Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, 17 Ekim Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırılarının tırmanması üzerine, talep edilmesi halinde Mısır'ın Suudi Arabistan'ı savunmak için gerekli her türlü tedbiri alacağını belirtti. Sisi'nin açıklamasının ardından Mısır parlamentosu Pazar günü olağanüstü oturum düzenleyeceğini duyurdu. Bu gelişme, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde geldi ve Mısır'ın bölgesel güvenlikte daha aktif bir rol üstlenebileceği sinyalini veriyor.
Gelişmenin arka planı
Sisi'nin açıklaması, Mısır'ın Suudi Arabistan ile olan yakın ilişkilerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 2015 yılında Mısır, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona Yemen'de Husi isyancılara karşı destek vermişti. Ancak o dönemde Mısır, kara gücü göndermekten kaçınmış ve hava ve deniz gücüyle sınırlı destek sağlamıştı. Son yıllarda Mısır ekonomik zorluklarla boğuşurken, Suudi Arabistan ve BAE'den gelen mali yardımlar Kahire için hayati önem taşıyor. Bu nedenle Sisi'nin açıklaması, Riyad'a verilen siyasi destek olarak görülebilir.
Parlamentonun olağanüstü toplanması, Sisi'nin anayasal olarak askeri güç kullanımı için gereken onayı almak istediği şeklinde yorumlanıyor. Mısır Anayasası'na göre, silahlı kuvvetlerin ülke dışında görevlendirilmesi için parlamentonun onayı gerekiyor. Sisi'nin "gereken her türlü tedbiri alırız" ifadesi, askeri müdahale seçeneğinin masada olduğunu gösteriyor. Ancak Mısır'ın doğrudan askeri müdahalede bulunup bulunmayacağı belirsizliğini koruyor; zira ülke ekonomik krizle mücadele ederken yeni bir askeri maceraya sıcak bakmayabilir.
Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın güney bölgelerinde ve sınır ötesinde sivil hedefleri vurarak bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Suudi Arabistan, Husileri destekleyen İran'ı suçluyor. Bu çerçevede Mısır'ın desteği, Suudi Arabistan'ın bölgesel müttefiklerinden biri olarak önem kazanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Mısır'ın Suudi Arabistan'a destek açıklaması, Orta Doğu'da artan kutuplaşmanın bir parçası. Husi saldırıları, Yemen savaşının Suudi Arabistan topraklarına taşınması anlamına geliyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini artırırken, ABD ve diğer Batılı ülkelerin bölgedeki askeri varlığını da sorgulatıyor. Mısır, bölgesel bir güç olarak Suudi Arabistan'ın yanında yer alarak, İran'a karşı Sünni bloğun güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ancak Mısır'ın ekonomik kırılganlığı, askeri taahhütlerini sınırlayabilir. Öte yandan, Mısır'ın olası bir askeri müdahalesi, Yemen'deki savaşın daha da derinleşmesine ve sivil kayıpların artmasına yol açabilir. Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize dikkat çekmeye çalışırken, Mısır'ın böyle bir adımı eleştirilere yol açabilir.
Suudi Arabistan, son dönemde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile birlikte Mısır'a önemli mali destek sağladı. 2013'te Müslüman Kardeşler'in devrilmesinden bu yana Körfez ülkeleri Mısır'a on milyarlarca dolar aktardı. Bu destek, Mısır'ınIMF ile yaptığı anlaşmaların yanı sıra ekonomik reformlarını sürdürmesine yardımcı oldu. Dolayısıyla Sisi'nin açıklaması, bu mali desteğin bir karşılığı olarak da okunabilir. Ancak Mısır'ın askeri kapasitesi ve halkın savaşa bakışı, olası bir müdahalenin sınırlarını belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın Suudi Arabistan'a askeri destek verme olasılığı, Türkiye'nin bölgesel dengeler açısından dikkatle izlediği bir gelişme. Türkiye, Yemen krizinde Suudi Arabistan'ı desteklemekle birlikte askeri bir çözüme mesafeli durmuş, son dönemde Mısır ile ilişkilerini normalleştirme çabası içinde. Mısır'ın bölgesel askeri angajmanı, Doğu Akdeniz ve Libya'daki güç dengelerini etkileyebilir; Türkiye'nin Mısır ile yürüttüğü diyalog sürecini zorlaştırabilir. Ayrıca, olası bir Mısır müdahalesi, Yemen'deki istikrarsızlığı derinleştirerek Türkiye'nin bölgesel ticaret ve enerji güvenliği çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, gelişmeleri yakından takip ederek diplomatik kanalları açık tutmalı.