Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah es-Sisi, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Husi saldırılarının tırmandığı bir dönemde Suudi Arabistan'ın talebi halinde krallığı savunmak için gerekli tüm tedbirleri almaya hazır olduğunu söyledi. Mısır parlamentosu ise pazar günü olağanüstü toplanma kararı aldı. Sisi'nin açıklaması, Yemen'deki Husi isyancıların Suudi topraklarına yönelik artan füze ve insansız hava aracı saldırılarının ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Sisi'nin açıklaması, Mısır'ın bölgesel güvenlik taahhütlerini yeniden gözden geçirdiği bir döneme denk geliyor. Mısır, 2015 yılında Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona askerî olarak katılmış, ancak daha sonra Yemen'deki çatışmaya doğrudan müdahalede bulunmamıştı. Son haftalarda Husi milislerinin Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine yönelik saldırıları arttı; Riyad yönetimi, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu savunuyor.
Mısır parlamentosunun olağanüstü oturumu, Sisi'nin talebini görüşmek üzere toplanacak. Anayasa'ya göre, Mısır silahlı kuvvetlerinin ülke dışında görevlendirilmesi için parlamentonun onayı gerekiyor. Sisi'nin açıklaması, Suudi Arabistan'a askerî destek konusunda somut bir adımın habercisi olarak yorumlanıyor. Mısır ve Suudi Arabistan arasında 2018 yılında imzalanan savunma işbirliği anlaşması, ortak askerî tatbikatlar ve istihbarat paylaşımını öngörüyor.
Uzmanlar, Mısır'ın olası bir askerî katkısının sembolik düzeyde kalabileceğini, ancak bunun bile bölgesel dengeleri etkileyebileceğini belirtiyor. Mısır ordusu, bölgedeki en büyük ve en donanımlı ordulardan biri; ancak ülke ekonomik zorluklarla boğuşuyor ve uzun süreli bir çatışma Mısır'ın kaynaklarını zorlayabilir. Öte yandan, Mısır'ın Suudi Arabistan'a desteği, Körfez'deki müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirme çabası olarak da görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısını hedef alarak küresel enerji piyasalarını istikrarsızlaştırma potansiyeli taşıyor. 2019'da Suudi Aramco tesislerine yapılan saldırılar, petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya neden olmuştu. Son saldırılar da benzer bir riski gündeme getiriyor. ABD, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kınarken, İran'ı istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerde bulunmakla suçluyor. Ancak Tahran, saldırılarla bağlantısını reddediyor.
Mısır'ın olası müdahalesi, Yemen savaşının seyrini değiştirebilir. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, yıllardır Husi ilerleyişini durdurmaya çalışıyor; ancak savaş büyük ölçüde çıkmazda. Mısır'ın askerî desteği, koalisyonun moralini yükseltebilir ve Husi'lere karşı yeni bir cephe açılmasına yol açabilir. Bölgesel uzmanlar, Mısır'ın rolünün lojistik ve istihbarat desteğiyle sınırlı kalabileceğini, doğrudan çatışmaya girmekten kaçınabileceğini ifade ediyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize dikkat çekiyor. BM'ye göre, ülkedeki savaş milyonlarca insanı açlık ve hastalık riskiyle karşı karşıya bıraktı. Mısır'ın askerî angajmanı, insani durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, Mısır'ın Suudi Arabistan yanında yer alması, İran ile bölgesel bir rekabetin parçası olarak görülebilir. Bu durum, Körfez'deki gerilimi artırabilir ve diplomatik çözüm çabalarını zayıflatabilir.
Mısır'ın iç siyaseti de bu kararda etkili. Ekonomik sıkıntılar ve pandemiyle mücadele eden Mısır hükümeti, dış politikada aktif bir rol alarak kamuoyunun dikkatini iç sorunlardan uzaklaştırmayı hedefliyor olabilir. Ancak, askerî bir macera halk arasında hoşnutsuzluğa yol açabilir. Mısır ordusunun Yemen'deki varlığı, ülkenin kendi güvenlik endişeleriyle (Sina'daki militanlıkla mücadele gibi) çelişebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın Suudi Arabistan'a askerî destek açıklaması, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, Yemen savaşında Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun karşısında yer alan Katar ve Husi'lere yakın bir politika izlemişti. Mısır'ın Suudi Arabistan yanında aktif bir rol alması, Türkiye'nin Körfez'deki müttefikleriyle ilişkilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Mısır ile Türkiye arasındaki rekabet, Doğu Akdeniz ve Libya'da da sürüyor. Mısır'ın askerî angajmanı, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji güvenliğini ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, diplomatik çözüm çağrısında bulunarak gerilimin düşürülmesini savunabilir.