Fransa'nın Marsilya kenti yakınlarında, büyük suç örgütü DZ Mafia ile bağlantılı olduğu iddia edilen beş kişi, 2020 yılında uyuşturucu karşıtı aktivist Amine Kessaci'nin ağabeyi Abdelkader Kessaci'yi öldürmekle suçlanıyor. Dava pazartesi günü başlıyor. Amine Kessaci şu anda Aix-en-Provence belediye başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. Bu dava, mafya tarzı uyuşturucu kaçakçılığı ağlarının oluşturduğu tehdidi gözler önüne seriyor.
Olayın Arka Planı
2020 yılında işlenen cinayet, Marsilya'nın kuzey banliyölerinde uyuşturucu ticaretiyle mücadelede aktif rol alan Kessaci ailesini hedef aldı. Amine Kessaci, kardeşinin ölümünün ardından uyuşturucuyla mücadele çalışmalarını sürdürdü ve siyasete atılarak Aix-en-Provence belediye başkan yardımcısı oldu. DZ Mafia, Marsilya ve çevresinde uyuşturucu kaçakçılığı, gasp ve cinayet gibi suçlarla anılan bir örgüt olarak biliniyor. Fransız yetkililer, son yıllarda artan silahlı şiddet olaylarına karşı operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda. Beş sanığın yargılanacağı dava, bölgede uyuşturucu ticaretinin yol açtığı güvenlik sorunlarına dikkat çekiyor.
Cinayetin işlendiği dönemde Kessaci ailesi, mahallelerinde uyuşturucu satıcılarına karşı bir hareket başlatmıştı. Bu durum, örgütün aileyi hedef almasına yol açtı. Amine Kessaci, ağabeyinin ölümünden sonra da mücadelesini sürdürdü ve uyuşturucuyle mücadele konusunda ulusal düzeyde tanınan bir figür haline geldi. Dava, Fransa'da uyuşturucu kartellerinin siyasi ve toplumsal aktörlere yönelik tehditlerini göstermesi açısından da önem taşıyor.
Fransa İçişleri Bakanlığı verilerine göre, Marsilya'da son yıllarda uyuşturucu ticareti kaynaklı cinayetlerde artış yaşanıyor. 2023 yılında kentte 49 kişi silahlı saldırılarda hayatını kaybetti. Yetkililer, DZ Mafia gibi örgütlerin gençleri de saflarına kattığını ve şiddet eylemlerini çeşitlendirdiğini belirtiyor. Bu dava, örgütün lider kadrosuna yönelik önemli bir yargı sınavı olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Marsilya, Akdeniz'in en büyük limanlarından biri olarak uyuşturucu kaçakçılığında kritik bir transit nokta konumunda. Güney Amerika'dan gelen kokain, Batı Avrupa'ya buradan dağıtılıyor. DZ Mafia gibi örgütler, bu ticaretten pay almak için şiddet kullanmaktan çekinmiyor. Fransa'da uyuşturucu ticaretiyle mücadele, Avrupa Birliği'nin de gündeminde. AB, organize suçlarla mücadele için üye ülkeler arasında işbirliğini artırmayı hedefliyor. Avrupa Polis Teşkilatı (Europol), son raporlarında Batı Balkanlar ve Akdeniz hattında uyuşturucu kaçakçılığının arttığına dikkat çekiyor.
Dava, Fransa'nın iç güvenlik politikaları açısından da bir test niteliğinde. Hükümet, uyuşturucu çetelerine karşı daha sert önlemler alacağını açıklamıştı. Ancak sivil toplum kuruluşları, yalnızca kolluk kuvvetleriyle mücadelenin yeterli olmadığını, sosyo-ekonomik kök nedenlerin de ele alınması gerektiğini savunuyor. Amine Kessaci gibi isimler, hem mağdur ailelerin sesi hem de politika yapıcılar arasında köprü işlevi görüyor. Bu davanın sonucu, Fransa'da uyuşturucuyle mücadelede yargının etkinliği konusunda bir gösterge olacak.
DZ Mafia'nın son yıllarda Marseille'nin yanı sıra diğer Avrupa ülkelerinde de faaliyet gösterdiği iddia ediliyor. Örgütün, İspanya ve İtalya'daki suç gruplarıyla bağlantılı olduğu yönünde istihbarat raporları bulunuyor. Bu durum, uluslararası işbirliğini zorunlu kılıyor. Türkiye de Akdeniz'de artan uyuşturucu kaçakçılığından etkilenebilecek ülkeler arasında. Türk yetkililer, özellikle son yıllarda Avrupa'ya yönelik uyuşturucu sevkiyatında Türkiye'nin transit ülke olarak kullanılmaya çalışıldığını belirtiyor. Bu tür davalar, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel güvenlik ağlarının önemini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Marsilya'daki DZ Mafia davası, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de Akdeniz havzasındaki uyuşturucu kaçakçılığı ağlarının ulaştığı boyutu göstermesi açısından önemli. Türkiye, Avrupa'ya yönelik uyuşturucu ticaretinde hem hedef hem de transit ülke konumunda. Fransa'da mafya tarzı örgütlerin siyasi figürlere yönelmesi, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel güvenlik işbirliklerini gerekli kılıyor. Türk güvenlik birimleri, son yıllarda Avrupa ülkeleriyle ortak operasyonlarla uyuşturucu kaçakçılığına darbe indiriyor. Bu dava, Türkiye'nin AB ile adalet ve içişleri alanındaki diyaloğunun önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, uyuşturucuyle mücadelede toplumsal aktörlerin rolü konusunda Türkiye'ye örnek teşkil edebilecek bir süreç.