ABD'de federal hükümetin toplam borcu 39,1 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Ancak bu rakam, hükümetin kendisine olan yükümlülükleri düşüldüğünde 31,6 trilyon dolara geriliyor. Yine de kamuoyunda bu borcun 'astronomik' olduğu yönünde yaygın bir kanaat var. Milyarder ticaret devi Jeff Yass ise bu görüşe katılmıyor. Yass, federal borcun büyüklüğünün doğru bir şekilde değerlendirilmesi için ekonominin tamamına oranlanması gerektiğini savunuyor.
Yass'ın argümanı: Borcun GSYİH'ya oranı
Jeff Yass, federal borcun yalnızca mutlak rakam olarak değil, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ile karşılaştırıldığında anlamlı olduğunu belirtiyor. ABD GSYİH'sı yaklaşık 27 trilyon dolar iken, 31,6 trilyon dolarlık borcun GSYİH'ya oranı yaklaşık yüzde 117 seviyesinde. Bu oran tarihsel olarak yüksek olsa da, Yass, borcun faiz ödemelerinin GSYİH'ya oranının daha düşük olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca, borcun büyük kısmının düşük faizli uzun vadeli tahvillerden oluştuğunu ve ekonominin büyüme hızının borç yükünü zamanla azaltabileceğini vurguluyor.
Yass, asıl sorunun borcun büyüklüğü değil, harcamaların verimsizliği olduğunu ifade ediyor. Eğer borçlanma ile yapılan yatırımlar ekonomik büyümeyi artırıyorsa, borcun sürdürülebilir olduğunu söylüyor. Ancak, borcun tüketim harcamalarına gitmesi durumunda sorun yaşanabileceğini ekliyor.
Küresel boyut ve diğer ülkelerle karşılaştırma
ABD'nin borç oranı, Japonya'nın yüzde 260'ın üzerindeki oranına kıyasla düşük kalıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde de borç oranları genellikle yüzde 100'ün altında seyrediyor. Ancak, ABD dolarının rezerv para birimi olması, ABD'ye diğer ülkelere kıyasla daha fazla borçlanma imkanı tanıyor. Yine de bazı ekonomistler, borcun sürdürülemez bir noktaya ulaşabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle faiz oranlarının yükselmesi, borç faiz ödemelerini artırarak bütçe açığını daha da büyütebilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) de düzenli olarak ABD'nin mali durumunu izliyor ve sürdürülebilirlik konusunda uyarılarda bulunuyor. Ancak, Yass gibi iyimserler, ABD ekonomisinin esnekliğine ve yenilikçilik kapasitesine güveniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin kamu borcunun GSYİH'ya oranı OECD ülkeleri arasında en düşüklerden biri (yaklaşık yüzde 40). Ancak, bu durum Türkiye'nin kırılganlıklarını ortadan kaldırmıyor. Türkiye, ABD gibi rezerv para birimine sahip olmadığı için döviz cinsinden borçlanmaya daha bağımlı. Ayrıca, cari açık ve enflasyon gibi yapısal sorunlar, borcun sürdürülebilirliğini risk altına sokabiliyor. Yass'ın vurguladığı gibi, borcun kendisinden çok, hangi amaçla kullanıldığı önemli. Türkiye'nin borçlanmasının üretken yatırımlara yönlendirilmesi, sürdürülebilir büyüme açısından kritik.