Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, 27 Eylül Cuma günü New York'ta bir araya gelerek Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı Husi saldırılarına karşı harekete geçirmeyi değerlendirdi. Görüşme, Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırılarının yoğunlaştığı ve İran'ın Yemen'deki müttefiklerinin ilerleyişinden kendisini uzaklaştırmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'ın ev sahipliğindeki toplantıya Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Pakistan Dışişleri Bakanı katıldı.
Mekke Anlaşması'nın Arka Planı
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, ilk olarak 2017 yılında Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan İslami Askeri İttifak (IMAF) çerçevesinde gündeme gelmişti. Ancak ittifak, pratikte etkin bir savunma mekanizması oluşturamadı. 2019 yılında Suudi Arabistan'ın Abqaiq ve Khurais petrol tesislerine yönelik Husi saldırıları, ittifakın caydırıcılığını sorgulatmıştı. Anlaşma, taraflar arasında askeri iş birliği, istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikatları öngörüyor.
Yemen'deki Husi hareketi, son aylarda Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine yönelik insansız hava aracı ve balistik füze saldırılarını artırdı. Husiler, bu saldırıları Yemen'deki Suudi liderliğindeki koalisyon güçlerine yanıt olarak gerçekleştirdiklerini açıklıyor. Öte yandan İran, Husiler üzerindeki etkisini korumakla birlikte, son dönemde Husilerin bazı askeri hamlelerinden rahatsızlık duyduğunu gösteren sinyaller veriyor. Tahran, özellikle Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının kendi bölgesel çıkarlarına zarar verdiğini düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
New York'taki üçlü görüşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında gerçekleşti. Diplomatik kaynaklara göre, bakanlar savunma anlaşmasının operasyonel hale getirilmesi için bir yol haritası üzerinde durdu. Toplantıda ayrıca Yemen'deki insani kriz ve siyasi çözüm süreci de ele alındı.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki savunma iş birliği, bölgesel güvenlik mimarisinde önemli bir yere sahip. Türkiye, son yıllarda Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde önemli adımlar attı. Pakistan ise Suudi Arabistan'ın geleneksel müttefiki konumunda. Üç ülkenin ortak savunma mekanizması, özellikle İran'ın bölgesel etkisine karşı bir denge unsuru olarak görülüyor.
Ancak anlaşmanın hayata geçirilmesi kolay değil. Taraflar arasında askeri kapasite farklılıkları, öncelikler ve stratejik hedefler konusunda uyum sorunları bulunuyor. Ayrıca Husilere yönelik ortak bir askeri operasyon, Yemen'deki savaşı daha da derinleştirebilir ve bölgesel tansiyonu artırabilir.
İran'ın Husilerden uzaklaşma çabası ise dikkat çekici. Tahran, son dönemde Husilere yönelik eleştirilerini artırarak, Suudi Arabistan ile yürüttüğü diyalog sürecini korumaya çalışıyor. İran'ın bu tutumu, Yemen'deki güç dengelerini etkileyebilir ve Husileri daha da yalnızlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile savunma iş birliğini derinleştirmesi, Ankara'nın Körfez güvenlik mimarisindeki rolünü güçlendiriyor. Türkiye, son yıllarda Suudi Arabistan ile ilişkilerini onararak ekonomik ve savunma alanında iş birliğini artırdı. Mekke Anlaşması'nın operasyonel hale gelmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlikte daha aktif bir aktör olmasını sağlayabilir. Ancak bu adım, İran ile yürütülen hassas denge politikasını zorlaştırabilir. Yemen'deki savaşın uzaması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, Pakistan ile savunma iş birliği, Türkiye'nin Asya'ya açılım stratejisiyle uyumlu. Bu gelişme, Türkiye'nin çok kutuplu dış politikasında önemli bir sınav olacak.