İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te yürütmeyi planladığı yeni yerleşim projesini 'kabul edilemez ve yıkıcı' olarak nitelendirerek, İsrail'in Londra Büyükelçiliği Maslahatgüzarı'nı Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı. Bu diplomatik adım, İsrail hükümetinin Doğu Kudüs'ün E1 bölgesinde binlerce yeni konut inşa etme kararının ardından geldi. Miliband, yaptığı açıklamada, bu tür tek taraflı adımların iki devletli çözümü baltaladığını ve bölgedeki gerilimi artırdığını vurguladı. Görüşmede, İngiliz hükümetinin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına bağlılığının altı çizildi.
Yerleşim genişlemesinin arka planı
İsrail hükümeti, geçtiğimiz haftalarda Doğu Kudüs'ün E1 bölgesi olarak bilinen ve Batı Şeria ile Kudüs arasındaki bağlantıyı koparan kritik bir alanda yaklaşık 3.500 yeni konut inşa etmek için planlarını onayladığını duyurmuştu. E1 bölgesi, uluslararası toplum tarafından Filistinlilerin gelecekteki bir devletinin toprak bütünlüğü için hayati öneme sahip olarak görülüyor. İsrail sivil toplum kuruluşu İr Amim'in raporlarına göre, bu planlar hayata geçirilirse Doğu Kudüs'teki yerleşimci nüfusu önemli ölçüde artacak ve Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantı tamamen kesilecek.
İngiltere'nin bu hamlesi, Avrupa Birliği'nin ve diğer Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik artan eleştirileriyle aynı zamana denk geldi. Fransa ve Almanya da benzer endişelerini dile getirirken, ABD yönetimi daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Miliband'ın önceki gün parlamento önünde yaptığı konuşmada, 'Uluslararası toplumun bu konudaki tavrı net: yerleşimler uluslararası hukuka aykırıdır ve barış sürecine yönelik en büyük tehdittir' ifadelerini kullanması, İngiltere'nin bu konudaki kararlılığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu diplomatik gerilim, Orta Doğu'daki kırılgan dengelerin daha da bozulmasına işaret ediyor. Filistin yönetimi, İsrail'in bu adımlarını 'savaş ilanı' olarak nitelendirirken, Hamas ise sert tepki göstererek İsrail'e yönelik operasyonların artabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, E1 bölgesindeki yerleşim planlarının hayata geçirilmesi halinde, iki devletli çözümün pratikte imkansız hale gelebileceğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nikolay Mladenov, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Bu tür adımlar, bölgedeki istikrarı tehdit etmekte ve barışı müzakere etme şansını azaltmaktadır' dedi.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise, yerleşim inşaatlarının devam edeceğini belirterek, 'Kudüs, Yahudi halkının başkentidir ve orada inşa etmek bizim hakkımızdır' şeklinde karşılık verdi. İsrail'in bu tutumu, uluslararası toplumda geniş bir kınama dalgasına yol açarken, özellikle Filistin yönetiminin Batılı ülkelerden Filistin devletini tanıması yönündeki çağrıları güç kazandı. İngiltere'nin bu diplomatik adımı, benzer eylemlerin diğer Avrupa başkentlerinde de izlenebileceği yorumlarına neden oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına güçlü destek vermiş ve İsrail'in yerleşim politikalarını her platformda kınamıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin izlediği politikalarla örtüşmekte ve uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskısını artırması, Filistin lehine bir denge oluşturabilir. Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda yerleşimlere karşı girişimleri bulunuyor. İngiltere'nin bu tutumu, Türkiye'nin görüşlerini destekleyen önemli bir diplomatik gelişme olarak değerlendirilebilir; bölgesel istikrar açısından ise iki devletli çözümün korunması kritik önem taşıyor.