ABD’de Posta Müdürü Louis DeJoy’un, eyaletlerin seçmen listelerini paylaşmaması halinde mektupla gönderilen oy pusulalarının teslim edilmeyeceğine ilişkin yeni bir kural önerisi, Kongre üyeleri tarafından sert bir dille eleştirildi. Demokrat milletvekilleri, bu hamlenin “açıkça yasa dışı” olduğunu ve seçmenlerin oy kullanma hakkını engellemeye yönelik bir girişim olduğunu belirtti. Tartışma, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde posta yoluyla oy kullanmanın güvenliği ve erişilebilirliği konusundaki endişeleri yeniden alevlendirdi.
Posta Müdürünün Önerisi ve Tepkiler
Posta Müdürü Louis DeJoy, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, ABPS (Amerika Birleşik Devletleri Posta Servisi) için yeni bir kural önerisi getirdiklerini duyurdu. Bu kurala göre, eyaletlerin seçmen kayıt listelerini posta servisiyle paylaşmaması durumunda, mektupla gönderilen oy pusulalarının teslimatı yapılmayacak. DeJoy, bu adımı “postanın güvenliği ve verimliliği” ile gerekçelendirirken, eleştirmenler bunun seçmen baskısı ve seçim müdahalesi anlamına geldiğini savunuyor.
Demokrat Parti’li milletvekilleri, bu öneriye karşı ortak bir bildiri yayımlayarak, “Bu, açıkça yasa dışı bir teşebbüstür. Posta Müdürü, seçmenlerin oy kullanma hakkını gasp etmeye çalışıyor. Eyaletlerin seçmen listelerini federal bir kurumla paylaşma zorunluluğu yoktur ve bu tür bir dayatma anayasaya aykırıdır” ifadelerini kullandı. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Reform Komitesi Başkanı Carolyn Maloney, konuyla ilgili bir soruşturma başlatacaklarını duyurdu.
Posta Müdürlüğü ise yaptığı yazılı açıklamada, “Öneri, posta sisteminin kötüye kullanımını önlemeyi ve milyonlarca dolarlık maliyeti azaltmayı hedefliyor. Seçmen listelerinin paylaşılması, posta yoluyla oy kullanma sürecini daha güvenli hale getirecektir” dedi. Ancak uzmanlar, bu kuralın özellikle posta yoluyla oy kullanma oranının yüksek olduğu eyaletlerde seçmen katılımını ciddi şekilde düşürebileceği uyarısında bulunuyor.
Seçim Güvenliği ve Siyasi Etkileri
Mektupla oy kullanma, özellikle COVID-19 salgını sonrasında ABD’de yaygınlaşmış ve 2020 başkanlık seçimlerinde önemli bir rol oynamıştı. Cumhuriyetçi Parti’nin birçok temsilcisi, posta yoluyla oy kullanmanın hileye açık olduğunu iddia ederken, Demokratlar ise bunun seçmen katılımını artırdığını savunuyor. 2020 seçimlerinde posta yoluyla kullanılan oyların sayısı 65 milyonu bulmuştu. Yeni kural önerisi, bu yöntemin güvenilirliği konusundaki tartışmaları daha da körükledi.
Birçok sivil toplum kuruluşu ve oy hakkı savunucusu, bu hamleyi “seçmen bastırma” olarak nitelendirdi. ACLU (Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği) yaptığı açıklamada, “Posta Müdürü, bir kez daha seçmenlerin oy kullanma hakkını hedef alıyor. Bu kural, özellikle siyahi ve yoksul seçmenleri orantısız bir şekilde etkileyecektir” dedi. Bazı hukukçular ise, eyaletlerin seçmen listelerini federal bir kuruma vermek zorunda olmadığına dikkat çekerek, bu kuralın mahkeme tarafından iptal edilebileceğini belirtti. Önümüzdeki haftalarda konunun yargıya taşınması bekleniyor.
Başkan Joe Biden ise konuyla ilgili henüz açıklama yapmazken, Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, “Posta Müdürlüğü bağımsız bir kurumdur, ancak biz seçmenlerin oy kullanma hakkını kısıtlayacak her türlü girişime karşıyız” ifadelerini kullandı. Cumhuriyetçi milletvekilleri ise öneriye destek verirken, bazıları daha da ileri giderek posta yoluyla oy kullanmanın tamamen kaldırılmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu gelişme, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, 2024 seçimleri öncesinde ABD’deki siyasi kutuplaşmanın derinleştiğine işaret ediyor. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde istikrarlı bir yönetim beklerken, seçim güvenliği tartışmaları ABD’nin iç siyasi istikrarını etkileyebilir. Ayrıca, posta oylamasına yönelik kısıtlamalar, ABD’nin dünya genelinde demokrasi söylemine zarar verebilir. Türkiye, benzer tartışmaların kendi seçim sisteminde yaşanmaması için mevcut güvenceleri korumaya devam ediyor. Küresel ölçekte ise, bu tür uygulamaların seçmen katılımını düşürme potansiyeli, demokratik süreçlere olan güveni zedeleyebilir.