İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül'de ülke tarihinde Benito Mussolini'den bu yana en uzun süre kesintisiz görev yapan hükümet başkanı unvanını alacak. Aşırı sağcı kimliğiyle tanınan Meloni, iktidara geldiği 2022 Ekim'inden bu yana Avrupa'da popülizm ile ana akım siyaseti birleştiren bir liderlik sergiliyor. Bu süreçte hem ulusal hem de Avrupa Birliği düzeyinde dikkat çeken bir denge politikası yürüten Meloni, ülkesini istikrara kavuştururken bir yandan da göçmen karşıtı söylemlerini sürdürüyor.
Popülizm ile ana akım arasında bir köprü
Meloni'nin başarısının sırrı, popülist tabanını kaybetmeden Avrupa kurumlarıyla uyumlu bir politika izleyebilmesinde yatıyor. İtalyan lider, göçmen karşıtı ve ulusal egemenlik vurgusu yapan söylemini korurken, AB ile yaşanan anlaşmazlıklarda uzlaşmacı bir tavır aldı. Bu sayede hem aşırı sağ seçmenin desteğini sürdürdü hem de Brüksel ile ilişkilerini güçlendirdi.
Meloni hükümeti, pandemi sonrası toparlanma fonlarının etkin kullanımı ve ekonomik reformlarla dikkat çekti. İtalya'nın Avrupa Birliği'nden aldığı yaklaşık 200 milyar avroluk fonun harcanmasında şeffaflık ve verimlilik ilkeleri ön plana çıkarıldı. Ekonomik büyüme oranları, Avrupa ortalamasının üzerinde seyrederken, işsizlik oranlarında da düşüş kaydedildi. Bu performans, Meloni'nin uluslararası arenada güvenilir bir ortak olarak algılanmasını sağladı.
Avrupa ve küresel dengelerde oynadığı rol
Meloni'nin liderliği, Avrupa'da yükselen sağ popülizm dalgasının bir temsilcisi olarak da değerlendiriliyor. Ancak İtalya Başbakanı, bu hareketin AB karşıtı ve radikal söylemlerinden uzak durarak, reform yanlısı bir muhafazakarlık çizgisi benimsedi. Ukrayna'daki savaşta Rusya'ya yönelik yaptırımları desteklemesi, NATO'ya bağlılığını vurgulaması, Batı ittifakı içindeki konumunu güçlendirdi.
Meloni, göç konusunda attığı adımlarla da dikkat çekiyor. Kuzey Afrika'dan gelen düzensiz göç dalgasına karşı AB ile ortak çözüm arayışlarını sürdüren Meloni, bir yandan da ulusal düzeyde sıkılaştırılmış göç politikalarını hayata geçirdi. Bu politikalar, insan hakları örgütlerinin eleştirilerine hedef olurken, İtalyan kamuoyunun önemli bir kısmı tarafından destekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İtalya'nın istikrarlı ve merkezle uyumlu bir yönetime sahip olması, Türkiye-AB ilişkileri açısından da olumlu bir zemin oluşturuyor. Meloni hükümeti, göç konusunda Türkiye ile iş birliğinin önemini vurgulayan açıklamalar yaparken, Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının paylaşımı gibi konularda da denge arayışını sürdürüyor. Ankara, İtalya'yı AB içinde diyalog kurabileceği bir ortak olarak görüyor. Meloni'nin popülist söylemine rağmen pragmatik dış politika anlayışı, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir. Özellikle ticaret hacminin artırılması ve enerji alanındaki iş birliği, iki ülke için de kazanç sağlayacak potansiyel taşıyor.