Mısır, İran ile İsrail arasında artan gerilim ve İran'ın savaş riskiyle karşı karşıya kalması nedeniyle Körfezli müttefiklerinden gelen 'yeterince destek vermediği' eleştirileriyle baş etmeye çalışıyor. Ancak Kahire yönetimi, önceliğinin kırılgan ekonomiyi genişleyen çatışmanın olumsuz etkilerinden korumak olduğunu vurguluyor. Mısır, hem stratejik konumu hem de Sisi yönetiminin hayatta kalması için kritik öneme sahip ekonomik istikrarı sağlama çabası nedeniyle bu krizde zorlu bir denge arayışı içinde.
Artan Baskılar ve Kırılgan Ekonomi
İran'ın 13 Nisan'da İsrail'e yönelik büyük çaplı saldırısı ve ardından yaşananlar, Orta Doğu'yu yeni bir savaşın eşiğine getirdi. Bu çatışma, Mısır'ı doğrudan etkilemese de Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, Mısır'dan daha net bir tavır almasını bekliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkeler, İran'ın bölgesel yayılmacılığına karşı Mısır'ın yanlarında olmasını istiyor. Ancak Mısır'ın bu ülkelerle olan askeri ittifakı ve ortak tehdit algısına rağmen, Kahire doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınıyor.
Mısır ekonomisi, 2011 devriminden bu yana ağır yaralar aldı. Artan enflasyon, yüksek işsizlik, dış borç yükü ve turizm gelirlerindeki dalgalanma, ülkeyi kırılgan kılıyor. Sisi yönetimi, bu krizi atlatmak için Uluslararası Para Fonu'ndan aldığı kredilere ve Körfez ülkelerinden gelen yardımlara bel bağlamış durumda. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE, Mısır'a milyarlarca dolar destek verdi. Ancak bu destek, Mısır'ın Körfez'in güvenlik kaygılarına duyarsız kalmasına izin vermiyor. Körfez ülkeleri, Mısır'ın İran karşıtı koalisyonda daha aktif rol oynamasını bekliyor; aksi halde yardımların kesilmesi riski var.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kızıldeniz ve Enerji Güvenliği
Mısır'ın denge arayışının bir diğer boyutu da Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz'deki güvenlik. Çatışmanın genişlemesi, Süveyş Kanalı'ndan geçen ticaret hacmini doğrudan etkileyebilir. İran destekli Husilerin Yemen'deki saldırıları, Kızıldeniz'de güvenliği tehdit ediyor ve bu da Mısır'ın kanaldan elde ettiği döviz gelirini azaltıyor. Mısır, bir yandan Körfez ülkelerinin İran'a karşı savaşa girmesi durumunda kanalın kapanmasını önlemek isterken, diğer yandan İran ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınıyor. Bu denge, Mısır'ın hem Arap Birliği'ndeki liderlik rolünü sürdürmesi hem de ekonomik çıkarlarını koruması için hayati önemde.
Küresel enerji piyasaları da bu çatışmadan etkileniyor. Mısır, Doğu Akdeniz'deki doğal gaz keşifleriyle bölgesel bir enerji merkezi olma yolunda ilerliyor. Ancak İran-İsrail gerilimi, Doğu Akdeniz'deki güvenlik mimarisini de sarsabilir. Mısır-İsrail doğal gaz anlaşmaları ve Mısır'ın gaz sıvılaştırma tesisleri, Avrupa'ya alternatif bir enerji kaynağı sunarken, çatışma bu işbirliğini tehdit ediyor. Mısır, enerji politikasında da dikkatli bir yol izlemek zorunda: Ne İsrail ile ilişkilerini tamamen bozabilir ne de İran'ı karşısına alarak Körfez'deki yatırımları kaybedebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın bu hassas dengesi, Türkiye için iki açıdan önemlidir. İlki, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti: Mısır'ın İsrail ile olan yakın enerji işbirliği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz gazını Avrupa'ya taşıma projelerini zayıflatabilir. Mısır'ın çatışmadan kaçınma politikası, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz alanını etkileyebilir. İkincisi, Mısır'ın Körfez ülkeleriyle olan bağları: Türkiye, Körfez ülkeleriyle yeni bir yumuşama dönemi yaşarken, Mısır'ın bu ülkelerdeki etkisi, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Mısır'ın İran ile çatışmaktan kaçınması, Türkiye'nin İran politikasıyla paralellik göstermektedir. Ankara da İran'la tam bir çatışma yerine diyaloğu tercih ediyor. Bu, iki ülkenin bölgesel krizlerde benzer pozisyonlar almasına yol açabilir. Ancak Mısır'ın ekonomik kırılganlığı, Türkiye'ye kıyasla daha sınırlı manevra alanı sunuyor.