörü
Modi'nin Avustralya ziyareti, sadece ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda bölgesel jeopolitik dengeler açısından da büyük önem taşıyor. Quad üyesi olarak Hindistan ve Avustralya, Hint-Pasifik'te özgür ve açık bir düzeni savunurken, Çin'in askeri yığınağına ve bölgesel hegemonya girişimlerine karşı ortak duruş sergiliyor. İki ülke arasında imzalanması beklenen Denizcilik İşbirliği Anlaşması, bu bağlamda stratejik öneme sahip. Ayrıca Avustralya, Hindistan'a nadir toprak elementleri ve lityum gibi kritik minerallerin tedarikini artırmayı planlıyor; bu da Çin'in bu alandaki hakimiyetini kırmayı hedefliyor.
Öte yandan, Modi'nin insan hakları sicili, Batılı demokrasilerle ilişkilerinde giderek daha fazla sorgulanır hale geliyor. Avustralya, ABD ve Avrupa Birliği, Hindistan'ı stratejik bir ortak olarak görürken, insan hakları konusundaki eleştiriler genellikle geri planda tutuluyor. Bu ziyaret, Batılı ülkelerin değerler temelli dış politika ile reelpolitik arasındaki gerilimi bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Modi'nin Avustralya ziyareti, Türkiye açısından iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, bu ziyaret Quad'ın etkinliğini ve Hint-Pasifik'teki jeopolitik rekabeti pekiştiriyor; bu durum, Türkiye'nin Asya-Pasifik'teki ekonomik ve diplomatik angajmanlarını etkileyebilir. Türkiye, Güney Asya ve Pasifik bölgesinde artan rekabet ortamında kendi çıkarlarını korumak için çok yönlü bir diplomasi yürütüyor. İkincisi, Modi'nin insan hakları kaygıları, uluslararası kamuoyunda benzer eleştirilere maruz kalan Türkiye'nin, dış politikasında demokrasi ve insan hakları söylemlerini nasıl konumlandırdığı açısından bir karşılaştırma noktası sunuyor. Bu ziyaret, aynı zamanda Hindistan ile Türkiye arasındaki ticaret ve savunma işbirliğinin potansiyelini de hatırlatıyor. İki ülkenin Çin'in yükselişi karşısında ortak çıkarları olsa da, insan hakları ve Keşmir gibi konularda farklı pozisyonları mevcut.