İngiltere Parlamentosu Kamu Hesapları Komitesi (PAC), hükümetin Suffolk'taki Sizewell sahasında inşa etmeyi planladığı milyarlarca sterlinlik nükleer santralin finansman modelini “İngiliz vergi mükellefleri için korkunç bir anlaşma” olarak değerlendirdi. Komite, projenin risklerinin “olağanüstü” olduğunu ve bu yükün büyük ölçüde faturalara yansıtılacağını belirtti. Sizewell C olarak bilinen santral, ülkenin enerji güvenliğini artırmak ve karbon emisyonlarını azaltmak için kritik görülüyor; ancak finansman yapısı, gelecek nesillere aktarılacak maliyetler açısından ciddi endişe yaratıyor.
Projenin arka planı ve finansman modeli
Sizewell C, İngiltere'nin enerji dönüşümünde köşe taşı olarak sunuluyor. Santral, 3,2 gigawatt kapasitesiyle yaklaşık 6 milyon haneye elektrik sağlayacak ve 60 yıl boyunca faaliyet göstermesi bekleniyor. Hükümet, projenin finansmanı için “Regulated Asset Base” (RAB) modelini benimsedi. Bu modelde, inşaat sırasında oluşan maliyetlerin bir kısmı doğrudan tüketicilerin elektrik faturalarına ekleniyor. PAC, bu modelin getirdiği risklerin “olağanüstü” olduğunu vurgulayarak, vergi mükelleflerinin ve faturalarını ödeyen vatandaşların, projenin başarısız olması veya gecikmesi durumunda büyük zarar göreceğini belirtti. Komite ayrıca, hükümetin projeyi finanse etmek için özel yatırımcılarla yaptığı anlaşmaların şeffaf olmadığını ve kamu yararını yeterince korumadığını ifade etti.
Sizewell C'nin toplam maliyetinin 20 milyar sterlinin üzerinde olması bekleniyor. Proje, Fransız enerji şirketi EDF ve Çinli ortaklar tarafından geliştiriliyordu; ancak Çin'in yatırımcı olarak kalmasına ilişkin tartışmalar sürüyor. Hükümet, 2022 yılında projeye 700 milyon sterlinlik bir kamu yatırımı yapacağını açıklamıştı. PAC'ın raporu, bu tür kamu desteklerinin vergi mükellefleri için uzun vadeli bir yük oluşturabileceğine işaret ediyor. Ayrıca, benzer nükleer projelerde (örneğin Hinkley Point C) yaşanan gecikmeler ve maliyet aşımları, Sizewell C için de uyarı niteliğinde.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere, 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda nükleer enerjiyi yenilenebilir kaynaklarla birlikte stratejik bir sütun olarak görüyor. Ancak Sizewell C gibi büyük ölçekli projelerin finansmanı, birçok ülkede olduğu gibi kamu-özel ortaklıklarıyla sağlanıyor. Bu model, enerji güvenliğini artırırken aynı zamanda tüketici faturalarını da yükseltebiliyor. Avrupa'da nükleer enerjiye ilgi, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji arz güvenliği endişeleriyle yeniden arttı. Fransa, Polonya ve Hollanda gibi ülkeler yeni nükleer santraller planlıyor. İngiltere'nin deneyimi, bu tür projelerin finansmanında şeffaflık ve risk paylaşımı konularında diğer ülkelere örnek olabilir. Ayrıca, Sizewell C'nin başarısı, küresel nükleer tedarik zinciri ve yatırımcı güveni açısından da yakından izleniyor.
PAC'ın eleştirileri, hükümetin enerji politikasında zorlu bir denge kurması gerektiğini gösteriyor: Bir yandan iklim hedeflerine ulaşmak için düşük karbonlu enerji kaynaklarına yatırım yapılması gerekiyor, diğer yandan kamu maliyesi ve tüketici refahı korunmalı. Komite, hükümete projenin maliyet ve risklerini yeniden değerlendirme ve faturalara yansıyacak yükü hafifletme çağrısı yaptı. Hükümet ise projenin uzun vadeli faydalarının kısa vadeli maliyetlerden daha ağır bastığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Sizewell C nükleer santrali finansman modeline yönelik eleştiriler, Türkiye'nin kendi nükleer enerji projeleri (Akkuyu ve Sinop) için de ders niteliğinde. Türkiye, Akkuyu'da Rusya ile yaptığı anlaşmada farklı bir model (yap-işlet-devret) kullanıyor ve elektrik alım garantisiyle yatırımcıya gelir sağlıyor. Ancak, kamu kaynaklarının ve tüketici faturalarının korunması açısından şeffaflık ve risk yönetimi kritik. İngiltere'deki tartışma, nükleer enerjinin iklim hedefleri için önemli olduğunu ancak finansman modellerinin dikkatlice tasarlanması gerektiğini gösteriyor. Türkiye, enerji güvenliğini çeşitlendirirken vergi mükellefleri ve tüketiciler üzerindeki yükü minimize etmek için bu tür deneyimleri yakından izlemeli.