ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (ICC) yönelik yaptırım hazırlığında olduğu öne sürüldü. İddiaya göre yaptırımlar, mahkemenin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama emrine misilleme olarak planlanıyor. Söz konusu adımın, ICC'nin savaş suçlarını soruşturma kapasitesini ciddi biçimde zayıflatması bekleniyor.
Yaptırımların Arka Planı ve Kapsamı
Habere göre Trump yönetimi, ICC yetkililerine yönelik mal varlığı dondurma ve seyahat yasağı gibi cezai yaptırımlar üzerinde çalışıyor. Ayrıca mahkemeye finansal destek sağlayan ülkelere ve kurumlara da yaptırım uygulanabileceği belirtiliyor. Bu tür adımların, ICC'nin uluslararası alandaki meşruiyetini ve operasyonel kabiliyetini sarsacağı değerlendiriliyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2024 yılında İsrail'in Gazze'de işlediği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında Başbakan Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Mahkeme ayrıca Hamas liderleri hakkında da tutuklama emri düzenlemişti. Bu kararlar, İsrail ve ABD tarafından sert şekilde eleştirilmiş, ancak mahkeme bağımsızlığını vurgulamıştı.
ABD, 2002 yılında ICC'yi kuran Roma Statüsü'nü imzalamamış olsa da, mahkemenin çalışmalarını çeşitli dönemlerde desteklemiş veya eleştirmişti. Özellikle 2020'de Trump yönetimi, ICC'nin Afganistan ve İsrail soruşturmalarına misilleme olarak bazı mahkeme yetkililerine yaptırım uygulamıştı. Ancak o dönemdeki yaptırımlar, şimdi planlanandan daha sınırlı kalmıştı.
Yeni yaptırımların, mahkemenin soruşturmalarını yürütmesi için kritik olan finansal kaynaklara ve personel hareketliliğine darbe vuracağı öngörülüyor. ICC'nin yıllık bütçesinin büyük bölümü taraf ülkelerin katkılarıyla sağlanıyor. ABD yaptırımları, bu ülkelerin katkılarını askıya almasına veya mahkemeyle iş birliğini kesmesine yol açabilir.
Uluslararası Hukuk ve Küresel Tepkiler
Uluslararası hukuk uzmanları, ICC'ye yönelik yaptırımların kural temelli uluslararası düzeni zayıflatacağı uyarısında bulunuyor. Mahkeme, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi en ağır suçları yargılamak üzere kurulmuştu. ABD'nin müttefiki İsrail'i korumak için mahkemeye baskı yapması, diğer ülkelerin de benzer şekilde kendi çıkarları doğrultusunda uluslararası yargı organlarını hedef almasına zemin hazırlayabilir.
Avrupa Birliği ülkeleri ve insan hakları örgütleri, olası yaptırımlara karşı çıkıyor. Fransa, Almanya gibi ülkeler mahkemenin bağımsızlığını savunurken, ABD'nin adımlarının ittifak içinde gerilim yaratabileceği belirtiliyor. Öte yandan, İsrail yanlısı bazı ABD'li senatörler yaptırımları destekliyor ve ICC'nin yetkisini aşan bir tutuklama emri çıkardığını savunuyor.
Yaptırımların yürürlüğe girmesi halinde, ICC'nin Netanyahu hakkındaki tutuklama emrini uygulayacak ülkeler üzerinde caydırıcı etki yaratması muhtemel. Ancak mahkeme, taraf devletlerin iş birliği olmadan yargılama yapamıyor. Bu nedenle yaptırımlar, fiilen mahkemeyi işlevsiz bırakabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orta Doğu'da İsrail'in Gazze operasyonları ve uluslararası hukuk ihlalleri tartışmaları sürerken, ABD'nin ICC'ye yönelik olası yaptırımları bölgesel dengeleri etkileyecek. İsrail, tutuklama emri nedeniyle yurt dışı seyahatlerinde zorluk yaşıyor; bazı Avrupa ülkeleri Netanyahu'nun topraklarına girmesi halinde tutuklanabileceğini açıklamıştı. ABD'nin yaptırımları, İsrail'e olan desteğini pekiştirirken, Filistin yanlısı ülkelerin tepkisini artırabilir.
Küresel düzeyde ise bu hamle, ABD'nin uluslararası kurumlara karşı tutumunun sertleştiğini gösteriyor. Trump yönetimi, daha önce Dünya Sağlık Örgütü'nden çekilmiş ve Paris İklim Anlaşması'ndan ayrılmıştı. ICC'ye yönelik yaptırımlar, bu izolasyonist politikaların bir devamı olarak görülüyor. Uzmanlar, bunun Çin ve Rusya gibi aktörlerin uluslararası hukuk sistemine alternatif yapılar oluşturma çabalarını hızlandırabileceğini söylüyor.
ICC'nin meşruiyeti, büyük güçlerin desteğine bağlı. ABD'nin yaptırımları, diğer ülkelerin mahkemeye olan güvenini sarsabilir ve evrensel yargı fikrini zayıflatabilir. Bu durum, gelecekte savaş suçlarının cezasız kalmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ICC'nin İsrail yetkilileri hakkındaki tutuklama emrini memnuniyetle karşılamış ve Filistin'e destek vermişti. ABD'nin ICC'ye yönelik yaptırım hazırlığı, Ankara'nın uluslararası hukuk ve adalet vurgusunu daha da önemli kılıyor. Türkiye, Roma Statüsü'nü imzalamamış olsa da, uluslararası suçların cezalandırılmasını savunuyor. Yaptırımlar, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabilir; zira Ankara, ABD'nin İsrail'i koruma çabalarını eleştiriyor. Ayrıca, ICC'nin zayıflatılması, Türkiye'nin PKK/YPG gibi terör örgütleriyle ilgili uluslararası hukuk zeminindeki mücadelesini de dolaylı olarak etkileyebilir.