İngiltere Savunma Bakanlığı'ndan (MoD) sızan bir veri, yıllarca Afgan polisinde çalışmış bir kişinin kimliğini ortaya çıkarırken, İngiltere hükümeti bu kişinin sığınma başvurusunu reddetti. Taliban'ın tehditleriyle karşı karşıya kalan mağdur, isminin açıklanmamasını istediği için kimliği gizli tutuluyor. Olay, İngiltere'nin Afgan mültecilere yönelik politikalarındaki çelişkileri ve Taliban'ın kontrolü altındaki Afganistan'da kalanlara yönelik riskleri bir kez daha gündeme getirdi.
Yıllarca süren hizmet ve gelen tehditler
Kimliği gizli tutulan mağdur, Taliban'ın 2021'de yönetimi ele geçirmesinden önce Afganistan'da polis olarak görev yaptı ve İngiliz güçleriyle birlikte çalıştı. İngiliz hükümetiyle yaptığı iş birliği, onu Taliban hedefi haline getirdi. Son sızıntıyla birlikte kimliğinin ifşa edilmesi, Taliban'ın tehditlerini daha da artırdı. Kişi, 'sürekli korku içinde' yaşadığını ve ailesiyle birlikte ciddi bir tehlike altında olduğunu belirtti.
İngiltere hükümeti, sığınma talebini 'yetersiz gerekçe' göstererek reddetti. Sızan belgelerde, kişinin İngiliz kuvvetlerine sağladığı hizmetin 'yıllarca süren sadık hizmet' olarak nitelendirilmesine rağmen bu karar verildi. Bu durum, İngiltere'nin Taliban'ın intikamından korkan Afgan çalışanlarına karşı tutumunu sorgulattı. Afganistan'da İngiliz güçleriyle çalışmış binlerce kişi, tahliye programlarına dahil edilmeyi beklerken benzer sorunlarla karşılaşıyor.
Sızıntının kaynağı ve etkileri
MoD'den sızan veriler, Afganistan'da İngiliz misyonuyla bağlantılı kişilerin listesini içeriyor. Bu liste, askeri personel, sözleşmeli çalışanlar ve yerel halktan oluşan geniş bir ağı kapsıyor. Sızıntı, kimliği ifşa edilen kişilerin güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye attı. Uzmanlar, sızıntının Afgan mülteciler ve İngiliz yetkililer arasındaki güveni zedelediğini ve Taliban'ın eline önemli bir istihbarat sağladığını belirtiyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı, sızıntıyı doğrulayarak soruşturma başlattığını açıkladı. Ancak mağdur için bu, çok geç kalınmış bir adım. Afganistan'daki insan hakları örgütleri, İngiltere'nin bu tür veri ihlallerine karşı önlem almadığını ve mültecileri koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunuyor. Sızıntının, ülkeden çıkış yapamamış Afganlar için ölüm fermanı anlamına gelebileceği belirtiliyor.
Taliban yönetimi ve uluslararası toplumun tepkisi
Taliban'ın 2021'de Afganistan'da yeniden iktidara gelmesinden bu yana, Batılı ülkelerle iş birliği yapmış binlerce Afgan, intikam korkusuyla yaşıyor. BM raporları, Taliban'ın eski askeri ve polis personeline yönelik sistematik infazlar ve kaybolmalar gerçekleştirdiğini belgeliyor. Afganistan'da insan hakları durumunun hızla kötüleşmesi, uluslararası toplumun bu ülkeye yönelik politikalarını gözden geçirmesine neden oluyor.
İngiltere, Afganistan'dan tahliye programlarına rağmen, başvuruların çoğunu reddediyor. Reddedilenlerin sayısının binlerce olduğu tahmin ediliyor. Bu durum, İngiltere'nin Afgan mültecilere karşı 'ihanet' olarak nitelendirilen bir tutum sergilediği yönünde eleştirilere yol açıyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler de benzer eleştirilerle karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afganistan politikası açısından önemli bir bağlam sunuyor. Türkiye, Afganistan'daki insani krizden etkilenen bölge ülkelerinden biri ve Taliban'ın iktidarından bu yana Afgan mülteciler konusunda aktif bir rol oynuyor. İngiltere'nin bu tutumu, uluslararası toplumun mültecilere yönelik politikalarındaki ikiyüzlülüğü gözler önüne seriyor. Türkiye, savaş mağduru Afganlara kapılarını açarken, Batılı ülkelerin bu yükü paylaşmaması, Türkiye üzerindeki göç baskısını artırıyor. Bu olay, uluslararası iş birliğinin ve mülteci yükünün adil dağılımı ihtiyacını bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, bu tür sızıntıların önlenmesi ve mültecilerin korunması için uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesi çağrısında bulunabilir.