ABD'nin önde gelen yükseköğretim kurumlarından Michigan Üniversitesi, öğrencilerin ruh sağlığı krizine karşı önemli bir adım atarak ilk dönem öğrencileri için harf notu sistemini terk edip geçti/kaldı (pass/fail) esasına dayalı bir değerlendirme sistemine geçeceğini açıkladı. Üniversite yönetimi, bu kararın özellikle üniversiteye yeni başlayan öğrencilerin akademik baskı ve kaygı düzeylerini azaltmayı hedeflediğini belirtti. Michigan Daily gazetesinin haberine göre, bu uygulama 2025-2026 akademik yılından itibaren tüm birinci sınıf öğrencilerini kapsayacak şekilde hayata geçirilecek.
Ruh Sağlığı Krizi ve Eğitimde Yeni Yaklaşımlar
Michigan Üniversitesi Rektörü Santa Ono, yaptığı yazılı açıklamada, son yıllarda üniversite öğrencileri arasında kaygı, depresyon ve stres kaynaklı psikolojik sorunların ciddi biçimde arttığına dikkat çekti. Ono, “Üniversiteye yeni başlayan öğrencilerimiz, not baskısı nedeniyle ciddi bir ruh sağlığı kriziyle karşı karşıya. Bu durum hem akademik başarılarını hem de genel yaşam kalitelerini olumsuz etkiliyor. Amacımız, öğrencilerimizin üniversite hayatına daha sağlıklı bir başlangıç yapmalarını sağlamak ve potansiyellerini tam olarak ortaya koyabilmelerine yardımcı olmaktır.” ifadelerini kullandı. Üniversitenin bu kararı, özellikle COVID-19 salgını sonrasında eğitim sisteminde giderek artan not odaklı rekabetin sorgulanması ve öğrenci refahına öncelik veren alternatif modellerin tartışılması bağlamında değerlendiriliyor.
Uygulama kapsamında, birinci sınıf öğrencileri tüm ilk dönem derslerinde harf notu yerine yalnızca “geçti” veya “kaldı” şeklinde değerlendirilecek. Bu sistemde öğrencilerin genel not ortalamasının (GPA) etkilenmeyeceği ve ders başarılarının yalnızca geçme/kalma şeklinde raporlanacağı belirtildi. Üniversite yetkilileri, bu sayede öğrencilerin dönem boyunca derslerine daha rahat odaklanabileceklerini ve sınav kaygısının azalacağını öngörüyor. Ancak, bu uygulamanın geçerli olacağı derslerin kapsamı ve öğrencilerin isteğe bağlı olarak harf notu alıp alamayacakları gibi detayların önümüzdeki aylarda netleştirilmesi bekleniyor.
Üniversitelerde Ruh Sağlığına Yönelik Artan Önlemler
Michigan Üniversitesi’nin bu kararı, ABD’de yükseköğretim kurumlarının öğrenci ruh sağlığına yönelik aldığı önlemler zincirinin son halkası olarak dikkat çekiyor. Son yıllarda birçok üniversite, danışmanlık hizmetlerini genişletme, sınav takvimlerini yeniden düzenleme ve ders yükünü hafifletme gibi adımlarla öğrencilere destek olmaya çalışıyor. Uzmanlar, özellikle pandemi sürecinin ardından öğrenciler arasında yalnızlık, belirsizlik ve gelecek kaygısının arttığını ve bu durumun başarıyı olumsuz etkilediğini vurguluyor. Bazı eğitim bilimciler ise geçti/kaldı sisteminin not ortalaması odaklı rekabeti azaltabileceğini ancak öğrencilerin motivasyonunu düşürebileceği endişesini dile getiriyor.
Michigan Üniversitesi’nin bu kararı, ülke genelinde benzer uygulamaların önünü açabilir. Özellikle elit üniversitelerde not ortalaması üzerinden yapılan değerlendirmelerin öğrenciler üzerinde yarattığı baskı, uzun süredir tartışma konusu. Geçtiğimiz yıllarda Harvard, Yale ve Stanford gibi üniversiteler de belirli dönemlerde geçti/kaldı sistemine geçici olarak geçmişti. Ancak Michigan Üniversitesi’nin bu uygulamayı kalıcı ve kapsamlı bir şekilde hayata geçirmesi, eğitim alanında bir ilk olma özelliği taşıyor. Üniversite yönetimi, bir yıl sürecek bu pilot uygulamanın sonuçlarını değerlendirerek, sistemin diğer sınıflara da yaygınlaştırılıp yaygınlaştırılmayacağına karar verecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Michigan Üniversitesi’nin bu uygulaması, Türkiye’deki yükseköğretim sistemi açısından önemli bir tartışma başlatabilir. Türkiye’de öğrenciler, özellikle üniversite sınavlarından başlayarak sürekli bir not ve başarı baskısı altında yaşamaktadır. Bu durum, gençler arasında artan anksiyete ve depresyon vakalarına yol açıyor. Michigan’daki uygulama, eğitimde öğrenci refahını önceliklendiren alternatif bir model olarak Türk üniversiteleri için ilham kaynağı olabilir. Ancak, Türkiye’deki merkezi yerleştirme sistemi ve işverenlerin not ortalamasına verdiği önem, bu tür bir değişikliğin uygulanabilirliğini zorlaştırabilir. Yine de bu gelişme, küresel eğitim sistemlerinde öğrenci merkezli yaklaşımların güçlendiğine işaret ediyor ve Türkiye’deki eğitim politikalarının da bu doğrultuda yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dair bir sinyal veriyor.