Mısır'da hükümet, ülkenin son bağımsız haber kuruluşlarından biri olan Mada Masr'ın yayın lisansını iptal ederek faaliyetlerini durdurdu. Karar, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası basın özgürlüğü örgütleri tarafından sert şekilde eleştirildi. Mada Masr'ın genel yayın yönetmeni Lina Atallah hakkında da soruşturma başlatıldığı bildirildi. Kapatma kararı, Mısır'da yönetiminin basın üzerindeki baskısını artırdığı yönündeki endişeleri derinleştiriyor.
Olayın Arka Planı
Mada Masr, 2013 yılında Mısır'da yaşanan siyasi çalkantıların ardından bağımsız gazetecilik yapmak amacıyla kurulan bir internet haber sitesiydi. O dönemden bu yana, özellikle darbe sonrası yönetim tarafından sık sık hedef alındı. Site, defalarca erişim engellemeleriyle karşılaştı, çalışanları gözaltına alındı ve yargılandı. Ancak buna rağmen yayın hayatını sürdürmeyi başarmıştı. Son kapatma kararı, Mart 2024'te Mısır Devlet Bilgi Servisi'nin (SIS) siteye karşı yürüttüğü hukuki sürecin bir sonucu olarak geldi. Yetkililer, Mada Masr'ın gerekli yayın izinlerine sahip olmadığını ve yasal düzenlemelere uymadığını iddia ediyor. Oysa Mada Masr yönetimi, tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve kapatma kararının siyasi olduğunu savunuyor.
Sivil toplum örgütleri, kararın ifade özgürlüğüne ağır bir darbe indirdiğini belirtiyor. Mısır'da son yıllarda bağımsız medya neredeyse tamamen tasfiye edilmiş durumda. Ülkedeki gazetelerin büyük çoğunluğu ya devlet kontrolünde ya da hükümete yakın iş insanlarına ait. Mada Masr, bu ortamda ayakta kalan son ciddi muhalif seslerden biriydi. Kapatma kararı, ülkedeki basın özgürlüğü ortamının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi kuruluşlar, Mısır hükümetine kararı geri çekme çağrısında bulundu. Ancak hükümetten henüz olumlu bir adım gelmedi.
Mada Masr'ın kapatılması, Mısır'ın uluslararası alandaki itibarını da zedeliyor. Ülke, son yıllarda ekonomik krizle boğuşurken, batılı ülkelerle ilişkilerinde insan hakları ve demokrasi konularında artan bir baskıyla karşı karşıya. Bu tür baskılar, Mısır yönetiminin daha da otoriterleşmesine yol açabiliyor. Ayrıca, kapatma kararı, ülkede faaliyet gösteren diğer bağımsız medya kuruluşları için de gözdağı niteliğinde. Gazeteciler, benzer bir akıbetle karşılaşmamak için daha da temkinli davranmak zorunda kalabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mısır'daki basın özgürlüğü ihlalleri, sadece ülke içinde değil, bölgesel ve küresel ölçekte de yankı uyandırıyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da otoriter eğilimlerin güçlenmesi, bağımsız gazeteciliği zorlaştırıyor. Mısır, Arap Baharı sonrası yaşanan süreçte, bölgedeki diğer ülkeler için de bir örnek teşkil ediyor. Ancak bu örnek, ne yazık ki baskıcı uygulamalar yönünde. Türkiye gibi ülkeler, Mısır'daki gelişmeleri yakından takip ediyor; zira Mısır, Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri ve enerji politikaları açısından stratejik bir konumda. Ayrıca, Mısır'ın iç istikrarı, bölgesel güvenlik açısından da kritik.
Uluslararası toplum, Mısır'a yönelik tutumunda ikilem yaşıyor. Bir yandan ekonomik ve güvenlik işbirliği devam ederken, diğer yandan insan hakları ihlalleri eleştiriliyor. Batılı ülkeler, Mısır'a yaptıkları silah satışları ve ekonomik yardımlar nedeniyle sık sık eleştiriliyor. Bu durum, Mısır yönetiminin baskıcı politikalarını sürdürmesine cesaret veriyor. Mada Masr'ın kapatılması, bu çelişkinin somut bir örneği olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'da bağımsız basının tasfiye edilmesi, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Mısır ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olsa da, Mısır'daki insan hakları ihlalleri ve basın özgürlüğü konusundaki kötüleşen tablo, Ankara'nın Kahire'ye yönelik eleştirel tutumunu sürdürmesini gerektiriyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki rekabet ortamında Mısır'ın iç istikrarı ve yönetiminin otoriterleşmesi, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir. Bölgesel güç dengesi açısından, Mısır'ın demokratikleşme sürecinden uzaklaşması, Türkiye'nin bölgedeki konumunu yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin Mısır'daki basın özgürlüğü ihlallerine karşı sesini yükseltmesi ve uluslararası platformlarda bu konuyu gündeme getirmesi beklenebilir.