Meksika, onlarca yıldır uyuşturucu kartelleriyle amansız bir savaş yürütüyor. Ancak bu mücadele, her yeni yönetimde farklı bir strateji izlenmesine rağmen sonuçsuz kalıyor. Yeni Başkan Claudia Sheinbaum'un güvenlik politikası, ülkenin kanayan yarasına çare bulabilecek mi? İşte Meksika kartellerinin neredeyse yenilmez olmasının ardındaki nedenler ve Sheinbaum'un karşılaştığı devasa zorluklar.
Kartellerin Kökleri ve Yapısal Gücü
Meksika'daki uyuşturucu kartelleri, 1980'lerden bu yana devlet içinde devlet gibi faaliyet gösteriyor. Yolsuzluk, korku ve ekonomik bağımlılık üzerine kurulu bu ağlar, yerel halka istihdam sağlayarak toplumsal taban kazanıyor. Karteller, sadece uyuşturucu ticaretiyle değil, aynı zamanda madenlerden avokado üretimine kadar birçok yasal sektörde de söz sahibi. Bu çeşitlilik, onları basit bir polisiye operasyonla bitirilemeyecek kadar karmaşık bir yapı haline getiriyor.
Ayrıca, kartellerin elindeki askeri teknoloji ve silahlar, çoğu zaman Meksika ordusunun envanterinden daha gelişmiş olabiliyor. ABD'den kaçak yollarla gelen yüksek kalibreli silahlar, çatışmalarda kartellere üstünlük sağlıyor. Bu da operasyonların riskini artırıyor ve devletin caydırıcılığını zayıflatıyor.
Sheinbaum'un Stratejisi: Süreklilik ve Farkı
Claudia Sheinbaum, selefi Andrés Manuel López Obrador'un 'Önce Barış' stratejisini devam ettireceğini duyurdu. Bu yaklaşım, doğrudan çatışma yerine sosyal programlarla suçun kök nedenlerine inmeyi amaçlıyor. Ancak eleştirmenler, bu yöntemin kartellerin gücünü kırmada yetersiz kaldığını savunuyor. Sheinbaum, ayrıca Ulusal Muhafızlar'ın sivil kontrolünü güçlendirmeyi ve adalet sisteminde reform yapmayı vaat ediyor. Yine de, uzmanlar bu adımların kartellerin siyasi ve ekonomik nüfuzunu kırmak için yeterli olmadığını düşünüyor.
Öte yandan, Sheinbaum'un kadın bir lider olarak kartellerin erkek egemen yapısına meydan okuyabileceği yorumları yapılıyor. Ancak bu sembolik etkinin sahadaki gerçekleri değiştirip değiştirmeyeceği tartışmalı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD Faktörü
Meksika kartellerinin gücü, sadece ülke içindeki dinamiklerle sınırlı değil. ABD, dünyanın en büyük uyuşturucu pazarı olarak bu kartellerin ana gelir kaynağını oluşturuyor. ABD'deki silah yasalarının gevşekliği, kartellerin silahlanmasına doğrudan katkı sağlıyor. İki ülke arasındaki uyuşturucu kaçakçılığı ve göç akışı, kartelleri sınır ötesi bir tehdit haline getiriyor. Bu nedenle Sheinbaum'un başarısı, büyük ölçüde ABD ile işbirliğine bağlı.
Ancak ABD'deki siyasi kutuplaşma ve fentanil krizi, işbirliğini zorlaştırıyor. Özellikle Cumhuriyetçilerin sert göç ve uyuşturucu politikaları, Meksika'yı sıkıştıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Sheinbaum, ABD Başkanı Joe Biden ile yapıcı bir diyalog yürütmeye çalışıyor, ancak 2024 seçimlerinde olası bir Donald Trump zaferi, mevcut işbirliğini raydan çıkarabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meksika'daki kartel sorunu, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da, uyuşturucu ticaretinin küresel ağları dolayısıyla dolaylı etkiler doğurabilir. Meksika kartellerinin Latin Amerika'dan Avrupa'ya uzanan yeni rotalar arayışı, Türkiye üzerinden geçen Balkan rotasını da etkileyebilir. Ayrıca, Sheinbaum'un sosyal temelli güvenlik stratejisi, Türkiye'nin PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelesinde benzer sosyal politika araçlarının etkinliği açısından dersler barındırıyor. Türk dış politikası açısından, Meksika ile uyuşturucuyla mücadele konusunda istihbarat paylaşımı ve sınır güvenliği işbirliği fırsatları değerlendirilebilir.