Meksika Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin çeşitli eyaletlerinde göçmen nezaretinde hayatını kaybeden Meksika vatandaşları için Amerikan savcılıklarına resmî suç duyuruları yapmaya başladığını açıkladı. Bakanlık, bu adımın ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE) ile Sınır Devriyesi'nin elinde yaşanan ölümlerin adalet önüne taşınması için atıldığını belirtti. Şu ana kadar 10 ayrı vakaya ilişkin dilekçelerin Teksas, Kaliforniya ve Arizona eyalet başsavcılıklarına iletildiği kaydedildi. Meksikalı yetkililer, ölümlerin çoğunda tıbbi müdahalenin geciktiği veya aşırı güç kullanıldığı iddiasını soruşturma kapsamına aldıklarını vurguladı.
Arka Plan: ABD Göçmen Sisteminde Artan Can Kayıpları
Son iki yılda ABD sınır birimlerinde veya ICE nezaretinde en az 35 yabancı uyruklu kişinin öldüğü resmî kayıtlara geçti. Bu ölümlerin 22'si intihar, kalp krizi veya tedavi edilmeyen hastalıklar nedeniyle gerçekleşti. Meksika, en fazla göçmenin geldiği ülke olarak bu tablodan en çok etkilenen taraf konumunda. Dışişleri Bakanı Marcelo Ebrard, yaptığı yazılı açıklamada "Vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamak devletimizin temel görevidir. ABD'deki yargı mercilerinin bu davalara gereken hassasiyeti göstereceğine inanıyoruz" dedi. Ölenler arasında 22 yaşındaki Jorge Luis García'nın da bulunduğu, García'nın Arizona'da sınır devriyesi tarafından gözaltına alındıktan iki gün sonra astım krizi nedeniyle hayatını kaybettiği biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İnsan Hakları ve Göç Politikaları
Meksika'nın bu hamlesi, ABD'de göçmen hakları alanında yıllardır süren eleştirilere yeni bir boyut kazandırıyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) verilerine göre, 2010'dan bu yana ABD göçmen nezaretinde en az 200 kişi öldü ve bu vakaların yalnızca yüzde 5'i adli soruşturmaya dönüştü. Meksika, bu dosyaları eyalet düzeyinde takip ederek federal düzeydeki tıkanıklığı aşmayı hedefliyor. Uzmanlar, bu tür şikâyetlerin uluslararası hukukta devlet sorumluluğu kapsamında değerlendirilebileceğini, ancak ABD iç hukukunda sonuç almanın zor olduğunu belirtiyor. Meksika ayrıca, Dünya Ticaret Örgütü ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi nezdinde de girişimlerde bulunmayı planlıyor. Bu gelişme, ABD-Meksika ilişkilerinde göçmen haklarının merkeze oturmasına yol açarken, diğer Latin Amerika ülkeleri de benzer adımlar için Meksika'yı örnek alabilecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meksika'nın ABD'ye yönelik bu hukuki girişimi, Türkiye'nin de Avrupa Birliği sınırında ve geri kabul anlaşmaları kapsamında benzer insan hakları sorunlarıyla karşılaşma potansiyelini hatırlatıyor. Türkiye, düzensiz göçle mücadelede AB ile iş birliği yaparken, sınır dışı edilen veya geri gönderilen kişilerin hak ihlalleri iddialarıyla zaman zaman gündeme geliyor. Bu bağlamda, bir ülkenin kendi vatandaşlarının ölümlerini uluslararası hukuka taşıması, Türkiye'nin de benzer durumlarda başvurabileceği bir yöntem olarak görülebilir. Ayrıca, ABD'deki bu dava sürecinin sonucu, vize politikaları ve sığınmacı kabul kriterleri üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir; Türkiye'nin Avrupa ile yürüttüğü vize serbestisi müzakerelerinde de referans alınabilecek bir emsal teşkil edebilir.