Michigan eyaleti, hane halkı enerji faturalarını harcanabilir gelirin yüzde 6'sı ile sınırlayan bir uygunluk hedefi belirledi. Ancak bu hedefe ulaşmak için atılacak adımlar henüz netleşmezken, Detroit'te yaşayan Karen Johnson Moore ve eşi Columbus, tasarruf çabalarına rağmen artan elektrik faturalarıyla boğuşuyor. Çift, yaşlılık maaşları ve ek işlerle geçinmeye çalışırken, faturalar gelirlerinin önemli bir kısmını tüketiyor. Bu durum, ABD'de enerji yoksulluğunun derinleştiğini ve ekonomik eşitsizliğin boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı: Enerji yoksulluğu ve Michigan'ın uygunluk hedefi
Michigan Kamu Hizmetleri Komisyonu, 2024 yılında aldığı bir kararla, eyaletteki enerji şirketlerinden düşük gelirli haneler için uygunluk hedefleri belirlemelerini istedi. Hedef, faturaların harcanabilir gelirin yüzde 6'sını geçmemesi. Ancak bu hedef henüz bağlayıcı değil ve uygulama mekanizması tartışılıyor.
Karen Johnson Moore ve eşi, sosyal güvenlik maaşları ve emeklilik gelirleriyle yaşıyor. Elektrik faturaları kış aylarında 400 doları buluyor. Çift, klimayı ve ısıtmayı minimize ederek, yalnızca en gerekli cihazları kullanarak faturaları düşürmeye çalışıyor. Ancak yine de ödemekte zorlanıyorlar. Karen, "Ya ilacımızı alacağız ya da elektriği ödeyeceğiz" diyerek çaresizliğini ifade ediyor.
Michigan'daki enerji yoksulluğu, özellikle Detroit gibi sanayi şehirlerinde yoğun. Altyapı yetersizliği, eski binalar ve artan enerji fiyatları, düşük gelirli haneleri daha kırılgan hale getiriyor. Eyalet yönetimi, uzun vadede enerji verimliliği programları ve sübvansiyonlarla sorunu çözmeyi planlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD genelinde enerji faturaları son beş yılda ortalama yüzde 30 arttı. Pandemi sonrası tedarik zinciri sorunları, fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanma ve yenilenebilir enerjiye geçişin maliyeti, haneleri doğrudan etkiliyor. Michigan örneği, ABD'deki ekonomik eşitsizliğin enerji boyutunu yansıtıyor. Düşük gelirli haneler, gelirlerinin yüzde 10-15'ini enerjiye harcarken, yüksek gelirli gruplarda bu oran yüzde 2-3'te kalıyor. Bu durum, ekonomik adaletsizliğin temel göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Enerji yoksulluğu, sadece ABD'nin değil, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin sorunu. Avrupa'da da benzer oranlar görülüyor. Türkiye'de ise enerji faturalarının hane halkı bütçesindeki payı yaklaşık yüzde 5-10 arasında değişiyor (TÜİK 2023 verileri). Özellikle kış aylarında doğalgaz ve elektrik faturaları, düşük gelirli aileler için büyük yük oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Michigan'daki bu gelişme, Türkiye'deki enerji politikaları için de önemli bir ders. Türkiye'de de enerji faturalarının hane bütçesine oranı benzer seviyelerde ve düşük gelirli haneler için sübvansiyon mekanizmaları mevcut. Ancak bu mekanizmaların hedefe yönelik ve etkin olup olmadığı tartışmalı. Michigan örneği, enerji yoksulluğuyla mücadelede veriye dayalı, hedef odaklı politikaların önemini ortaya koyuyor. Türkiye'nin, enerji verimliliği yatırımlarını artırması ve düşük gelirli hanelere doğrudan destek sağlaması, benzer sorunların önüne geçebilir. Ayrıca, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruyucu mekanizmalar geliştirilmesi, Türkiye'nin ekonomik istikrarı için de kritik.