Orta Doğu'daki askeri ve jeopolitik gelişmeler, son haftalarda savunma çevrelerinin odağında yer alıyor. Bölge masası editörü Agnes Helou, bu gelişmeleri Dubai merkezli savunma analisti Riad Kahwaji ile ele aldı. Öne çıkan başlıklar arasında, Yemen'de Husilere karşı kurulan Mekke Paktı, Katar'a sıvılaştırılmış doğalgaz taşıyan tankerlerin güvenliği ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) yeni insansız hava aracı (İHA) gücü yer alıyor.
Mekke Paktı: Yemen'de yeni bir ittifak
Mekke Paktı, 2023 yılının Nisan ayında Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde imzalanan ve Yemen'deki meşru hükümete destek amacıyla kurulan bir koalisyonu ifade ediyor. Bu pakt, Husilere karşı askeri operasyonları koordine etmek ve Yemen hükümetine lojistik destek sağlamak üzerine kurulu. Pakta dahil olan ülkeler arasında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn gibi Körfez ülkeleri bulunuyor. Paktın temel hedefi, Yemen'deki ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve siyasi sürecin ilerletilmesi olarak açıklanmıştı.
Ancak analistlere göre, Mekke Paktı'nın etkinliği tartışmalı. Kahwaji, bu paktın daha çok siyasi bir mesaj niteliği taşıdığını, askeri anlamda ciddi bir güç birleşmesi sağlamadığını belirtiyor. Yemen'deki durumun, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki nüfuz mücadelesi nedeniyle karmaşıklaştığına dikkat çeken analist, bu durumun Husilere karşı yürütülen mücadelede koordinasyon eksikliğine yol açtığını ifade ediyor.
Katar tankerleri ve CENTCOM'un yeni drone gücü
Basra Körfezi'nden geçen ve Katar'dan çıkan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tankerleri, son dönemde İran'ın tehditleri nedeniyle dikkat çekiyor. İran'ın, Katar'ın gaz yataklarına yönelik olası bir askeri müdahalesi, küresel enerji piyasalarını olumsuz etkileyebilecek bir risk oluşturuyor. ABD, bu tankerlerin güvenliğini sağlamak amacıyla bölgeye ek askeri varlık konuşlandırmış durumda. CENTCOM, bu kapsamda yeni bir İHA filosu oluşturdu. Bu filo, keşif ve istihbarat görevlerinin yanı sıra, olası saldırılara karşı tankerleri koruma amacı taşıyor.
Kahwaji, CENTCOM'un yeni drone gücünün, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve caydırıcılığını artırma çabası olarak değerlendiriyor. İnsansız hava araçlarının, özellikle deniz güvenliği operasyonlarında etkin bir şekilde kullanıldığını vurgulayan analist, bu birimin, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerde yaşanabilecek krizlere karşı hazırlıklı olduğunu belirtiyor.
Bölgesel yansımalar
Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Mekke Paktı, Körfez ülkeleri arasındaki iş birliğini artırmayı hedeflerken, İran'ın bölgedeki askeri faaliyetleri ise ABD'nin müttefikleriyle koordinasyonunu güçlendirmesine neden oluyor. Katar'ın enerji ihracatı, dünya ekonomisi için hayati önem taşıyor; bu nedenle tanker güvenliği küresel bir öncelik haline gelmiş durumda. CENTCOM'un yeni İHA filosu, bu konudaki askeri hazırlığın bir parçası olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından çeşitli sinyaller içeriyor. Türkiye, Katar ile güçlü askeri ve ekonomik bağlara sahip; Katar'daki askeri üssü ve enerji iş birlikleri, tanker güvenliğinin Türkiye için de önemli olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Yemen'deki siyasi sürece verdiği destek, Körfez ülkeleriyle ilişkilerinde hassas bir denge gerektiriyor. Mekke Paktı'nın, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu dolaylı olarak etkileyebileceği söylenebilir. Öte yandan, ABD'nin bölgedeki İHA gücünü artırması, Türkiye'nin kendi insansız hava aracı sistemlerindeki ilerlemelerle karşılaştırıldığında, savunma sanayii rekabetinde yeni bir boyut oluşturuyor. Türkiye'nin bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve kendi stratejik çıkarları doğrultusunda hareket etmesi bekleniyor.