Fransa'da solun deneyimli ismi Jean-Luc Mélenchon, aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National) lideri Marine Le Pen'i yenmek için ilk kez oy kullanacak genç seçmenlere, işçi sınıfının yaşadığı banliyölere ve göçmen kökenli vatandaşlara güveniyor. 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan Mélenchon, bu seçmen kitlesinin kendisini ikinci tura taşıyacağına inanıyor ve ikinci turda Le Pen ile karşılaşmayı bekliyor.
Mélenchon'un Stratejisi ve Seçmen Kitlesi
Jean-Luc Mélenchon, uzun süredir Fransız siyasetinin sol kanadında etkili bir figür. 2017 ve 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli oy oranlarına ulaşan Mélenchon, özellikle genç seçmenler arasında popülaritesini koruyor. 2022'de ilk turda yüzde 21,95 oy alarak üçüncü olmuş, ikinci tura çıkmayı kıl payı kaçırmıştı. Şimdi aynı stratejiyi daha da güçlendirerek, ilk kez oy kullanacak 18-24 yaş arası gençlere ve banliyölerde yaşayan işçi sınıfına odaklanmış durumda.
Fransa'da banliyöler (banlieues), genellikle göçmen kökenli ve düşük gelirli ailelerin yaşadığı bölgeler olarak biliniyor. Bu bölgelerde yaşayan seçmenler, ana akım siyasi partiler tarafından ihmal edildiklerini düşünüyor ve sol popülist söylemleri benimseyebiliyor. Mélenchon, bu kitleye yönelik ekonomik adalet, sosyal konut ve ayrımcılıkla mücadele vaatleriyle sesleniyor. Ayrıca, göçmen kökenli gençler arasında oy verme oranının düşük olduğu biliniyor; Mélenchon bu kesimi sandığa çekmeyi hedefliyor.
Öte yandan, Marine Le Pen ise geleneksel olarak işçi sınıfı ve banliyö seçmenleri arasında da destek arıyor. Le Pen, göç karşıtı söylemini yumuşatarak ve ekonomik milliyetçiliği öne çıkararak bu kesimden oy toplamaya çalışıyor. Bu nedenle Mélenchon'un stratejisi, doğrudan Le Pen'in oy tabanına yönelik bir rekabet anlamına geliyor.
Fransa'daki Siyasi Dengeler ve Aşırı Sağın Yükselişi
Fransa'da aşırı sağ, son yıllarda hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçimlerinde istikrarlı bir şekilde yükseliyor. 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Emmanuel Macron, Marine Le Pen'i yüzde 58,5'e karşı yüzde 41,5 ile yenmişti. Ancak bu fark, 2017'deki yüzde 66'ya karşı yüzde 34'lük farktan daha dardı. 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ise Ulusal Birlik, oyların yaklaşık yüzde 31'ini alarak birinci parti olmuştu. Bu sonuçlar, aşırı sağın Fransa siyasetinde kalıcı bir güç haline geldiğini gösteriyor.
Mélenchon'un stratejisi, solun parçalanmış yapısını birleştirmek ve yeni seçmenleri sandığa taşımak üzerine kurulu. Ancak sol içinde de Mélenchon'a yönelik eleştiriler var; bazıları onun otoriter liderlik tarzını ve popülist söylemlerini eleştiriyor. Yine de Mélenchon, solun en güçlü ismi olarak öne çıkıyor ve 2027 için şimdiden kampanya hazırlıklarına başlamış durumda.
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimleri iki turlu sistemle yapılıyor. İlk turda yüzde 50'yi geçen aday yoksa, en yüksek oyu alan iki aday ikinci tura kalıyor. Mélenchon, ilk turda sol oyların büyük kısmını toplayarak ikinci tura çıkmayı ve ardından Le Pen karşısında tüm sol ve merkez oyları birleştirerek kazanmayı umut ediyor. Bu strateji, 2002'de Jean-Marie Le Pen'in ikinci tura çıkması ve tüm siyasi yelpazenin Jacques Chirac etrafında birleşmesiyle sonuçlanan senaryoya benziyor; ancak bu kez Le Pen'in kızı Marine Le Pen daha geniş bir seçmen kitlesine hitap ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki siyasi gelişmeler, Türkiye-AB ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Marine Le Pen'in cumhurbaşkanı olması halinde, Fransa'nın Türkiye'nin AB üyelik sürecine ve göçmen politikalarına daha da sert bir tutum takınması beklenebilir. Le Pen, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine açıkça karşı çıkmış ve İslam karşıtı söylemleriyle biliniyor. Öte yandan, Jean-Luc Mélenchon da Türkiye'nin AB üyeliğine mesafeli; ancak göçmen ve azınlık hakları konusunda daha ılımlı bir çizgide. Fransa'daki seçim sonuçları, Avrupa'daki aşırı sağın yükselişiyle paralel olarak Türkiye'nin Avrupa'daki algısını ve ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, Fransa'da yaşayan Türk kökenli seçmenlerin oy tercihleri de bu iki aday arasındaki dengede belirleyici olabilir.