Londra merkezli varlık yöneticisi M&G Investments'ın hisse senedi yatırım direktörü Fabiana Kelly, portföyünü Novo Nordisk gibi daha önce büyük değer kazanmış ancak son dönemde gerilemiş şirketlerin hisselerine yoğunlaştırarak fon performansında rakiplerini geride bırakmayı hedefliyor. Kelly, özellikle sağlık ve teknoloji sektörlerindeki bu tür "eski gözdelerin" yeniden değer kazanacağını öngörüyor. M&G'nin fon yönetimindeki stratejik değişiklik, piyasa dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı bir portföy oluşturma çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Fabiana Kelly, M&G Investments'ta göreve başladığından bu yana, yatırım stratejisini temelden değiştirdi. Şirketin amiral gemisi olan M&G Global Select Fund'ın yönetimini devraldığında, fonun büyük bölümü büyüme hisselerine yatırılmıştı. Ancak son iki yılda, merkez bankalarının faiz artırımları ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle bu hisseler ciddi kayıplar yaşadı. Kelly, bunun yerine, "kaliteli ama gözden düşmüş" şirketlere odaklanan bir yaklaşım benimsedi. Novo Nordisk, bu stratejinin en önemli örneği. Danimarkalı ilaç devi, obezite tedavisinde kullanılan Ozempic ve Wegovy ilaçlarının başarısıyla 2023'te yüzde 50'nin üzerinde değer kazanmıştı. Ancak 2024'ün başından itibaren, rekabetin artması ve fiyat baskılarıyla hisseleri yüzde 15 civarında geriledi. Kelly, bu düşüşü bir fırsat olarak görüyor ve şirketin uzun vadeli büyüme potansiyelinin devam ettiğini savunuyor.
M&G Global Select Fund'ın portföyünde ayrıca Apple, Microsoft ve Amazon gibi büyüme hisseleri hâlâ yer alıyor. Ancak Kelly, bu şirketlerin de değerlemelerinin yüksek olduğunu ve bu nedenle daha seçici davranılması gerektiğini belirtiyor. Fonun en büyük on pozisyonundan sekizi artık sağlık, endüstriyel ve finansal sektörlerde faaliyet gösteren, daha düşük değerlemelere sahip şirketlerden oluşuyor. Bu değişim, fonun risk profilini belirgin şekilde değiştirmiş durumda. Kelly, "Bizim için önemli olan, şirketlerin temel dinamikleri. Kısa vadeli piyasa tepkileri bize yol göstermiyor; asıl olan uzun vadeli değer yaratma potansiyeli" diye konuşuyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
M&G'nin bu stratejik dönüşümü, küresel fon yönetimi endüstrisinde gözlemlenen daha geniş bir eğilimin parçası. Pandemi sonrası dönemde, merkez bankalarının genişleyici para politikaları büyüme hisselerini körüklemişti. Ancak yüksek enflasyon ve faiz artırımları, bu hisselerin değerlemelerinde ciddi düzeltmelere yol açtı. Bunun üzerine birçok varlık yöneticisi, değer yatırımına geri dönüş sinyalleri veriyor. Öte yandan, Avrupa'da özellikle İngiltere'deki fon endüstrisi, ABD'li rakiplerinin gerisinde kalmıştı. Kelly'nin atanması ve getirdiği strateji, M&G'nin bu açığı kapatma çabası olarak değerlendiriliyor.
Yatırım uzmanları, Novo Nordisk'in karşılaştığı risklere rağmen, sağlık sektörünün demografik eğilimler nedeniyle uzun vadede büyüme potansiyeli taşıdığını vurguluyor. Obezite ilaçları pazarının 2030 yılına kadar 100 milyar doları aşması bekleniyor. Bu beklenti, Novo Nordisk'in yanı sıra Eli Lilly gibi rakiplerini de ön plana çıkarıyor. Kelly'nin portföyünde Eli Lilly'nin de olması dikkat çekiyor. Ancak bu alandaki rekabet avantajı, patent süreleri ve düzenleyici engeller nedeniyle değişkenlik gösterebilir. M&G'nin fonu, bu riskleri dengelemek için coğrafi ve sektörel çeşitlendirmeye de önem veriyor. Fonun yüzde 30'u Avrupa, yüzde 40'ı ABD hisselerinden oluşurken, gelişmekte olan piyasalara da yüzde 10'luk bir pay ayrılmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
M&G'nin yeni yatırım stratejisi, küresel risk iştahını yansıtan bir gösterge olarak Türkiye ekonomisi için de dolaylı anlamlar taşıyor. Türkiye, OECD ülkeleri arasında genç nüfusu ve gelişen sağlık sektörüyle dikkat çekiyor. Özellikle obezite ilaçlarına olan talep, Türkiye'de de artış eğiliminde. Bu durum, Türkiye'de faaliyet gösteren yerli ilaç şirketleri için fırsatlar yaratabilir. Ayrıca, M&G gibi büyük fonların değer odaklı hisselere yönelmesi, gelişmekte olan piyasalara genel bir ilgi işareti olarak algılanabilir; ancak Türkiye'nin yüksek enflasyon ve kredi notu görünümü, uluslararası yatırımcıların temkinli yaklaşmasına neden oluyor. Yine de, Türkiye'nin sağlık altyapısına yönelik reformlar ve ihracat potansiyeli, küresel ilaç devlerinin dikkatini çekebilir; bu bağlamda Novo Nordisk'in Türkiye'deki üretim ortaklıkları yakından izlenmeli.