Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye liderlerinin Ağustos ayında imzaladığı Mekke Ortak Savunma İttifakı, bölgesel güvenlik işbirliğinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Ancak Eylül başında Husilerin Yemen'de yeni bir saldırı başlatması, bu ittifakın Pakistan'ı Yemen çatışmasına çekip çekmeyeceği sorusunu gündeme getirdi.
Mekke Paktı'nın Kapsamı ve Belirsizlikler
Ağustos ayında Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma İttifakı, üç ülke arasında askeri işbirliğini ve kolektif savunma taahhütlerini içeriyor. Anlaşmanın metni tam olarak kamuoyuna açıklanmasa da, taraflardan birine yönelik saldırının tümünü hedef alacağı belirtiliyor. Bu tür bir taahhüt, Pakistan'ın Yemen'deki Husi saldırılarına karşı Suudi Arabistan'a askeri destek sağlaması gerekip gerekmediği sorusunu doğuruyor.
Pakistan, geçmişte Suudi Arabistan'ın Yemen müdahalesine doğrudan asker göndermemiş, ancak Suudi Arabistan'a sınır güvenliği ve eğitim konusunda destek sağlamıştı. İslamabad yönetimi, Yemen savaşının kendi iç güvenliğini ve ekonomisini olumsuz etkileyeceğinden endişe ediyor. Ayrıca Pakistan'ın İran ile olan karmaşık ilişkileri, Husileri destekleyen Tahran'a karşı doğrudan bir cephede yer almasını zorlaştırıyor.
Uzmanlar, Mekke Paktı'nın caydırıcılık işlevi görebileceğini, ancak Pakistan'ın Yemen'e asker gönderme konusunda isteksiz olduğunu belirtiyor. Anlaşmanın maddeleri arasında 'gerektiğinde askeri güç kullanımı' ifadesi yer alsa da, bunun nasıl uygulanacağı belirsiz. Pakistan Savunma Bakanı geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, 'Yemen'de barış ve istikrarın sağlanması için diplomatik çözümlere öncelik veriyoruz' diyerek askeri seçeneği ötelemişti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Husilerin Eylül başındaki saldırısı, Suudi Arabistan'ın güney sınırındaki güvenlik endişelerini artırdı. Suudi liderliğindeki koalisyon, Yemen'de yıllardır Husilere karşı mücadele ediyor ancak kesin bir zafer elde edememiş durumda. Bu yeni saldırı, koalisyonun askeri kapasitesini ve stratejisini sorgulatıyor. ABD ve Batılı ülkeler, Husilerin İran'dan aldığı destek nedeniyle bölgesel istikrarın bozulmasından endişeli.
Küresel petrol arzının önemli bir kısmı bu bölgeden geçiyor ve Yemen'deki çatışmaların yayılması enerji fiyatlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Mekke Paktı'nın NATO benzeri bir yapıya dönüşme potansiyeli, bölgesel güç dengesini değiştirebilir. İran, bu ittifakı kendine karşı bir hamle olarak görüyor ve Husilere verdiği desteği artırabilir. Rusya ve Çin ise bölgedeki gelişmeleri dikkatle izliyor; özellikle Çin'in Suudi Arabistan ve İran ile olan ekonomik ilişkileri, tutumunu etkileyebilir.
Türkiye'nin ittifaktaki rolü ise dikkat çekici. Ankara, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son yıllarda düzeltme yolunda adımlar atmıştı. Mekke Paktı, Türkiye'ye Körfez'de askeri varlık gösterme ve bölgesel güvenlik mimarisinde söz sahibi olma imkanı tanıyor. Ancak Türkiye'nin Yemen savaşına doğrudan müdahil olması, İran ile olan ilişkilerini ve Katar krizi sonrası dengeleri etkileyebilir. Şu ana kadar Türkiye'den Yemen'e asker gönderileceğine dair resmi bir açıklama gelmedi. Ancak ittifakın gereklilikleri, Türkiye'yi de zorlayabilir.
Pakistan'ın kararı, ittifakın geleceği açısından kritik. İslamabad, ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor ve Suudi Arabistan'dan aldığı mali desteğe bağımlı. Bu nedenle Suudi taleplerini tamamen geri çevirmesi zor. Ancak kamuoyu baskısı ve ordunun Yemen'deki tecrübeleri, askeri katılımı sınırlayabilir. Pakistan, muhtemelen sembolik destek ve istihbarat paylaşımı gibi yollarla ittifak yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışacak.
Mekke Paktı'nın uzun vadeli etkileri, üye ülkelerin ortak tehdit algılarına ve İran'ın tepkisine bağlı. Şu aşamada Pakistan'ın Yemen'e kapsamlı bir askeri müdahalesi düşük olasılık olarak görülüyor. Ancak Husilerin saldırıları devam ederse ve Suudi Arabistan toprak kaybederse, ittifakın harekete geçmesi gündeme gelebilir. Bu durumda Türkiye ve Pakistan'ın tutumu, savaşın seyrini belirleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mekke Paktı, Türkiye'ye Körfez güvenliğinde daha aktif rol oynama fırsatı sunuyor. Ancak Yemen'e askeri müdahale, Türkiye'nin İran ile ilişkilerini ve Orta Doğu'daki dengeleri olumsuz etkileyebilir. Türkiye, ittifak içinde diplomatik çözümlere ağırlık vererek hem Suudi Arabistan ile işbirliğini güçlendirebilir hem de İran'ı karşısına almaktan kaçınabilir. Ayrıca, Yemen savaşının uzaması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları için risk oluşturuyor. Bu nedenle Ankara, ittifakın askeri boyutundan ziyade siyasi ve ekonomik işbirliği boyutunu öne çıkarabilir.