İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da işlenen ilk soykırım suçundan mahkûm edilen General Ratko Mladiç, Pazartesi günü Sırbistan'da askeri ve dini törenlerle toprağa verildi. 1995 Srebrenitsa katliamının mimarı olarak uluslararası mahkeme tarafından ömür boyu hapse çarptırılan Mladiç'in cenazesi, Belgrad yönetiminin Avrupa Birliği'ne katılma taahhüdü ile Sırp toplumundaki milliyetçi duygular arasındaki gerilimi bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Brüksel'den gelen ilk tepkiler, bu tür bir törenin AB değerleriyle bağdaşmadığı yönünde oldu.
Mladiç'in Cenaze Töreni ve Sırbistan'daki Yankıları
Ratko Mladiç, 78 yaşında cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından, ailesinin talebi üzerine Belgrad yakınlarındaki bir mezarlıkta askeri törenle defnedildi. Törene, Sırbistan ordusundan üst düzey subaylar, emekli generaller ve milliyetçi grupların temsilcileri katıldı. Sırp Ortodoks Kilisesi de dini ritüeli gerçekleştirdi. Mladiç'in naaşı, Sırbistan bayrağına sarılı tabut içinde taşındı ve saygı duruşunda bulunuldu.
Bu tören, Sırbistan'ın son yıllarda AB ile yürüttüğü katılım müzakerelerine gölge düşürdü. Avrupa Birliği, Sırbistan'dan savaş suçlularını yücelten eylemlerden kaçınmasını ve bölgesel uzlaşmaya katkı sağlamasını bekliyor. Ancak Sırp kamuoyunda Mladiç'e yönelik sempati, özellikle milliyetçi kesimlerde hâlâ güçlü. Cenaze töreni, Sırbistan'ın AB yolunda ilerlerken kendi içindeki bölünmüş hafızayla yüzleşmesi gerektiğini gösteriyor.
Srebrenitsa soykırımı, 1995 yılında Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kasabasında 8 binden fazla Boşnak erkeğin ve gencin öldürülmesiyle sonuçlanmıştı. Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY), bu olayı soykırım olarak tanımlamış ve Mladiç'i 2017'de bu suçtan mahkûm etmişti. Mladiç, 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında Bosnalı Sırp ordusunun komutanıydı ve kuşatma altındaki Saraybosna'da da savaş suçları işlemekle suçlanmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: AB'nin İkilemi
Mladiç'in askeri törenle gömülmesi, Batı Balkanlar'da son dönemde artan gerilimi daha da tırmandırabilir. Bosna-Hersek ve Hırvatistan'dan gelen açıklamalar, töreni kınadı ve bunun bölgesel istikrara zarar verdiğini belirtti. Boşnak siyasetçiler, Sırbistan'ın soykırımı inkâr politikasına devam ettiğini öne sürdü. AB yetkilileri ise Sırbistan'ın üyelik sürecinde bu tür adımların ciddi bir engel oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Sırbistan, 2012'den bu yana AB üyelik müzakereleri yürütüyor ancak son yıllarda demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanındaki gerilemeler nedeniyle ilerleme yavaşlamış durumda. Mladiç'in cenazesi, Sırbistan'ın AB değerlerine ne kadar bağlı olduğu konusunda somut bir test olarak görülüyor. Öte yandan Rusya ve Çin ile gelişen ilişkiler, Belgrad'ın Batı'dan uzaklaşma eğilimini güçlendiriyor.
Uluslararası kamuoyu, Sırbistan'ın geçmişle yüzleşme konusunda samimi adımlar atmasını bekliyor. Ancak ülke içindeki milliyetçi dalga, hükümetin elini zorlaştırıyor. Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, bir yandan AB hedefini korurken diğer yandan milliyetçi seçmeni de kaybetmemeye çalışıyor. Bu denge siyaseti, Mladiç cenazesi gibi sembolik olaylarda daha da karmaşık hale geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Balkanlar'da istikrar ve barışın korunmasına önem veriyor. Sırbistan'ın AB süreci, bölgesel işbirliği ve ekonomik kalkınma açısından kritik. Mladiç gibi bir soykırım suçlusuna askeri tören düzenlenmesi, Türkiye'nin de desteklediği uluslararası adalet ilkeleriyle bağdaşmıyor. Ancak Türkiye, Sırbistan ile ilişkilerini geliştirmeye devam ediyor; ticaret ve yatırım anlaşmaları son yıllarda arttı. Bu olay, Türkiye'nin Balkan politikasında hem adalet hem de pragmatik işbirliği arasındaki hassas dengeyi gözetmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Bosna-Hersek'teki Boşnak kardeşlerinin acılarını unutmamak da Türk dış politikasının temel unsurlarından biri.