Mısır'ın başkenti Kahire'de, palmiye ağaçlarının gölgelediği ve sarmaşıkların sardığı bir mezarlıkta, soluk mezar taşları o kadar sıkışık ki, bazı yerlerde bir ailenin parsellerini diğerinden ayıran sadece ince kum şeritleri ve kırık kaldırım taşları var. Ülkenin Bahai azınlığı, ölülerini gömebilecekleri alanın giderek azalmasından şikayetçi. Mısır'da resmi olarak tanınmayan bu dini grup, hem yasal hem de pratik zorluklarla karşı karşıya. Bahailer, nüfusun yaklaşık yüzde 1'ini oluşturuyor ve defin işlemleri için ayrılmış özel mezarlıklara erişimde ciddi kısıtlamalar yaşıyor.
Bahai toplumunun karşılaştığı zorluklar
Mısır'da Bahai inancı 1960'lı yıllardan bu yana resmi olarak tanınmıyor. 2014 yılında yeni anayasa ile dini özgürlükler genişletilmiş olsa da, Bahailer hala kimlik kartlarında din hanesini boş bırakmak zorunda kalıyor veya İslam'ı seçmek zorunda bırakılıyor. Bu durum, ölüm belgesi ve defin izni gibi işlemlerde bürokratik engeller çıkarıyor. Kahire'nin doğusundaki El-Salam mezarlığında, Bahailere ayrılan alan oldukça küçük ve bakımsız. Aileler, yakınlarını defnetmek için genellikle gizli yollara başvuruyor veya başka şehirlerdeki mezarlıkları kullanmak zorunda kalıyor. Ancak bu da ek maliyet ve zaman kaybı anlamına geliyor.
Bahai toplumunun temsilcileri, defin alanı yetersizliğinin yanı sıra, mezarlıklara yönelik saldırılar ve tahribatlarla da mücadele ettiklerini belirtiyor. Bazı aileler, mezarlarının kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildiğini ve yetkililerin bu konuda yeterli koruma sağlamadığını ifade ediyor. Mısır hükümeti ise azınlıkların hakları konusunda zaman zaman olumlu adımlar atsa da, özellikle dini azınlıklar söz konusu olduğunda uygulamada ciddi sorunlar devam ediyor. Bahailer, defin alanı tahsisinin yanı sıra, dini ritüellerini özgürce yerine getiremediklerini de dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel bağlam
Mısır'daki Bahai azınlığının yaşadığı zorluklar, Orta Doğu'da dini azınlıkların genel durumuyla yakından ilişkili. Bölgede Hristiyanlar, Yahudiler ve diğer küçük gruplar da benzer ayrımcılık ve kısıtlamalarla karşılaşabiliyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, Mısır'ı dini özgürlük konusunda reform yapmaya çağırıyor. Özellikle 2013 sonrası siyasi istikrarsızlık döneminde azınlıklar üzerindeki baskılar arttı. Son yıllarda Mısır, ekonomik kriz ve güvenlik sorunlarıyla boğuşurken, azınlık hakları konusundaki ilerleme sınırlı kaldı. Bahai toplumu, uluslararası alanda da sesini duyurmaya çalışıyor; ancak Mısır'ın jeopolitik konumu ve Batı ile ilişkileri, bu tür konuların uluslararası platformlarda yeterince gündeme gelmemesine yol açıyor.
Uzmanlar, Mısır'ın dini azınlıklara yönelik politikalarının, ülkenin modernleşme ve insan hakları standartlarına uyum süreciyle çeliştiğini belirtiyor. Bahailer gibi grupların defin alanı gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, daha geniş anlamda vatandaşlık hakları ve eşitlik sorunlarını yansıtıyor. Mısır hükümeti, 2019'da bazı dini azınlıklara yönelik ayrımcılığı önlemeye yönelik adımlar attığını açıklamış olsa da, uygulamada somut iyileşmeler sınırlı kaldı. Bahai toplumu, defin alanlarının genişletilmesi ve mevcut mezarlıkların korunması için yetkililerle diyalog çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu'da dini azınlıkların hakları konusunda hassasiyet gösteren ülkelerden biri. Mısır'daki Bahai azınlığının yaşadığı defin alanı sıkıntısı, bölgede dini özgürlüklerin ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Türkiye'nin dış politikasında insan hakları ve azınlık hakları önemli bir yer tutuyor; ancak Mısır ile ilişkilerde ekonomik ve stratejik çıkarlar ön planda. Bu tür haberler, Türkiye'nin bölgesel diplomaside arabuluculuk ve insan hakları savunuculuğu rollerini vurgulaması için bir fırsat olabilir. Ayrıca, Türkiye'deki dini azınlıkların durumuyla karşılaştırmalı bir perspektif sunarak, kendi iç politikasında da önemli bir referans noktası oluşturuyor. Bölgesel istikrar açısından, Mısır'daki azınlık hakları ihlalleri, uzun vadede toplumsal gerilimleri artırabilecek bir faktör olarak değerlendirilebilir.