Mississippi Başsavcısı Lynn Fitch'in Pazartesi günü, 2 yaşındaki Kohen Wiley'nin ölümüyle sonuçlanan polis operasyonunu "meşru" olarak nitelendirmesinin ardından, olaya ilişkin vücut kamerası görüntüleri kamuoyuyla paylaşıldı. Çocuğun anneannesi, "'Meşru' kelimesi Pazartesi gününden beri peşimi bırakmıyor" diyerek karara tepki gösterdi. Görüntülerin yayınlanması, olayın ayrıntılarını ve polisin müdahalesini sorgulayan tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı ve Görüntülerin Yayınlanması
Olay, Mississippi'nin [şehir adı belirtilmemiş] kentinde meydana geldi. İddiaya göre polis, bir ihbar üzerine olay yerine gittiğinde 2 yaşındaki Kohen Wiley ile karşılaştı. Polisin müdahalesi sırasında açılan ateş sonucu Wiley hayatını kaybetti. Başsavcı Lynn Fitch, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, polisin eyleminin yasalara uygun olduğunu ve "meşru müdafaa" kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Fitch'in açıklamasının ardından, olay anına ilişkin vücut kamerası görüntüleri kamuoyuna sunuldu. Görüntülerde, polisin olay yerine gelişi ve müdahale anı yer alıyor. Ancak görüntülerin tamamının mı yoksa bir kısmının mı yayınlandığı netlik kazanmadı. Aile avukatları, görüntülerin tamamının şeffaf bir şekilde paylaşılması çağrısında bulundu.
Çocuğun ailesi, olayın ardından adalet arayışını sürdürüyor. Anneanne, yaptığı yazılı açıklamada, "Kohen'in ölümünün 'meşru' olarak nitelendirilmesi kabul edilemez. Torunumun ölümünden sorumlu olanlar hesap vermeli" ifadelerini kullandı. Aile, bağımsız bir soruşturma başlatılması ve polis memurunun görevden uzaklaştırılması talebinde bulundu.
Olay, ABD'de polis şiddeti ve silahlı müdahaleler konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Son yıllarda özellikle siyahi topluluklara yönelik polis müdahaleleri geniş yankı uyandırmış, birçok eyalette reform çağrıları yapılmıştı. Mississippi'de de benzer olaylar yaşanmış, ancak bu kez kurbanın 2 yaşında bir çocuk olması kamuoyunda infial yarattı. Sosyal medyada #JusticeForKohen etiketiyle paylaşımlar yapıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de polis operasyonlarında sivillerin hayatını kaybetmesi, ülkenin iç siyasetinde ve toplumsal barışında önemli bir yara olmaya devam ediyor. Özellikle Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti arasında polis reformu konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, bu tür olaylarda derinleşiyor. Mississippi, muhafazakâr bir eyalet olarak biliniyor ve polis teşkilatına yönelik reform çağrıları burada daha sınırlı destek buluyor.
Başsavcı Lynn Fitch'in kararı, eyaletteki yargı ve kolluk kuvvetleri arasındaki ilişkiyi de sorgulatıyor. Fitch, 2020'de göreve başlamış ve genellikle muhafazakâr çizgide kararlar almasıyla biliniyor. Bu olay, onun başsavcılık dönemindeki en tartışmalı kararlardan biri olarak kayıtlara geçebilir.
Uluslararası alanda ise ABD'deki polis şiddeti, ülkenin insan hakları sicili açısından sık sık eleştiriliyor. Avrupa ve diğer bölgelerdeki insan hakları örgütleri, ABD'yi polis reformlarını hızlandırmaya çağırıyor. Bu olay da küresel medyada geniş yer buldu ve ABD'nin iç meselelerine dikkat çekti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'de yaşanan polis şiddeti olaylarını yakından takip eden ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle son yıllarda ABD'de artan ırkçılık ve polis şiddeti, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde insan hakları boyutunu gündeme getirebilir. Ancak somut bir yansıması olması beklenmiyor. Türkiye açısından asıl önemli olan, ABD'deki iç istikrarsızlığın küresel ekonomiye ve güvenliğe etkisi. ABD'deki toplumsal huzursuzluk, NATO içindeki iş birliğini ve küresel ekonomik istikrarı dolaylı yönden etkileyebilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde savunma ve ticaret konularına odaklanmış durumda; bu tür olaylar doğrudan bir politika değişikliğine yol açmaz. Yine de ABD'nin insan hakları konusundaki imajı, uluslararası platformlarda Türkiye'nin elini güçlendirebilir.