Meta, sosyal medya platformlarının genç kullanıcılar üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin açılan bir davada Çarşamba günü Kaliforniya federal mahkemesinde yargıç karşısına çıktı. Teknoloji devi, Facebook ve Instagram uygulamalarını bilinçli olarak bağımlılık yaratacak şekilde tasarlamakla ve gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkilemekle suçlanıyor. Dava, ABD'de çevrimiçi platformların çocuk güvenliği konusundaki sorumluluğunu test eden en önemli hukuki süreçlerden biri olarak görülüyor. Şirket, suçlamaları reddederken, dava sürecinin sektör genelinde yankı uyandırması bekleniyor.
Davanın arka planı ve iddialar
Dava, 41 eyalet ve Columbia Bölgesi'nin (Washington DC) ortaklaşa açtığı kapsamlı bir şikayetin parçası olarak Kaliforniya Kuzey Bölgesi Mahkemesi'nde görülüyor. Eyalet başsavcıları, Meta'nın genç kullanıcıları platformlarında daha fazla vakit geçirmeye teşvik etmek için 'beğen' butonu, sonsuz kaydırma ve kişiselleştirilmiş öneriler gibi özellikleri bilinçli olarak kullandığını öne sürüyor. Şikayete göre, bu özellikler gençlerin beyin gelişimini hedef alıyor ve onları bağımlı hale getirerek kaygı, depresyon ve yeme bozuklukları gibi ruh sağlığı sorunlarına yol açıyor.
Meta ise iddiaları 'asılsız' olarak nitelendiriyor ve son yıllarda genç kullanıcıları korumak için önemli adımlar attığını savunuyor. Şirket, 13-17 yaş arası kullanıcılar için zorunlu ebeveyn onayı, gizlilik ayarlarında kısıtlamalar ve zaman yönetimi araçları gibi uygulamaları hayata geçirdiğini belirtiyor. Ancak eyaletler, bu önlemlerin yetersiz olduğunu ve Meta'nın kâr odaklı iş modelinin çocukların güvenliğinin önüne geçtiğini iddia ediyor.
Mahkeme süreci, şirketin iç yazışmalarının ve ürün geliştirme süreçlerinin mercek altına alınmasına yol açacak. Özellikle eski Meta çalışanı Frances Haugen'ın 2021'de ifşa ettiği belgeler, şirketin genç kullanıcıların platformlardan uzaklaşmasını engellemek için kasıtlı olarak 'tetikleyici' içerikleri öne çıkardığını ortaya koymuştu. Bu belgeler, davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, yalnızca ABD'de değil, dünya genelinde sosyal medya şirketlerine yönelik artan regülasyon baskısının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında platformlara çocukları koruma yükümlülüğü getirirken, İngiltere de Çevrimiçi Güvenlik Yasası ile benzer düzenlemeler yapıyor. ABD'de ise federal düzeyde kapsamlı bir yasa henüz çıkarılmış değil; ancak eyaletler, kendi başlarına harekete geçerek şirketlere dava açıyor. Bu dava, ABD Kongresi'nde çocukların çevrimiçi güvenliğini artırmaya yönelik yasa çalışmalarına da ivme kazandırabilir.
Davanın sonucu, teknoloji şirketlerinin ürün tasarımı ve kullanıcı verileri üzerindeki kontrolüne ilişkin yeni standartlar belirleyebilir. Uzmanlar, Meta'nın aleyhine bir karar çıkması durumunda, şirketin platformlarında köklü değişiklikler yapmak ve milyarlarca dolarlık tazminat ödemek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Bu durum, sektörün genelinde 'bağımlılık yapıcı tasarım' konusunda caydırıcı bir etki yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de sosyal medya kullanımının yaygınlığı ve genç nüfusun yoğunluğu göz önüne alındığında, bu dava Türkiye için de önemli bir emsal teşkil edebilir. Türkiye, 2020'de kabul ettiği sosyal medya yasasıyla platformları denetleme konusunda adımlar atmış olsa da, çocukların çevrimiçi güvenliği konusunda kapsamlı bir düzenleme henüz bulunmuyor. Mahkemenin kararı, Türk yasa koyucularına ve düzenleyici kurumlara, platformların genç kullanıcılar üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik yeni önlemler alma konusunda yol gösterici olabilir. Ayrıca, Türkiye'de faaliyet gösteren sosyal medya şirketleri de bu davanın sonucuna göre kendi uygulamalarını gözden geçirmek zorunda kalabilir.