Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin, Aralık ayında Brüksel'de yapılacak Avrupa Konseyi toplantısına katılması bekleniyor. Bu ziyaretin ana gündem maddesini, iki taraf arasında uzun süredir müzakere edilen serbest ticaret anlaşması (STA) oluşturacak. Anlaşmanın imzalanması halinde, yaklaşık 2 milyar kişilik devasa bir pazarın kapıları açılacak. Bu gelişme, AB-Hindistan ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ziyaretin, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde AB'nin küresel ticaretteki konumunu güçlendirme çabalarıyla da örtüştüğü belirtiliyor.
AB-Hindistan Ticaret Anlaşması'nın Arka Planı
Avrupa Birliği ve Hindistan arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri, 2007 yılında başlamış ancak tarım, otomotiv ve fikri mülkiyet hakları gibi konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle 2013'te askıya alınmıştı. 2021 yılında yeniden başlatılan müzakereler, 2022'de resmi olarak yeniden başlamıştı. Taraflar, anlaşmanın kapsamını genişleterek yatırım ve coğrafi işaretler gibi konuları da dahil etmeyi hedefliyor. Ancak, sürdürülebilirlik standartları, dijital ticaret ve veri koruma gibi yeni nesil konularda henüz uzlaşma sağlanabilmiş değil. AB, özellikle Hintli üreticilerin karbon ayak izi ve çevre standartları konusunda daha fazla taahhüt vermesini isterken, Hindistan ise AB'nin tarımsal sübvansiyonları ve gıda güvenliği önlemlerine ilişkin endişelerini dile getiriyor. Yine de, her iki taraf da anlaşmanın stratejik öneminin farkında. AB, Çin'e olan bağımlılığını azaltmak ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmek isterken, Hindistan da ihracat pazarlarını genişletmek ve Batı ile ilişkilerini derinleştirmek istiyor.
Modi'nin Konsey toplantısına katılımı, bu anlaşmanın imzalanmasını hızlandırabilir. Zira AB Konseyi, üye devletlerin devlet ve hükümet başkanlarının bir araya geldiği en üst düzey siyasi platform. Modi'nin burada bulunması, hem AB liderleriyle doğrudan müzakere imkânı sağlayacak hem de anlaşmaya siyasi ivme kazandıracak. Brüksel'deki diplomatik kaynaklar, liderler düzeyinde yapılacak görüşmelerin, teknik düzeydeki tıkanıklıkları aşabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB-Hindistan STA'sı, yalnızca iki tarafın ekonomik ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel ticaret dengelerini de etkileme potansiyeline sahip. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, AB ve Hindistan birlikte dünya ticaretinin yaklaşık %30'unu temsil ediyor. Anlaşmanın sağlanması, korumacılığın arttığı bir dönemde çok taraflı ticaret sistemine destek olarak da yorumlanabilir. Öte yandan, anlaşma, AB'nin Hint-Pasifik bölgesindeki stratejik angajmanını da güçlendirecek. Çin'in bölgedeki artan etkisine karşılık, AB ve Hindistan arasındaki yakınlaşma, Çin'e karşı bir dengeleme unsuru olarak görülüyor. Güvenlik ve savunma alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesi de gündemde. Geçtiğimiz yıl AB, Hindistan ile deniz güvenliği konusunda ortak tatbikatlar düzenlemişti. Bu nedenle STA, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir öneme sahip.
Ancak anlaşmanın önünde hala engeller var. Hindistan'daki yüksek gümrük vergileri, özellikle otomobil ve şarap gibi AB ürünleri için pazar erişimini kısıtlıyor. AB ise Hindistan'dan gelen tekstil, ilaç ve tarım ürünlerine uygulanan teknik engellerin kaldırılmasını istiyor. Ayrıca, Hindistan'ın dijital piyasasında AB'li teknoloji şirketlerinin karşılaştığı zorluklar da müzakerelerde kilit konular arasında. Yine de, tarafların iradesi güçlü. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, anlaşmanın "yüzyılın fırsatı" olduğunu söylemişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB ile Hindistan arasındaki ticaret anlaşması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı sonuçları olabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ne üye olmasına rağmen anlaşmanın kapsamı dışında kalıyor. AB'nin Hindistan ile ticaretini artırması, Türkiye'nin AB pazarındaki rekabet gücünü etkileyebilir. Özellikle otomotiv, tekstil ve makine sektörlerinde Türkiye'nin ihracatı, Hintli üreticilerin artan rekabetiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, AB'nin ticaret anlaşmalarında sürdürülebilirlik kriterlerini ön plana çıkarması, Türkiye'nin de bu standartlara uyum sağlama baskısını artırabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, AB ticaret politikalarındaki değişimleri yakından takip etmesi ve kendi ticaret stratejilerini gözden geçirmesi önem taşıyor.