İsrail ordusunun, Lübnan ile Haziran ayında varılan ve İsrail'in Lübnan topraklarından kademeli olarak çekilmesini öngören çerçeve anlaşmasına rağmen, Güney Lübnan'da yeni bir savaş aşamasına hazırlandığı bildirildi. Konuya yakın kaynaklara dayandırılan habere göre, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), bölgede artan gerilim ve Hizbullah'ın varlığını gerekçe göstererek operasyonel planlarını güncelliyor. Bu gelişme, bölgede kırılgan bir ateşkesin hüküm sürdüğü bir dönemde geldi.
Anlaşmaya rağmen artan gerilim
Haziran ayında İsrail ve Lübnan arasında varılan çerçeve anlaşması, İsrail'in Lübnan topraklarından aşamalı olarak çekilmesini ve sınır bölgesinde güvenliğin sağlanmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanmasında taraflar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor. İsrail, Hizbullah'ın anlaşma hükümlerini ihlal ettiğini ve silahlı varlığını koruduğunu savunurken, Lübnan hükümeti İsrail'in çekilme takvimine uymadığını belirtiyor.
İsrail ordusunun yeni aşama hazırlığı, özellikle sınır hattında son haftalarda artan çatışmalar ve karşılıklı suçlamaların ardından geldi. IDF yetkilileri, Hizbullah'ın Litani Nehri'nin güneyinde askeri altyapı oluşturduğunu iddia ederken, Hizbullah ise İsrail'in ihlallerine karşı kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.
Bölgesel uzmanlar, İsrail'in yeni bir kara operasyonu veya geniş çaplı hava saldırıları düzenleme ihtimalinin düşük olmadığını, ancak bunun büyük bir bölgesel çatışmayı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Lübnan zaten derin bir ekonomik krizle boğuşurken, yeni bir savaş ülkeyi daha da istikrarsızlaştırabilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Güney Lübnan'daki gelişmeler, Orta Doğu'nun hassas güç dengesini doğrudan etkiliyor. İran, Hizbullah'ın en önemli destekçisi konumunda ve İsrail'e karşı olası bir operasyonda Hizbullah'ın yanında yer alacağını defaatle dile getirdi. Bu durum, İran ile İsrail arasında doğrudan bir çatışma riskini artırıyor.
ABD yönetimi, hem İsrail hem de Lübnan üzerinde itidal çağrısı yaparken, anlaşmanın korunması için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak Washington'un bölgedeki etkisi son yıllarda azalırken, Rusya ve Çin'in Orta Doğu'da artan rolü dikkat çekiyor.
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), bölgede istikrarı sağlamakla görevli olsa da, yetkilerinin sınırlı olması nedeniyle taraflar arasındaki gerilimi düşürmede yetersiz kalıyor. UNIFIL, son raporlarında İsrail ve Hizbullah arasındaki ihlallerin arttığını ve sivil halkın güvenliğinin tehdit altında olduğunu vurguladı.
Avrupa Birliği de olası bir çatışmanın Akdeniz'deki istikrarı bozacağı endişesiyle taraflara diyalog çağrısı yapıyor. Ancak AB'nin bölgede etkili bir baskı aracı bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Lübnan'da tırmanan gerilim, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Lübnan'ın istikrarına ve toprak bütünlüğüne önem veriyor; olası bir İsrail operasyonu, bölgede yeni bir mülteci dalgası yaratabilir ve Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabilir. Ayrıca Türkiye, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmanın Suriye ve Irak'a yayılmasından endişe ediyor. Ankara, diplomatik kanalları kullanarak tarafları itidale davet ediyor ve Birleşmiş Milletler çatısı altında kalıcı bir barış için çaba gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'daki arabuluculuk rolünü daha da önemli kılıyor.