Meta, dünya genelinde platform tasarımı ve genç kullanıcılar üzerindeki etkileri nedeniyle çok cepheli bir hukuki mücadele yürütüyor. ABD'de 41 eyaletin açtığı davalar, Avrupa'daki Dijital Hizmetler Yasası soruşturmaları ve Hindistan'daki antitröst incelemeleri, teknoloji devlerinin sorumluluğuna ilişkin küresel bir hesaplaşmayı işaret ediyor. Meta'nın platformlarının çocuk ve ergenlerde bağımlılık yarattığı, zihinsel sağlığı olumsuz etkilediği ve veri gizliliğini ihlal ettiği iddiaları, şirketi savunmaya itiyor. Bu davaların sonuçları, yalnızca Meta'nın iş modelini değil, dijital çağda düzenleme ve tüketici koruma normlarını da şekillendirebilir.
Davaların arka planı
Meta'ya yönelik hukuki süreçler, özellikle ABD'de son yıllarda hız kazandı. Ekim 2023'te 33 eyalet, Meta'nın Instagram ve Facebook platformlarının genç kullanıcılarda depresyon, anksiyete, uyku bozuklukları ve yeme bozukluklarına yol açtığını öne sürerek federal mahkemede dava açtı. Ardından sekiz eyalet daha bu davaya katıldı ve toplam eyalet sayısı 41'e ulaştı. Davalar, Meta'nın çocukların ve ergenlerin psikolojik sağlığını bilinçli olarak bozacak şekilde tasarladığı algoritmalar kullandığını, gençleri sürekli içerik tüketmeye teşvik eden bildirimler ve akış sistemleri yarattığını iddia ediyor.
Bu davalara ek olarak, 2021'de eski bir Facebook çalışanı olan Frances Haugen'in şirket içi belgeleri sızdırması, Meta'nın iç araştırmalarının Instagram'ın genç kullanıcıların beden imajı ve ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini bildiğini ancak bu bulguları kamuoyundan gizlediğini ortaya koymuştu. Bu belgeler, hem ABD Kongresi'nde hem de yargıda şirkete yönelik tepkilerin dozunu artırdı. Bazı durumlarda mahkeme kararlarıyla, bazı durumlarda ise yasama çalışmalarıyla şirketin platformlarını çocuklar için daha güvenli hale getirmesi bekleniyor.
Küresel boyut
Meta'nın hukuki sorunları yalnızca ABD ile sınırlı değil. Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında Meta hakkında soruşturma başlattı. Özellikle çocukların korunması, dezenformasyon ve seçim güvenliği konularında şirketin yasal yükümlülüklerini ihlal ettiği iddiaları inceleniyor. AB, Meta'nın platformlarında yasa dışı içerikleri denetleme ve genç kullanıcıların karşılaştığı riskleri azaltma konusundaki eksikliklerini gündeme getiriyor. Ayrıca, WhatsApp'ın veri paylaşımı politikalarına ilişkin Avrupa Birliği Adalet Divanı kararları ve GDPR ihlalleri de şirketi zor durumda bırakıyor.
Hindistan'da ise rekabet kurumu CCI, WhatsApp'ın gizlilik politikasını değiştirerek kullanıcı verilerini Facebook ile paylaşmasının antitröst yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle Meta'ya dava açtı. Benzer şekilde, Brezilya, Güney Afrika ve çeşitli Asya ülkelerinde de Meta hakkında veri koruma ve kullanıcı güvenliği konularında incelemeler sürüyor. Bu küresel baskı, teknoloji şirketlerinin yalnızca ana ülkelerindeki değil, tüm dünyadaki yasal düzenlemelere uyum sağlamak zorunda kalacakları bir dönemi işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de sosyal medya platformlarının kullanımı yaygın ve Meta'nın uygulamaları milyonlarca kişiyi etkiliyor. Bu küresel davaların sonuçları, Türkiye'deki platform düzenlemeleri için emsal teşkil edebilir. Türkiye, 5651 sayılı Kanun ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında sosyal medya şirketlerini denetliyor. Meta'nın dünya genelindeki hukuki mücadeleleri, Türk düzenleyicilerin çocuk koruma ve veri gizliliği konularında daha katı önlemler almasını hızlandırabilir. Ayrıca, Türk kullanıcıların platform kaynaklı mağduriyetleri ve veri ihlalleri, ulusal yargı süreçlerinde bu davalara atıf yapılmasını kolaylaştırabilir. Ancak Türkiye'nin teknoloji şirketleriyle ilişkisi, küresel yaptırımlar kadar belirleyici olmayabilir; yerel dinamikler ve kamuoyu baskısı da önemli roller oynuyor.