Suriye'de iç savaşın ardından kurulan yeni yönetim, devrik lider Beşar Esad ve yakın çevresine yönelik yargı sürecinde tarihi bir karara imza attı. Suriye mahkemesi, eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad, kardeşi Maher Esad ve kuzeni Atef Necib hakkında idam cezası verdi. Karar, ülkede Esad rejiminin on binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açan politikalarının hesabının sorulması açısından sembolik bir öneme sahip.
Mahkeme Kararı ve Sanıkların Durumu
Suriye'de Esad rejiminin devrilmesinin ardından kurulan geçici hükümet, eski rejim yetkililerini yargılamak üzere özel mahkemeler oluşturmuştu. Bu mahkemelerden biri olan ve başkent Şam'da faaliyet gösteren ceza mahkemesi, 10 Mart 2025 tarihinde açıkladığı kararla Beşar Esad, kardeşi ve eski Cumhuriyet Muhafızları komutanı Maher Esad ile Ulusal Güvenlik Bürosu eski başkanı Atef Necib'i idama mahkum etti. Kararda, sanıkların göstericilere karşı orantısız güç kullanımı, işkence, yargısız infaz ve kimyasal silah kullanımı dahil insanlığa karşı suçlar işlediği belirtildi. Mahkeme başkanı, kararın temyiz yolu açık olmakla birlikte, delillerin açık ve ikna edici olduğunu vurguladı.
Sanıklardan Beşar Esad'ın halen Rusya'da olduğu ve Moskova yönetimi tarafından korunduğu biliniyor. Maher Esad'ın da Esad ailesinin diğer üyeleri gibi yurt dışında olduğu tahmin ediliyor. Akraba olan Atef Necib ise Suriye iç savaşının ilk dönemlerinde Dera'daki protestoların bastırılmasında kilit rol oynamış, göstericilere yönelik sert müdahalesiyle biliniyordu. Sanıkların yargılanması gıyaben yapıldı ve karar, uluslararası toplumda farklı tepkilere yol açtı.
Uluslararası Boyut ve Hukuki Tartışmalar
Karar, uluslararası hukuk açısından tartışmaları da beraberinde getirdi. Bazı hukukçular, gıyaben verilen idam cezalarının adil yargılanma hakkı ile çelişebileceğine dikkat çekerken, diğerleri Esad rejiminin işlediği suçların ağırlığı karşısında bu kararın meşru olduğunu savunuyor. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, kararın Suriye'deki geçiş sürecinin bir parçası olduğunu ancak uluslararası standartlara uygunluğunun sağlanması gerektiğini ifade etti. Batılı ülkeler ise kararı ihtiyatla karşılarken, özellikle Esad'ın Rusya'da oluşu nedeniyle kararın fiilen uygulanmasının zor olduğunu vurguladı.
Rusya, Esad'a yönelik idam kararına sert tepki göstererek bunu 'hukuki bir fars' olarak nitelendirdi. Moskova yönetimi, kararın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Suriye'deki istikrarı olumsuz etkileyeceğini savundu. Öte yandan, Suriye'de sivil toplum örgütleri ve muhalif gruplar kararı memnuniyetle karşıladı. Esad rejiminin mağdurları, bu kararın adalet duygusunu güçlendirdiğini ancak asıl hedefin tüm suçluların yargı önüne çıkarılması olduğunu belirtti. Uluslararası Af Örgütü, kararın ardından yaptığı açıklamada, idam cezasının her koşulda reddedilmesi gerektiğini hatırlatarak, Suriye'deki geçiş sürecinde adil ve bağımsız bir yargı sisteminin önemine dikkat çekti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'deki iç savaşın başından bu yana Esad rejiminin karşısında yer almış ve muhalif gruplara destek vermiştir. Bu karar, Ankara'nın Suriye politikası açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Türk hükümeti, Esad'ın yargılanmasının Suriye'deki geçiş sürecinin meşruiyetini artıracağını ve hesap verebilirliği sağlayacağını düşünüyor. Ayrıca, kararın bölgedeki terör örgütleriyle mücadele ve Suriyeli mültecilerin geri dönüşü gibi konularda yeni bir siyasi zemin yaratması bekleniyor. Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterirken, bu tür yargısal adımları yakından izlediği ve BM nezdinde destekleyici bir tutum takınabileceği belirtiliyor. Ancak, kararın uluslararası hukuk standartlarına uygunluğu ve uygulanabilirliği konusunda Türk yetkililerin dikkatli olduğu da göz ardı edilmemelidir.