ABD'de federal yoksullara sağlık sigortası programı Medicaid'e yönelik iş şartları 2025 yılında yürürlüğe girerken, en az altı eyalet bireylerin çalışamayacak kadar hasta olduklarını belgelemelerini zorunlu kılacak yeni düzenlemeler hazırlıyor. Bu eyaletler, iş şartlarından muafiyet talep eden kişilerden doktor raporu, engellilik belgesi veya benzeri kanıtlar isteyecek. Uygulama, milyonlarca düşük gelirli Amerikalının sağlık sigortasını kaybetmesine yol açabilecek tartışmalı bir politika değişikliği olarak öne çıkıyor.
İş Şartları ve Muafiyet Tartışması
Medicaid, ABD'de düşük gelirli bireylere ve ailelere sağlık hizmeti sunan en büyük kamu sigorta programı. 2010'da yürürlüğe giren Affordable Care Act (ACA) kapsamında birçok eyalet Medicaid kapsamını genişletti. Ancak bazı eyaletler, çalışma çağındaki yetişkinler için aylık belirli bir saat çalışma, iş arama, eğitim veya gönüllülük şartı getirmeye başladı. Federal hükümet daha önce bu tür şartları reddetmiş, ancak 2023'teki mahkeme kararları ve yeni yönetim politikalarıyla birlikte eyaletlere daha fazla esneklik tanındı.
2025'te yürürlüğe girecek şartlar, en az altı eyalette (Arkansas, Idaho, Louisiana, Mississippi, Montana ve Oklahoma gibi) uygulanacak. Bu eyaletler, iş şartını karşılamayan kişilerin Medicaid'den çıkarılmasını öngörüyor. Ancak hastalık, engellilik veya bakım yükümlülüğü gibi nedenlerle muafiyet talep edenlerden resmi belge istenecek. Örneğin Arkansas'ta, muafiyet başvurusunda bulunan kişilerin doktor onaylı sağlık raporu sunması gerekecek. Benzer şekilde Idaho'da, engellilik durumunu kanıtlamak için Sosyal Güvenlik İdaresi'nden belge alınması şartı aranacak. Bu düzenlemeler, bürokratik engelleri artırarak gerçekten hasta olan kişilerin bile sigortadan düşmesine neden olabilir.
Eleştirmenler, bu tür belge zorunluluklarının düşük gelirli bireyler için aşılmaz birer engel oluşturduğunu belirtiyor. Sağlık hizmetine erişimi olmayan kişilerin doktora gidip rapor alması zaten zorken, bir de idari işlemlerle uğraşmaları bekleniyor. Ayrıca, eyaletlerin bu belgeleri işleme koyacak altyapıya sahip olmadığı ve süreçlerin aylarca sürebileceği ifade ediliyor. Destekçiler ise şartların programın mali sürdürülebilirliğini sağladığını ve kişileri çalışmaya teşvik ettiğini savunuyor. Ancak araştırmalar, iş şartlarının istihdamı artırmadığını, sadece sigortalı sayısını düşürdüğünü gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu gelişme, dünya genelinde sosyal güvenlik reformlarına ilişkin tartışmaları da etkiliyor. Birçok ülke, sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için çaba gösterirken, ABD'de tam tersi bir yönelim görülüyor. Bu durum, uluslararası sağlık örgütleri ve insan hakları grupları tarafından endişeyle izleniyor. Özellikle COVID-19 sonrası dönemde, evrensel sağlık kapsayıcılığı hedefiyle çelişen bu politikalar, küresel sağlık eşitsizliğini derinleştirebilir. Ayrıca, ABD'deki eyalet bazlı uygulamalar, federal sistemin parçalı yapısını gözler önüne seriyor; bazı eyaletler genişletici politikalar izlerken, diğerleri kısıtlayıcı adımlar atıyor.
Türkiye gibi ülkeler için ise bu haber, sosyal güvenlik sistemlerinin tasarımında dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'de Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında gelir testi ve prim ödeme koşulları bulunuyor, ancak iş şartı gibi doğrudan çalışma zorunluluğu yok. ABD'deki gelişmeler, sağlık hakkının piyasa koşullarına terk edilmesinin yol açabileceği sorunlara örnek teşkil ediyor. Türkiye, sağlıkta evrensel kapsayıcılığı koruyarak, bürokratik engelleri azaltmaya yönelik adımlar atabilir. Ayrıca, ABD'deki bu tür politikalar, Türkiye'deki sağlık turizmi ve uluslararası hasta hareketliliği açısından da dolaylı etkiler yaratabilir; zira ABD'den gelebilecek hastaların profili değişebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de Medicaid iş şartlarının sertleşmesi, Türkiye'nin sağlık politikaları için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, küresel sağlık trendleri açısından dersler barındırıyor. Türkiye, vatandaşlarına sunduğu genel sağlık sigortası ile önemli bir sosyal güvence sağlıyor; ancak benzer şekilde gelir testi ve prim koşulları zaman zaman tartışma yaratıyor. ABD'deki uygulama, sağlık hakkının çalışma şartına bağlanmasının, en savunmasız grupları mağdur edebileceğini gösteriyor. Türkiye, sağlıkta evrensel kapsayıcılığı güçlendirerek ve bürokrasiyi azaltarak, bu tür olumsuzluklardan korunabilir. Ayrıca, ABD'deki gelişmeler, Türkiye'nin sağlık sistemi reformlarına ilişkin uluslararası karşılaştırmalarda referans noktası olabilir. Türkiye, sağlık hizmetlerine erişimde fırsat eşitliğini önceliklendirerek, küresel sağlık eşitsizliğiyle mücadelede örnek bir model sunabilir.